• İstanbul11 °C
  • Erzincan5 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çiğdemli 1.  Fidan Dikim Şenliği Seferberliği
27 Mart 2008 Perşembe 00:00

Çiğdemli 1. Fidan Dikim Şenliği Seferberliği

                      21-26 Mart'ın Orman Haftası olması ve Nisan ayının Fidan dikme zamanı

                      21-26 Mart'ın Orman Haftası olması ve Nisan ayının Fidan dikme zamanı olması münasebetiyle, Çiğdemli 1.  Fidan Dikim Şenliği adı altında fidan dikme şenliği düzenlemeye ve her sene bu etkinliği tekrarlayıp birinci, ikinci, üçüncü... şeklinde gelenekselleştirmeye karar verdik. Bütün Kemah Köylerini şenliğimize davet ediyoruz. İstedik ki hepimizin bir dikili ağacı olsun. Çocuklarımız Çiğdemli 1. Fidan Dikim Şenliği'nin 20. ve 30. larını yapsın. Bizim diktiğimiz fidanları görsünler ve kendi çocuklarına göstersinler.

 

 

 

             20 Nisan Pazar günü Sabah Kemerburgaz'ın Kuzeyinde Orman Bakanlığı'nın bizlere göstereceği bölgeye arabalarımız ve arabası olmayanlar için minibüs ile gidip hem pikniğimizi yapıp hem de fidanlarımızı dikeceğiz. Bu coşkuyu bizimle paylaşmak isteyen herkesi fidan dikmeye davet ediyoruz. Bu şenliğe katılmanın bedeli ulaşım dahil olmak üzere 1 fidan için 10 YTL.'dir. İsteyen dilediği kadar fidan alabilir. Fidan almak isteyenlerin Gençlik Kolları Başkanı Soner Yenimol'a 0533 269 09 27 nolu telefonundan ulaşıp bilgi vermeleri rica olunur. Fidan dikmek isteyip 20 Nisan'da Fidan Dikim Şenliğine katılamayacak olan kişilerin vekaleten fidanları tarafımızdan dikilecektir. İlginize şimdiden teşekkür eder, bu etkinlikte tüm herkesin duyarsız kalmayıp, biz gençleri yalnız bırakmayacağınıza yürekten inanıyoruz. 

 

Saygılarımızla,

Çiğdemli Köyü Derneği Gençlik Kolları  

           

 


 


 

 

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ağaç dikimi ile ilgili hadisleri

 

         “Yedi şey vardır ki, kişi kabirde bile olsa, onlardan sevap devamlı surette kendisine ulaşır: Öğretilen ilim, halkın istifadesi için akıtılan su, dikilen ağaç, inşa edilen mescid, okunmak üzere bağışlanan Kur’an ve iyi terbiye edilmiş evlad.” (El münavi:F. Kadir:4-87)

Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin.” (Buhari : Kahire , S:168)

“Her kim boş, kuru ve çorak bir yeri ihya edecek olursa, bu amelinden dolayı Allah tarafından mükafatlandırılır. İnsan ve hayvan ondan menfaatlandıkça orayı ihya edene sadaka yazılır.”  (F. Kadir: 6/39 )

İnsanların aşırı tüketim hırsı sonucu, çevre temel göstergeleri giderek daha da bozulmaktadır. Ormanlar azalmakta, su seviyeleri düşmekte, toprak erozyonla kaybolmakta, sulak alanlar ortadan kalkmakta, meralar bozulmakta, nehirler kurumakta, ortalama ısı yükselmekte, mercan adaları ölmekte, bitki ve hayvan türlerinin nesli tükenmektedir. Sürekli gelişen ve genişleyen küresel ekonomi, önlem alınmaz ise kendi yaşam-destek sistemi olan yerkürenin ekosistemini yok edecektir. (www.agaclandirmaseferberligi.gov.tr)

 

 


 

Dünya üzerindeki hayatımızın devamı toprak ve suyun varlığına bağlı. Her geçen gün azalan ormanlarımız, bir yandan erozyonu tetiklerken, diğer yandan da yağmurların azalmasına sebep oluyor. Bunun en feci örnekleri yaşadığımız şehir olan İstanbul’da görülmekte.

 

            Her ne kadar İstanbul’a “memleketim” demiyor olsak ta, kendi memleketimizden daha çok bu şehre borçlu olduğumuz ortadadır. Köylerden yaşanan göçler sonucu gelip buluştuğumuz İstanbul’da birkaç nesildir hayat sürdürenlerimiz dahi bulunmakta.

 

 



          On yıllar boyunca bu şehrin sağladığı imkânlar ile yaşam koşullarımızı iyileştirmeye çalıştık. Bu şehrin topraklarında yerleşip, havasını teneffüs ettik. Yağmurundan istifade edip, ormanlarında piknikler yaptık. Boğazında soluklanıp, parklarında dinlendik. Camilerinde ibadet edip, okullarında öğrenim gördük. Nihayet gün geldi mezarlıklarına gömüldük.

 

            Bütün bunlara rağmen, birkaç yıl öncesine kadar bacalarımızdan yükselen kara dumanları hoyratça gökyüzüne saldık. Araçlarımızın egzost gazlarını boşalttık yıllar boyu şehrin içlerine doğru. Yetmedi çöp dağları kurduk, tabiatın en mahrem köşelerinde. Kanalizasyon atıklarımızı denizlere boca ederken, sonuçlarını hesap edenimiz kaç kişiydi acaba?

 

            Artık yeter!

 

            Bu güzel ve son yuvamıza borcumuzu ödemenin zamanı geldi. Yaptığımız korkunç tahribatı asla geri çeviremeyeceğiz. Ancak küçük de olsa telafi etme imkânlarımız var. Bu yolların ilki şehrin ciğerlerine taze kan pompalamaktan geçiyor. Yani ağaç dikmekten.

 


  

            Bakmayın siz bir fidancığın narin endamına. Çok iş var onda. Toprağa sahip çıkmak ilk mahareti. Yağmurlar yağdırmaksa cabası. Yeşil örtüsüne hayran olmamak elde mi? Ya gölgesinde serinlemek. Üstüne bir de kâğıdımızın, kalemimizin hammaddesi oluşunu da unutmamalı.

 

Bir de çöle dönen barajları, günün birinde akmayacak muslukları ve kasıp kavrulacak topraklarınızı da unutmayın. Sahi ne diyordu o şarkı:

 

Tohumlar fidana
Fidanlar ağaca
Ağaçlar ormana
Dönmeli yurdumda

Yuvadır kuşlara
Örtüdür toprağa
Can verir doğaya
Ormanlar yurdumda

Bir tek dal kırmadan
Ormansız kalmadan
Her insan bir fidan
Dikmeli yurdumda

Yuvadır kuşlara
Örtüdür toprağa
Can verir doğaya
Ormanlar yurdumda

 

 

Haber / Kaynak : Soner Yenimol / Adem Yıldızer

Bu haber toplam 1048 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA