• İstanbul20 °C
  • Erzincan18 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Faruk Küçüktaş, Şiirler 1
01 Ekim 2008 Çarşamba 00:00

Faruk Küçüktaş, Şiirler 1

Bahat Geldi Emi  Bahar geldi emiGirçiçeği açtı ,Nağruzlar çığtıOrtalığ adama güliy adamaFeri gaçmış ayağlarıma can gözlerime ışığ geliyİstiyimki hark çıharam, gavağ sığayamŞu

Bahat Geldi Emi

 

Bahar geldi emi

Girçiçeği açtı ,Nağruzlar çığtı

Ortalığ adama güliy adama

Feri gaçmış ayağlarıma can gözlerime ışığ geliy

İstiyimki hark çıharam, gavağ sığayam

Şu hesretlik bayırlarda gıdık otaram

Bir yanımı verem o aluç köküne

İsli demlik ile çay demliyem

Gaçak tütünümden bir nefes duman çekem içime

Dumanından bıyıklarım sararsın

Sarıkızın türküsünü söyliyem

Yavri yavri yi çağıram efkar bassın üstüme

Bahar geldi emi

Çıh sivingin ücüna bağır

Ula gır ibo ,Kör salih

Vurun palanlarını,Tutun yularlarını katırların,

Çökelikli sığmayıda  bağlayın terkinize

Köyün alt başından  girin

Hane hane çağırmaya başlayın 

Eşgına gidiyoruz eşgina

Eşgina gidecek kimsedemi  kalmamışbu yerde

Allah aşkına

 

NAĞRUZLAR GİBİ

 

İğdik suyunu içen

Bir daha vazgeçemezmiş derlerdi bu yerlerden,

Hele  havasını soluyan hiç vazgeçemezmiş.

Delisinin veli olduğu yer var mı?.

Topalının Bağdat'ta,körünün Şamda olanı

Karakaşı , Kererli Recep'i,Karşıbağlı Mehmet Efendi,

Kileyle altın ölçen babanın oğlu Hamal Mehmet Şerifi...

Şimdi iğdik düzünde bir türkü söyleniyor... Bu da gelir bu da geçer ağlama.

Birileri ezengediğinde dolaşıyor nağruzlar gibi boynu bükük rengi soluk.

Eşek meydanında çoban düzü Aynalı Fayton parkıydı ,

Sıkı mı kengerlikten öteye geçemezdi çingeneler.

Şoraklık meskeniydi bağrı göbeğine kadar açık genclerin,

Her gün yatak ütülüydü ispanyol paça pantolonları

Artistik Cem Karaca ,Üç hürel şarkıları çalardı pikaplarla

Beton köprü başı kızlara laf atma fiyakaları

Öğlen sıcağı ,,ardından ,adada bataklık muhabbeti.

Gavur galesinden birilerinin şerefine balıklama atlamalar.

Sinekliğin taşının tepesinde geyik muhabbeti yatırımlar

Kaç fabrika kurduk Tımıs düzüne,kaç otel yaptık kalenin tepesine....

Yollar fiyakalı, çiçekler renk renk , tuvaletlerinde bile müzik çaldırdık

Velkome  bile yazdık  hayalden  Sultanmelik girişine

Şimdileri Daşdibi düzlügünde bir türkü söyleniyor... Bu da gelir bu da geçer ağlama .

Birileri güvercinliğin tereğinde geziyor nağruzlar gibi boynu bükük rengi soluk

Çok aldattık Kör Hüsnü dayı'yı bir kızamık şekeri almak için

Kenarı tırtırlı  geçmeyen eski paralarla.

Horto İzzeti az mı kızdırdık horto diye,

Az mı kafa bulduk Kazım dayı ile fırının önünde odun kırarken,

Bay ezizin az mı okuduk iki gün sonra gelen günaydın gazetelerini.

Eşbabiye ile asker sigarası takası yapalım diye dört gözle beklerdik karma trenlerini.

Hacı İsmail pınarından su içip gelmeye az mı iddaya girdik okul tenefüslerinde,

Hırsız polis cilik az mı oynadık çoban düzlerinde ,kale diplerinde,ayazmaya derelerinde....

Karakaşa  acıyıp çok para toplamıştık bir şişe ispirto için.

Yaşar abiyle terleye yerleye az mı çıkardık merdivenlerden gaz varillerini,

Az mı dinledik Gazi paşanın, Kınalı Hacı nın seferberlik muhabbetlerini

Şimdileri pazar meydanında bir türkü söyleniyor... Bu da gelir bu da geçer ağlama.

Birileri armudun dibinde oturuyor nağruzlar gibi boynu bükük rengi soluk .

Hafsatın değirmeniydi hudutta  bizce son nokta, ordan sonrasını tanasurlular bilir.

Kim geçse Cece Deresinden  bir türkü çağırır  deliktaşta susardı.

Ama Cirğişin Sağ'ın da olan domatesi ,Horhor Bekir'in sağ elmasını ,

Nüfuscü Baki'nin bağındaki fişneleri,Hacırızagilin  çermesi armudunu herkes bilirdi.

O zaman Avni dayının kaymaklı büsküvileri ,Bayat Bekirin emme şekerleri sanki bir başka tattaydı.

Saatlerce beklerdik bir külah dondurma için Hastik Ömer in tahta felekğinin başında

Ayağımızda  mandallı naylon ayakkabılar, herkes geçinme telaşında,

Üst başta nevarsa o ancak çercilerden balon alacak kadar zengindik

Ayrım gayrım yok tu ,herkes  Kemahlı ,zengin fakir aynı safta ,hepsi adam gibi adamdı.

Sıkı mı odun talaşını kapının önüne atsın Marangoz Sıtkı

Teneke parcalarını sıkıyorsa savursun,cezvede pilav pişirten ayış emi

Yılda bir kez Tan'dan Dındıraya yazlığa giden çift öküzleri pisletirdi caddeleri,

Bir çöpçü ;Beyto Mehmet  memlekete yeterdi.

Dükkanının önünü süpürmeyen esnafa kafa tutan babayiğitleri de vardı bu memleketin

Süvarı pantalonlu yamalı çeketli, hafif yana eğik kasketli.

Şimdileri Kemah Kalesinden birtürkü yankılanıyor.... Bu da gelir bu da geçer ağlama

Birileri killik deresinde ağlıyor nağruzlar gibi boynu bükük rengi soluk.

 

Faruk KÜÇÜKTAŞ

 

 

 

ÖZLEM

 

O arıstağı tersik kaplı dabanı mörheli

Bacası şoraklı,sivingi,mertekli

Makatı cecimli,biheriği tüten,

O çırpığ kokan ocağımın,

Zırza vurulmuş kapısının sövesine

Dabayıpta bu kır saçlı başımı,

Bibimin ak çarının bir pirtiğine,

Göz yaşımı silmek istedim.

 

O huğul kurduğumuz yaylalarda

Boynu cingirloğlu gır çebiçlerin boz gıdiklerin,

Cibil sırtımızda yamalı miltan,

Ayağımızda garalastik,

Sellim sellim seyirdirken peşinde,

Bir cebimizde çemiç,ötekisinde gah

Kıra kaplı tepelerin o sovuk gözelerinde

Bir sahan çalhalama,bir kap hoşirikle,

Kösövü olmş gönlümü,

Doyurmak istedim.

 

Massa yemiş o zer öküzlerin çektiği,

Çıra ile işlenmiş mazuların böğürtüsünde,

Üç beş gıl haral unluk sırıtıpta,kağnıma

Bıtırak sarmış taşlı yollarında,

Dinginde aş öğütüp dağarcığında koymak,

Kara tandırında unlanıp rapatalanmış,

Eğiş ucundaki helal sıcak ekmeğin,

Gahırdaklı gıliginle,

Hasret dolu günlerime öğün edip yaşamak isterim.

 

DUT AĞACI

 

Ömrümün yoldaşı,her günümün sırdaşı

Mekanımın değişmeyen tek mihenk taşı.

Çok Yusufcuklar öttü geceleri dallarında

Bak bir ömür bitti ,şu Kemah ' ın yollarında

Her gün kuru moluna dayanarak yanına geldiğim,

Öğlen sıcağında bir nefeslik serinliğim,

Yıllarca gölgende paylaştığım muhabbetinde

Bir sen şahitsin şu memleket sevgime.

Dut ağacım,

Kerpiç duvarımda hatilimdin,şorak bacamda oluğum,

Ömür bir nefes imiş,tükendi bak soluğum.

Sen de biliyorsun vakit işliyor hep sondan yana

Biz hiç erişmeyecektik sanıyorduk bu hazana,

Benim saçlarımda aklar ,sende de başlamış kuruluklar,

Artık çekmiyor bak bu bedeni yorgun ayaklar.

Ahde vefa bir ziyaret edeyim seni dedim bugün

Biliyorum muhacirlikte sen olmuştun mazlumlara öğün.

Dut ağacım

Başka bir yer yokmuydu niye yeşerdin ki bu iki yol çatında,

Ne aradı köklerin bilmem,bu şorak toprağın tadında.

Yetmedi mi gidenlerin ardından döktüğün yapraklar,

Kurutmadı mı köklerini bu çatlak tuzla topraklar.

Biliyorsun alt yoldan niceleri gelip geçtiler

Üst yola dönenler tepeleri ebedi mekan seçtiler.

Musallada ne derlerse desinler ,sen iyisini bilirsin.

İki kuru dalınla bana öbür yanda sen şahitlik edersin.

Dut ağacım

Bak, yeni nesiller geçiyor yanından hergün.

İhtiyarlıkta onlara da gölgelik edeceksin bir gün.

Hadi biraz daha dayan, sararıyor körpe filizlerin.

Bir nesile yetecek kadar kalmadım mı mecalin.?..

Bırak taze çiğlerini özümsesin şu körpe yaprak

Bir aşık ın daha büyüsün kollarında uyuyarak

Budaklarına tutunsun o masum ellerini,

Baharda söylesin sana dertli Kemah türkülerini.

Dutağaçım

Ayrılığa yandık seninle her saat ,her gece.

Muhasebesin 'e düştük hep gidenin günlerce.

Biz koruduk kökleremizi birşeylerden işte bak hiç bozulmadı,

Bir nefes avunalım dedik mekanımızda o da nasip olmadı,

Sardı bedenimizi genç yaşta çeşit çeşit dertler

Gel de yaşa her yanda yalancı yüzler ,yalancı muhabbetler.

Yeter artık ben de neslimin ahvalini istiyorum.

Nereye gitti onlar sen bilirsin diye sana soruyorum.

Dut ağaçım

Alt yoldan geldim şimdi üst yola sapıyorum.

Artık bundan sonra ben de tepeleri mekan tutuyorum.

Sen de inanmayacaksın, diyeceksin daha çok erken

Bir veda edeyim dedim sana son defa giderken.

Özünden öz kattın bunca yıl hep ağız tadımıza,

Senden başkası şahitlik etmez sonumuza,

Ben vefayı astım dalına sen ona mukayyet ol

Haydi bana müsade gideceğim yer çok uzun yol

 

Faruk KÜÇÜKTAŞ (1999)

 

ESKİ YORUMLAR

 

günay SERTDOĞAN  Tarih: 26.06.2008 

merhaba Faruk duygulanmamak mümkün deyil. Beni o günlere götürdün. unutmak zor rüzgar hepimizi bir yere savurdu.diline kalemine sağlık.tşk

 salim erim  Tarih: 24.02.2008 

tebrikler farukcuğum. anlaşılan acı var. nerdedenmi biliyorum? kendimden. ama inşaallah diner.

feti bülbül eriçl,i  Tarih: 05.02.2008 

memleket sevdası nasıl olur gelinde görün kemahlılar analar ne yiğitler doğurmuş abimin eline gönlüne kalemine sağlık gerçekten bizleri çok duygulandırdın tabi ben kendi hislerimi ve memleket aşkıma göre söylüyorum bu memleketin kıymetini bilelim

NUREDDİN SARI YILDIZ   Tarih: 05.02.2008 

FARUK BEY TEŞEKÜRLER BENDE Bİ KEMAHLI OLARAK AYNI DUYGULARI HİSETTİRDİĞİNİZ İÇİN YÜREĞİNİZE SAĞLIK BUTOPRAKLAR BOŞ DEĞİL KARDEŞİM SİZE TEŞEKÜRLER BAŞARILARINIZLA GURUR DUYUYORUZ VE DEVAMINI BEKLİYORUZ SEVGİ VE SELAMLARLA ALLAHA AMANET OLUN

Kızın  Tarih: 10.11.2007 

İlerde babamı örnek almayı düşünüyorum ben şimdiden çalışmaya başlim....

 esalet özbek(teyzen)  Tarih: 01.10.2007 

Sevgili yeğenim.şiirlerini büyük bir keyifle ve özlemle okudum.Aynı duyguları paylaştığımı belirtmek isterim Sende Halit Dedenin yolundan gidiyorsun .Yaşasaydı senle gurur duyardı.Seni candan kutluyor ve öpüyorum .

 ÖZKAN AKDOĞAN  Tarih: 03.09.2007 

FARUK ABİ ŞİİRLERİN ÇOK GÜZEL OLMUŞ AĞZINA SAĞLIK 

 ÜSKÜBÜRTLÜ  Tarih: 03.08.2007 

Bin yüz kerre maşaallah e daha ne diyemki...

MUSTAFA ERMURAT KARADAĞLI  Tarih: 28.04.2007 

SEVGİLİ FARUK BENİ ALIP TA SILAYA GÖTÜRDÜN SENİN BU GÜZEL DUYGUSALLIĞIN İÇİMİZDEN BİR PARÇA KOPARDI SENİ SEVİYORUZ BAŞKA ŞİİRLERDE BULUŞMAK ÜZRE BAŞARILAR 

Haluk AKAR  Tarih: 22.04.2007 

Faruk arkadaşım, bizim yapamadıklarımızı yapmandan memnuniyet duyuyorum. Selam ve sevgilerimle.

 mehmetozkan96@hotmail.com  Tarih: 13.04.2007 

faruk kardeşim önce sizin gibi 2 degerli evladın dünyaya gelme vehayılı birer vatan evladı olarak yeişmenize vesile olan sayğı deger anneniz [hayatta ise ]ellerinden öpüyorum vesevgili bab anız değerli merhum KASAP ALİ dayıma da yüce yaratandan rahmetler diliyorum mekanı cennet olsun kardeşim bir insanın duyğuları bukadar ğüzel ve yalın hala yaşanıyorcasına mı* ifade edilir yazdığın duyğularını başta ben okuyanların ağlamaktan bir defada okuya bildiklerini sanmıyorum eline yüreğine sağlık ben kendime çokkızıyorum bilği sayarı daha önce öğrenmediğim için eğer bu yazımı hasbelkader okursan lütfen yazışalım ben TAN KÖKÜNDEN HALİL İBRAHİM in ağabeyi MEHMET ÖZKAN hayırlı cumalar görevinizde başarılar özel yaşamınızda mutluluklar diler özellikle bulundugunuz yerdeki tüm kemahlılara sevgi sayğı ve selamlarımı sunarım

Sıtkı Küçüktaş  Tarih: 02.04.2007 

teşekkürler gönülden sevgiler.

CEVDET BAYRAM  Tarih: 02.03.2007 

faruk kardeşim seni canı gönülden kutlarım.bize kemahı yaşattığın için şiirlerine hayranım saol yüreğine diline kalemine sağlık teşekkürler binlerce defa saol başarılar dilerim.

cevdet BAYRAM 

 özgül  Tarih: 02.03.2007 

faruk abi güzel şiirler memleket sevdasını dile getirmişsin yüreğine sağlık saygılar yiğenin

EBRU SEVÜK  Tarih: 27.02.2007 

faruk abi bir şive bu kadar güzel izah edilir bu güzel şiirlerinden dolayı sana sonsuz teşekkürler ederim şiirlerinin devamını dilerim saygılarımla

behcetbayram  Tarih: 06.02.2007 

faruk abi tam bir kemahlı.o başkaydı o memleket sevdalısıydı.seni seviyorum abicim

özgü  Tarih: 31.01.2007 

faruk abi güzel olmuş şiirlerin

MEVLÜT TANYILDIZ(AZİZ'İN OGLU)  Tarih: 22.11.2006 

AĞZINA YÜREGİNE SAĞLIK 

 eser  Tarih: 21.11.2006 

memleket sevdasının kaleme döküldüğü an bu an

gamze  Tarih: 18.10.2006 

çok güzelolmuş

Bu haber toplam 1419 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA