• İstanbul14 °C
  • Erzincan2 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Fatih'in ortasında saklı bir huzur menbaı...

30 Mart 2015 Pazartesi 19:27
bicakci-alaaddin-sofular002.jpg

Bıçakçı Alaaddin (Sofular) Camii…

Mehmet Kamil Berse’nin genel yayın yönetmenliğini yaptığı Şehir ve Kültür dergisinin yönetim yeri Fatih Yeşil Tekke Kuyulu Sokakta bulunuyor. Dergiyi almak için ay sonlarında bizzat mekâna uğrarım. 7. Sayısına ulaşan dergi önemli bir boşluğu dolduruyor. Tasarımı, içeriği, kâğıt ve baskı kalitesiyle her sayısı özel… Şubat sayısını almak için yine uğramıştım dergiye. Dergiler matbaadan henüz gelmemişti. Recep Çelik hocamızda oradaydı. Çay eşliğinde bir müddet sohbetten sonra namaz için müsaade istedim. “Bu arada dergiler gelir nasıl olsa” dedim. Mehmet Kamil Berse ağabey, namazımı büroda kılabileceğimi, bunun için ortamın müsait olduğunu söyledi. Fakat ben teşekkür ederek mescitte kılmakta ısrar ettim. Bu sefer tebessüm ederek:”Madem ısrarcısın o zaman Bıçakçı Alaaddin mescidini tavsiye ederim” dedi. İlk defa duymuştum bu ismi. Civarda bulunan Sofular ve Kambur Mustafa Paşa camilerini biliyordum fakat böyle bir mescidi şimdiye kadar nasıl fark edememiştim!
 
Mehmet Kamil Berse ağabey, yolu tarif etti. Yeşil Tekke Kuyulu Sokağın hemen karşı çaprazında bir sokaktan içeri girdim. 40-50 metre ileride sokak bitiyor ve merdivenler başlıyordu. Merakla merdivenlerden aşağıya inmeye başladım. Ne göreyim? Karşımda yaklaşık bin metre karelik bir alan. Ortasında da bir cami var. Bir zamanlar burası tekke imiş. Saklı bahçe diyorlar böyle mekânlara. Evet, burası adeta çöl ortasında bir vaha… İstanbul’da, Anadolu’nun birçok yerinde ve Balkanlarda gördüğümüz tekkelerin önemli bir yekûnu böyle kuş yuvası gibi kendisini gizlemiş. Günlük hayatın karmaşasından, stresinden bunalan insanlar da bir yolunu bulup soluğu bu manevi-uhrevi merkezlerde almış. Rahatlamış, huzur bulmuş ve yaratan ile bağını hiçbir zaman koparmamış. Buralar bir nevi sigorta veya şarj cihazı vazifesi görmüş. Rotasını şaşıranlara, bunalımdan kurtulmak isteyenlere kol-kanat germiş asırlardan beri...
 
19. yüzyıl başlarında Celvetî ve Sa’dî tarikatlarına da hizmet vermiş...​
 
Bıçakçı Alaaddin (Sofular) Camii, Şeyh Alâeddin Mescidi veya Alâeddin Mescidi ve Tekkesi olarak da bilinir. Fatih, Sofular Caddesini Horhor Caddesine bağlayan Molla Hüsrev Sokağının üzerindedir. Sümbül Efendi halifelerinden ve aslen Kırımlı olduğu da söylenen Şeyh Alâeddin Ali Kefevî (Ö.1562) 16. yüzyılın ilk yıllarında burayı mescid-tekke olarak yaptırmış. 1630’lu yıllarda, Veziriazam Bayram Paşa mescide minber koydurarak camiye dönüşmüş mekân. Zaman içinde tamirler de görmüş. 19. yüzyıl başlarında, Celvetî ve Sa’dî tarikatlarına birlikte hizmet veren mescid, tekkelerin kapatılmasından sonra sahipsiz kalmış ve pek çok tekkenin akıbetine duçar olarak harap olmuş. Vakıflar Genel Müdürlüğü desteği ve halkın yardımı ile 1974-1977 yılları arasında bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla ile yeniden inşa edilmiş. Cami, son hali ile Osmanlı mescidlerinin görünümüne kavuşmuş. Alt katında bir de kur’an kursu bulunuyor. Burada bir küçük not düşelim. Bıçakçı Alaaddin ismi bir yanlışlıktan kaynaklanmıştır. Asıl Bıçakçı Alaaddin (Unkapanı) cami, Haydar Mahallesindedir. H.190/M.1504 tarihinde vefat eden Bıçakçı Alaaddin Ali tarafından kendi adına yaptırılmıştır. 
 
Bıçakçı Alaaddin (Sofular) Caminin en ilginç tarafı, sağ duvarına asılmış kupa şeklinde tuğladan yapılmış minaresidir. Şerefe yerine gövde üzerinde külâhtan evvel, pencereli ezan okuma mahalli konmuş. Bir başka benzeri tuğla olmamakla beraber Eyüpsultan Zal Mahmut Paşa Cami karşısında bulunan Silahi Mehmet Bey Camiinin minaresidir. Caminin doğu yönünde, Osmanlı üslûbuna yakın, mermerden ve sekizgen bir şadırvan yapılmış. Şadırvanın çatısı, üzeri kurşun kaplı külâh şeklinde olup sekiz mermer sütun tarafından taşınmaktadır. Burada bir şadırvanın gerekliliği fikrinden yapım aşamasına kadar büyük emeği geçen Mehmet Kamil Berse ağabey, doğma büyüme Fatihli olduğu için mekân hakkında oldukça malumatlı. Bu yazıya sığmayacak kadar hikâyesi var. Mesela 1987 yılında şadırvan yapımı ile başlayan sürecin sonunda bahçeden 300 kamyon çöp ve molozun kaldırılıp atılması. Çevre düzenlemesi ve hizmet binalarının hiç hesapta olmadığı halde bu süreçte yapılıp hizmete sokulması bu cümleden sayılabilir.
 
Neredeyse bir değirmeni döndürecek yoğunlukta su akıyor... 
 
Cami bahçesinin kuzeydoğu köşesinde tatlı suyu olan bir kaynak bulunmaktadır. Kaynak derken öyle ufak tefek bir şey değil. Nerdeyse bir değirmeni döndürecek yoğunlukta su akıyor kaynaktan. Hava yağışlı olmasına rağmen abdestimizi yüzyıllardır güldür güldür akan bu çeşmeden aldık. Mehmet Kamil Berse ağabey, bu suyu değerlendirmek, camiye de bir katkı oluşturabilmek düşüncesiyle bir proje geliştirmiş. Alabalık tesisi… Neden olmasın? Bu minvalde Su Ürünleri Enstitüsünden buradan çıkan suyun analizlerini yaptırmış. Suyun temiz olduğuna ve alabalık yetiştirilebileceğine dair rapor almış. Daha sonra çeşitli sebeplerle bu hayalini gerçekleştirememiş. Yine aynı mekânda sera tarzı organik ürün yetiştirme projesi de bir türlü hayata geçmemiş.
 
Cami haziresi harabe halde… Etraf kırık dökük mezar taşı ile dolu. 1658 yılında vefat eden Süleymaniye Şeyhi Mısrî Ömer Efendi ve 1650 yılında vefat eden şair ve devlet adamı Azmizâde Haletî Mustafa Efendi’nin mezarları da burada bulunuyor. Bu mezar taşlarının arasında antik porfir sütundan dönüştürülmüş iki adet de sadaka taşı yer almaktadır. Alâeddin Mescid-Tekkesi’nin ilk yapılan binaları günümüze ulaşmamıştır. Sadece çevre duvarlarının bir kısmı, avlu girişi ve girişin yanındaki çeşme kalmıştır. Avlu girişinin üzerinde sülüs hatlı, tarihsiz bir kitabe bulunmaktadır. Hazirenin, çilehanenin ve kaynak suyu bulunan çeşmenin bir an evvel elden geçmesi gerekiyor.
 
Dergiye döndüğümde Mehmet Kamil Berse ağabeye gülümseyerek şöyle dedim:”Ağabey bizi böyle güzellikten mahrum mu bırakacaktınız?” O ise vaktiyle şadırvan ve cami müştemilatının yapım aşamasında katkıları olan bir arkadaşı ile aynı diyalogu yaşadığını tebessüm ederek anlattı…
 
Not: Bu yazımız dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır...

 

Bu yazı toplam 1125 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA