• İstanbul18 °C
  • Erzincan10 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
DOĞANBEYLİ KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

DOĞANBEYLİ KÖYÜ

DOĞANBEYLİ NAHİYESİ (Ermelik) Muhtar Ali Osman ÇAĞLAR, Ermelik isminin, köyün arazisinin gelirinin bir kısmının (Öşrünün), Sultan Melik Zaviye’sinin iaşe vesair masrafları için

DOĞANBEYLİ NAHİYESİ (Ermelik)

 Muhtar Ali Osman ÇAĞLAR, Ermelik isminin, köyün arazisinin gelirinin bir kısmının (Öşrünün), Sultan Melik Zaviye’sinin iaşe vesair masrafları için tahsis edilmesinden aldığını ötedenberi duyup geldiklerini söyledi. Ne de olsa bir Melik tarafından böyle kutsal ve seçkin bir işle vazifelendirilen eratın iskan edildiği karyeye, Melik’in Erleri gibi, “ERMELİK” denmesi gayet makul ve mütenasip görünüyor.

Tahrir Defter’lerindeki kayıtlara göre, 1516 DA 21 hane, 1530 da 35 hane, 1568 de köyde, 11 hane müslüman, 72 hane hristiyan ve 1591 de 97 hane nüfus varmış. Mahsulleri buğday, arpa, pamuk, şıra, bal, bakla, meyve ve bostan ürünlerinden ibaret olup, hasılatın 1516 da 7800, 1530 da 8 003, 1568 de 8 593 ve 1591 de 12 000 akça olduğu ve köyde bir değirmenin mevcut bulunduğu kayıtlarda yeralmıştır.

Ayrıca yine aynı belgelerde, kulaktan kulağa nesiller arasında nakledilen sözlü tarihin doğruluğunu tevsik babında da “Köyün 1/3 malikane hissesi Kemah’daki Melik Mengücek Gazi Zaviyesine vakfedilmiştir.” ibaresi yeralmaktadır. Köy’e “Halil İbrahim Bereketli” Hacı İbrahim Tarlalar’ından ve Ceviz ağaçlarıyla kaybolmuş Cevizlik Tarlalar’ından geçerek, Köy Deresinin üzerindeki mütevazi köprüden giriyoruz. Köyün Başı Tepesi’nin yamacına, Tandırtopraklığı ile Mısırlığın Göze Sırtlar’ının arasına kurulmuş olan köy, ufkundaki uzak tepeleri, geniş düzlükleri ve uhdesindeki köyleri nazarı altında tutmasıyla, hayli ayrıcalıklı bir coğrafyaya sahip.

 Köyün buraya konmasının bir sebebi de, “Ziyaret” dedikleri yerden çıkan kaynak suyuymuş. Ahali, özellikle kuraklık zamanlarında bu suyun başında ve Ziyaret’in yanında dualar edip, kurban kesip kan akıtırlarmış ve Hakteala da Onların dualarına anında icabet edip, yaz ortasında şakır şakır yağmur indirirmiş, kuraklıktan çatlayan topraklarına.

 Eskiden 103 hane olan köy şimdi yaz aylarında 115 haneye kadar çıksa da kışın 60 hane kalıyormuş köyde. 1936 da açılan köyün ilkokulu 24 öğrencisiyle halen eğitim veriyor. Nüfusun kalabalık olduğu zamanlarda 5 000 küçükbaş, 500 civarında da büyükbaş hayvan varmış köylerinde. O zamanlar Haziran dedimi, en az 40 hane şenliklerle düğüne gider gibi Tikyokuşundibi, Evlenk ve Dereyurt Yaylalarına çıkarlarmış. O vakitler karakovan da arıcılık yaparlarmış, ama şimdiki zamanlarda herşeyde olduğu gibi, arıcılığı da “Fenni” ye dönüştürmüşler.

Köylerinde “Gurbetçilik” çok eskiden ta “Padişahlık Zamanlarında” başlamış. Vakti zamanında “Aşçıbaşılık”, “Kuşçubaşılık” gibi hizmetler için saray’a gidenler açmışlar “Gurbet yolunu” İstanbul’a. Abdülhamid’in Kuşçubaşısı Uzunosmangilin Osman Efendi, Sultan Vahideddin’in aşçıbaşısının yardımcısı, Muhtar’ın babası Acımarukgilin Abdullah Efendi, Müdüreğilgilin Cemil ŞİŞLİ de Vahideddin’in kızı Sabiha’nın torunu Hanzade Sultan’ın aşçısıymış. İşte İstanbul’la bu “Saraylılar” sayesinde tanışan Ermelik’liler, bundan sonra akın etmeye başlamışlar.

Önceleri her Kemah’lı gibi çaycılık yapmışlar, pazarcılık, kayıkçılık, mandıracılık işleri yapmışlar. Bu işlerin dışında farklı iş olarak, Zeki SEVİMLİ 1949 da bir top kumaşla, kumaş ticaretine başlamış. Daha sonra işleri ilerletip 1970 lerde kumaş imalatına başlamış. Kendisi bu işe girince tabii olarak köylülerini de bu sektöre getirmiş. Şimdi İstanbul’daki Doğanbeyli’lerin yaklaşık % 40'ı kumaş ve konfeksiyon işiyle iştigal ediyormuş.

İstanbul’da “Doğanbeyli Köy Derneğini” 1949 da kurmuşlar ve bu dernek Türkiye’de bu tür derneklerin ikincisiymiş. Böyle kıdemli ve ilklerden olan bir derneğin başkanı olması sıfatıyla Yusuf SEVİMLİ, iftiharla anlatıyor dernek faaliyetlerini ve hemşehrileri arasındaki dayanışmayı. 1992 de Ortaköy’de derneğin kendi mülkü olan bir binaya taşınmışlar. Taziye, nişan, düğün, bayram gibi özel günlerde, köylülerle burada buluşup hasret giderirlermiş. Dernek Başkanı, İstanbul’da doğma-büyüme olduğu halde, köyüne Bebek Sırt’larındaki villaları kıskandıracak kıratta, saray yavrusu bir ev yaptırıyor ki, balkonundan tüm Ermelik Nahiyesi ayaklarınızın altında, günbatımı bütün ufuk da gözlerinizin alabildiğince önünüzde. Akşam güneşinin, yüksek tepelerden yavaş yavaş elinin eteğini toplayıp çekilmeye başladığı bir vakitte, biz de ecdad yadigarı, ata toprağı ve ana ocağı bu güzel beldelere yapılan bu güzel işlerden duyduğumuz memnuniyetle, benzerlerinin çoğalması ümit ve temennisiyle, vedalaşıp ayrılıyoruz .

Köyün Sınırları: Doğusu; Kilise Kaşın Sırt, Palandöken Gedik ve Çamlı Sırt, Batısı; Refahiye-Kemah Eski şosesi, Kuzeyi; Ağburun, Hançerin Sonu Kamber yurdu ve Mendekli Burun, Güneyi; Adam Taşı, Dereyatağı ve Kataraş.

Kaynak: Kemah Kitabı,Bir Derkenar Yılmaz Kurt (Eski Kemah Kaymakamı)

 


Munzur Dağlarına uzanan kıvrım kıvrım ırmakları,

Göklere yükselen yalçın kayalıkları,

Tanasur Deresi ve Soğuk pınarı

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Kaleye çıkıpta Kemah'ı seyretmeyi

Soğuksulardan Tanasura inmeyi,

Gâvur Kızının çardağını görmeyi

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Ağustosta Soğuk Sularını Kömürün tuzunu

Zemherinin ayazını, Şubatın karını,

Unuttun mu dedenin paslanmış sabanını

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Kışın Canavar Bayırından kızak kaymayı,

Çoban düzünde, Katmer kayada maç yapmayı,

Sultanmelik Köprüsünden Fırat'a atlamayı

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Ramazanda Soğuk pınarda iftar yemeği açmayı,

Teravihlerde camileri gezip dua etmeyi,

O güzelim semaver çayını ve muhabbetini,

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Dındırada,Galemste, Sağda tavşan, Keklik avını

Kekliği pişirip keşkeğini yemeği

Karadağda ,Şikarda Munzurda ala geyiği,

Gözelere inipte gözlemeği,kızartmayı

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Vaslının üzümünü, Hudunun karpuzunu,

Sohmeriğe çıkıpta kuzu kızartmayı

Munzur’a çıkıpta keçeyle davar otarmayı,

Hiç özlemedin mi dön gel Kemah'lım

Akşamla beraber Kemah bürünür yasa,

Ne olduda, hainlik, fesatlık girdi Kemah'a

Uzaktaki Kemahlımda hiç mi hiç yok tasa,

Bırakma baba vatanını dön gel Kemah'lım...

Necdet Altınbaş

 

Bu haber toplam 1923 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
KÖYLERİMİZDEN HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA