• İstanbul25 °C
  • Erzincan18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
DORUCA KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

DORUCA KÖYÜ

DORUCA DORUCA KÖYÜ (Hamugu) Kemah’a 60 km mesafeyle,en uzakta ve en ücradaki köyü olması hasebiyle biraz gözlerden ırak olan bu beldeye, Hani Deresi’nin yamacına değişik puntolarda

DORUCA

DORUCA KÖYÜ (Hamugu)

 

Kemah’a 60 km mesafeyle,en uzakta ve en ücradaki köyü olması hasebiyle biraz gözlerden ırak olan bu beldeye, Hani Deresi’nin yamacına değişik puntolarda ve karekterde sayısız “S” harfi çize çize çıktık. Dağın doruğunda olmasından dolayı Doruca denmiş buraya. El hak başka bir isimde zaten yakışık almazmış, Nernek Dağına yaslanmış olan bu köye. Taşın cömertçe ve mahirce kullanımıyla inşa edilen taşyapılı, konak emsal gösterişli evler. Maalesef, onların da çoğu, terkedilmişliğin ızdırabıyla viran olmuş veya olmaya yüz tutmuş.

 

Köye, güzel bir taş duvarla çevrilmiş ve içine de güzide ve güzel çam fidanlarıyla bezenmiş olan Mezarlığın yanından geçerek giriyoruz. Daha sonra öğrendiğimize göre bu çamları merhum, Gençağa Töre dikmiş. Ölülerine hürmetini bu şekilde bebek gibi bakılıp, yetiştirilen fidanlarla gösteren bir başka köyümüz ve bu kadar şirin ve sevimli bir başka kabristanımız da herhalde yok. Köye Vali Recep YAZICIOĞLU ile beraber ikinci gelişimizde aynı kanaati sayın vali “Şimdiye kadar Erzincan’ın 565 köyünü gezdim.Burası gitmediğim tek köydü ve böyle güzel bir mezarlığa rastlamadım. Hem de 1 kuruş devlet katkısı olmadan yapılmış olması ne kadar güzel.” dedi.

 

Bu dağların havasıyla büyüdüğü her halinden belli Muhtar Haydar TÖRE,sağ gözü artık haylamayan ve bunu şimdi sayısını dahi hatırlamadığı vurduğu geyiklerin ahına bağlayan 80 lik İsmail TÜFEKÇİ ve oğlu Salih karşıladılar bizi, bin şükran ve minnetlerle. Hatta yüce dağların bu tenha köşesinde, ilk defa köylerinde bir kaymakamı ve diğer devair-i devleti görmenin memnuniyetini, bir kuzunun kanıyla göstermek istemiş olacaklar ki, kurban kesmişler .

 

Köy, Şar Tepesinin öğle sonrası gölgesinde, Hasakırası taşının dibindeki bir yarın düzlüğünde, asırlık kavak, ceviz ve dut ağaçlarının arasına kurulmuş. Köyün hemen altında, Fırat Vadisinden başlayıp, Munzur zirvelerindeki Ganigastik’e kadar, dağın karnındaki yalçın kayalıkların derin uçurumlarından devam eden Hani Deresi’nin binlerce yılın bin sabırıyla açtığı kabanın azametini kelimelerin içine katıp anlatmak mümkün değil.Derenin öteki yakasında Gıdın Dağı bütün haşmetiyle muhafazasına almış sanki bu masal köyü. Etrafındaki Şar, İncehas ve Bağlar tarlaları uzun yıllardır saban demirine hasret, toprak kokan elleriyle sinesine tohum eken rençberine hasret bir halde, boş olarak tekrar o eski günlerin hayaliyle yanıp tutuşuyor gibi mahzun ve melul melul bekliyordu.

 

Muhtar eskiden köyünün 30 hane olduğunu, göçlerle şimdilerde çok azaldığını, bugün için 3 hane olduğunu söyledi. 1950’de açılan Köyün İlkokulu 1963 yılında kapanmıştır. Gerçi İstanbul’da 60 haneye ulaşan hemşehrileri yaz aylarında, buranın yayla havasını teneffüs için geldikleri ve köyün 22 haneye kadar çıktığı oluyormuş. İstanbul’da henüz resmiyetini kazanmamış, önderliğini Tevfik TÜFEKÇİ’nin yaptığı bir dernek çalışmaları varmış.Köyün içme suyu, Atçeşmedeki, Zirin kaynağından gelirmiş.

 

Köye ilk olarak gelip yerleşen ataları Horasan Anayurt’tan 5 ezbet olarak: Töreoğulları, Tüfekçioğulları, Akyollar, Doğanaylar ve Ataklar’mış. İsmail Dede asırlara dayanan asalet ve vatan sevgilerini te’yid babında “Çoluğumuz çocuğumuz asker doğmuşuz, asker öleceğiz” dedi.

 

Tahrir Defterlerinde bu köyün, 1516 da 13, 1568 de 23 hane ve 1591 de 23 hane olduğu, mahsullerinin buğday, arpa, darı, bal, bostan ve pamukdan ibaret olup, geliri 1516 da 10 600, 1568 ile 1591 de 6 400 akçaya düştüğü tesbit edilmiştir. O zaman köyde 1 adet bezirhane bulunduğundan da bahsedilmektedir. Bağlar ve Bürüncek’de kilise kalıntıları varmış eski devirlerden kalma.

 

Köyün Sınırları: Doğusu; Çakmaklı Çayırın Mağara, Kom Deresi, Harmancık ve Güney Yatak, Batısı; Karga Burnu, Attaşı, Kaplantepe ve Kilise Sırtı, Kuzeyi; Sulun Gediği, Hızan Kaşı, Hızır İlyas ve Kayakuluk Yazı, Güneyi; Mağara, İreşiğin Mağara, Yatak ve Harmancık.

 

 

Eski adı ile Hamugu 1516 da 13 hane,4 mücerred nüfusu olan ve 1530 deki durumu tespit edilemeyen köyün,1568 de 23 hane,12 mücerred,1591 de ise 23 nefer nüfusu vardı.Mahsulleri buğday,arpa,darı,bal,bostan ve pamuktan müteşekkil olup,geliri 1516 da 10.600 akçe iken 1568 ile 1591 tarihlerinde 6.400 akçeye düşmüştür.Köyde o tarihlerde bir de bezir hane vardır.

Doruca köyünün 1975 sayımına göre nüfusu 55 kişidir.

 

Kaynak:

Kemah Kitabı,Bir Derkenar

Yılmaz Kurt (Eski Kemah Kaymakamı)

Bu haber toplam 2677 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA