• İstanbul22 °C
  • Erzincan30 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ACEMOĞLU KÖPRÜSÜ
16 Eylül 2007 Pazar 00:00

ACEMOĞLU KÖPRÜSÜ

ACEMOĞLU KÖPRÜSÜHer köprüyü bir Melek bekler.. ZAMAN denen girift bilmecenin bir dönemecinde, "Sancak Merkezi" olan Kemah'tan Erzincan'a doğru giderken, Fırat Nehri, kah sağınıza, kah

ACEMOĞLU KÖPRÜSÜ

Her köprüyü bir Melek bekler..

 

ZAMAN denen girift bilmecenin bir dönemecinde, "Sancak Merkezi" olan Kemah'tan Erzincan'a doğru giderken, Fırat Nehri, kah sağınıza, kah solunuza ge­çerek hemen yanınızda size refakat eder.

Bu yarenlik, mevsimine göre kabına sığmayan acele ve köpüklü sularındaki ürperti veren korkuyla olabildiği gibi, yorgun ve durgun akışındaki kemaliyle ömrünün hazanını yaşayan bir piri faninin irfanı ve umranı şeklinde de olabilir. Bu irfandan istifade, biraz kişinin iliklerinin hamurunda coşkun akan de­relerin, deli coşan böyle çayların suyunun bulunma­sına bağlıdır. Toprak kokan elleriyle sıktığı taşın su­yunu çıkaran yiğit köy delikanlıları vardır ya; işte öy­le bir şey.

Bizim meşhur "Soğuk Suları" geçince, hani şu TRT-1'de haberlerden önce enstrümantal bir müzik eşliğinde gösterilen "Kevser berraklığında" akan su­lar var ya, işte orasını geçince, Güvercinlik deresinin yıllar yılı bin sabırla açtığı vadinin üzerine 'küçük bir hile' ile konduruluverilen köprüden geçer, karayo­luyla demiryolunun kapı komşusu olduğu Kazantaşı mevkiine gelirsiniz.

Muhtemelen, Ademoğlunun alnının yazısı bit­mek-tükenmek bilmeyen yolculuklarından iddiasız ve mütevazi olanlarından birini yapıyorsunuzdur. Kim bilir bizden önce kimler geldi geçti bu yollar­dan, sizden sonra geçecek olanlardan başka.

Belki bir zamanlar katar katar deve kervanları "Kazancın çoğu ticarette" deyip sıra sıra Cenup'tan Şimal' e, bu yolları arşınlayıp başka iklimlere, başka coğrafyalara sefere çıktılar.

Siz hayalhanenizdeki bu tasavvurlarla hemdem olurken; birden nazarınıza çarpan, Acemoğlu Kanyo­nunun boynunda bir gerdan zarafetiyle duran bir taş köprünün füsunuyla irkilir ve büyülenirsiniz.

Kocaman sert kaya kütlelerinden oluşmuş bir te­penin tam ortasından, sanki Hz. Ali'nin Zülfikar'ıy­la ikiye bölünmüşçesine azametli bir vadinin koy­nundan akan nehrin dudakları üzerine bir dantele  gibi işlenmiş, ismi bile kendi kadar tarih olan bir taş , köprü: Acemoğlu Köprüsü. Görüp geçirdiği devir ve devranın belki bugün tek şahidi ve sahibi:

Kim bilir üzerinden nice düğün alaylarıyla kınalı gelinler geldi geçti... Kaç koç yiğit delikanlı, altından akan azgın e kükreyen suların aman vermez girdap­larında bilinmezlere doğru kanatlanıp uçup gitti. Emeği, estetiği ve sanatı asırların ötesine taşıma ka­biliyeti ola "TAŞ" var ya  işte ondan yapılma. Na­mını da, banileri Acem'lerden almış bir köprü.

Sadece nazarında estetik ve mimarinin cetvelleri olan hoş nazarları değil, altından akıp giden deli-bu­lanık Fırat'ın suyunu bile mest edip, etrafında dön­dürecek kadar zarif ve bir zarafet abidesi. Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususu ismine istina­den Acemlere dayandırılan asrın şahidi, çağların yükünü hiç yorulmadan sırtında taşıyan bir bilge.

"Her köprüyü bir melek beklermiş" buyuruyor bir ehli kalem büyüğümüz. Şüphesiz bu irrasyonel kaide bizim Acemoğlu için de geçerli olsa gerek. Za­manında kervan yolu için yapılan bu köprü, bugü­nün ulaşım vasıtalarına da tonajına ve hacmine bak­maksızın bir Eyüp sabrıyla tahammül ediyor. Bu ta­hammül ve takatte biraz da nöbetçi meleğin tasarru­fu ve muaveneti olduğu söyleniyor halk arasında.

Maalesef 22 Nisan 1996 günü, nöbet değişimin­de herhalde görevi Azrail almış olacak ki; 14 vatan evladı Mehmetçik bu köprüden Fırat'ın azgın sula­rından birer üveyik olup kanatlanıp gitti, nöbetçi meleğin kanatları altında ... Şehitlik mertebesine yükselen bu delikanlıların kim bilir hangi hayalleri vardı hülyalarında, hangi hevesleri kaldı kursakların­da ...

Bunları bilmekten öte, topraktan ve sudan mü­rekkep garip vücutlarını bile geri alamadık ki Fırat'ın kollarından, heveslerini bilebilelim.

Vazifemiz mes'ul aramak değil; sorumluluğun ne köprüyü bekleyen Melek'te, ne Karasu'da, ne de ka­dim köprü Acemoğlu'nda olduğu kanaatindeyiz. Bel­ki de bu, bir köprünün isyanıydı; yahut asrın insanı­na anlayacağı lisanda elemli bir ihtarı, bir tembihiy­di.

Küçük bir istirham; yolunuz bu taraflara düşer de şayet bu köprüden geçerseniz, ismini ve memleketi­ni dahi bilmediğiniz, size meçhul bu 14 askerimize, lütfen bir Fatiha veya bildiğiniz bir duayı okuyun. Belki kanatlanıp gittikleri yerlerden size bakıyorlar­dır kim bilir ...

 

 

Kaynak:

Bir Bıldırcın Misali

Yılmaz Kurt

(Eski Kemah Kaymakamı)

Ötüken Neşriyat 2006

Bu haber toplam 7816 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA