• İstanbul23 °C
  • Erzincan27 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Çocukluğumun Baharı

20 Nisan 2013 Cumartesi 12:10

Çocukluğumun Baharı

 

Her mevsimin elbette kendine has güzellikleri vardır. Bu gerçeği kabul etmekle beraber, ilkbaharı daha da bir başka seviyorum. Hele bir de bu bahar, her yerin yeşile boyandığı, kuzu melemeleri ile kuş cıvıltılarının birbirine karıştığı "şikar" yaylamızda yaşanıyorsa, sevgi artık bende tutku haline dönüşüyor!..

Çocukluğumun baharını özledim… Çocukluğumu, kirlenmemiş hayallerimi, yaylamızı, kuzu meleşmesini, çayırları, çimenleri, kayısı-kiraz çiçeklerini, dereleri, tepeleri özledim...

On metre karelik, tek odalı "kom" dediğimiz yayla evimizi; içinde et, patates hatta salça bulunmayan bulgur aşımızı; kerme, keven yaktığımız taş ocakta, kara demlikte demlediğimiz tavşankanı çayımızı; geceleri bacalarda ay ışığı altında yaptığımız doyumsuz sohbetleri özledim…

Şikâr da, idare lambası ışığıyla gece ders çalışıp sabah kuzuları emzirdikten sonra okula yetişmek için beş kilometrelik yokuşu yürüyerek inip-çıktığımız zamanları özledim...

Toptaş'ı, Bağaz'ı, ışgın topladığımız Yalnızçam'ı; buz gibi gözelerinden kana kana içtiğim Daşağıl'ı; Bulutlara dokunduğum Gökbel'i; Balaşınbağı'nı, Şarşarında çimdiğimiz Korçan'ı; Danzıyer'i, Akkoz'u; gurbet ile sıla arasında ince bir çizgi olan Irfat Komları'nı özledim...

Fırat kenarında koyun otlatmayı; dağları delip, yılan gibi süzülerek, büyük bir ihtişamla gelip geçen "Doğu Ekspresi’ni"; bitmek tükenmek bilmeyen vagonlarını saymayı özledim...

Şehirden gelen sel kalıntıları arasından oyuncak traktör yapmak için zeytinyağı kutusu, tekerlekleri için kara lastik veya plastik bir top bulmak için geçirdiğim zamanlarımı özledim...

Tandır ekmeğinin arasına somun ekmeğini katık olarak koyduğumuz, öğlen azığımız bittiğinde de koyun ekmeği ile yaban pırasasını iştahla yediğimiz günleri özledim...

Çikolata, gofret, dondurmanın adını dahi bilmediğimiz günlerde, sürülmüş tarlalardan “pakkoç” toplamayı; cücügün on beşinden sonra, kar suyundan yapılan mancik pilavını; Kemah tuzu ile kuşkuş, yemlik salatasını; Korkop Çayında kiraz, Limanın Değirmeninde dut yediğimiz günleri özledim.

Topsöğüt’te, Karaburun’da, al nevruz, mor nevruz eşin burda sen nerde? Diye avazımız çıktığı kadar bağırarak baharın habercisi nevruz, demet demet karçiçeği ve çiğdem topladığımız günleri özledim…

Doğduğum, büyüdüğüm, kendimi bildiğim, ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim, havasını kokladığım, halayında oynadığım, yollarında koştuğum, “rüzgârın sert yiğidin mert”olduğu, can Erzincan-Kemah'ı, dede baba ocağım, Bozoğlak köyümün “taşını-toprağını” özledim…

Bir daha asla gidemeyeceğim, göremeyeceğim özlemlerimi özledim...

Nidayi Sevim

 

 

Bu yazı toplam 1296 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA