• İstanbul23 °C
  • Erzincan27 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Fatih''in saklı hazinesi...

28 Nisan 2014 Pazartesi 19:35
dsc03152.jpg
Nişancı Mehmet Paşa Camii...
Karagümrük stadyumunun az ilerisinden Fatih Cami yönüne uzanan Fevzi Paşa caddesine paralel bir cadde daha vardır. Adı Nişanca caddesidir. Bu cadde üzerindeki birkaç cami, metruk haldeki tarihi yapı ve hazirelerindeki mezar taşları epey zamandır dikkatimi celbediyordu. Bugün yarın derken yıllar geçiyordu fakat bir türlü zaman ayırıp merakımızı gideremiyorduk. Bir pazar günümüzü bu gölgeye hasseten ayırmalıydık. Erkenden kalkıp ziyaret edilmesi gereken yerleri dolaşacaktım. Öyle de yaptım. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Eyüpsultan’dan Fatih, Katagümrük semtine doğru yola koyuldum. Evet, bakalım bu mahalleye kimler gelmiş, kimler göç etmiş? Zaman zaman ağzımızdan kaçırıyoruz İstanbul’da görmediğimiz yer kalmadı diye. Heyhat meğer daha İstanbul’un “i”sini bile görmemişiz. Bugün bunu daha iyi müşahede ettim. Gerçektende eğer İstanbul’u yakından tanımak istiyorsanız biraz kendinize zaman ayırmanız, her türlü vasıtadan uzak durmanız ve sokaklarını da adım adım arşınlamanız gerekiyor. Keşfetmenin, tanımanın ve anlamanın sanırım sırrı bu...
 
Karagümrük otobüs durağının hizasında bulunan Hattat Mustafa Rakım Efendi’nin Türbesine selam vererek ziyaretimize başladık. Rakım Efendinin yanı başında bulunan Atik Ali Paşa Caminin’nın restorasyonu bitmek üzere. Çalışmalar son aşamaya gelmiş. Caminin az ilerisinde daha önce bir tekke olduğu anlaşılan, içerisinde mezar taşlarının olduğu metruk binayı solumuza alarak Fatih yönüne doğru 50 metre yürümemiştik ki yolun sağında daha önce hiç dikkatimizi çekmeyen veya fark edemediğimiz Nişancı Mehmet Paşa Camii ile karşılaştık.  Dışarıdan bakıldığında son derece mütevazı görünen bu mahalle arasına gizlenmiş cennet bahçesi Koca Sinan’ın eseriymiş.
 
Mimar Sinan’ın eserlerini bildiren Tezkiretü’l-bünyân ve Tezkiretü’l-ebniye’de yer almamakla birlikte Tuhfetü’l-mi‘mârîn’de ona ait gösterilmektedir. Ayrıca Evliya Çelebi, Sinan yapısı olduğundan bahisle, “Selâtin camileri kadar mükellef ve mükemmel bir camidir” demektedir. Mimar Sinan 996’da (1588) ölmüş, cami ise ertesi yıl bitirilmiştir. Kaynaklarda genellikle Sinan tarafından başlanıp kalfalarından biri tarafından tamamlandığı belirtilen eser Aptullah Kur’an’a göre Dâvud Ağa’nındır. Sinan’ın son zamanlarına rastlayan camiyi onun üslûbunu devam ettiren Dâvud Ağa’nın tamamlamış olması en güçlü ihtimaldir. Doğan Kuban’ın görüşleri de bu yöndedir.
 
Câminin kapısı üzerinde, caminin inşâsına H.992 / M.1584’de başlanıp H.997 / M. 1589 tarihinde bittiğini gösteren nesir halinde bir kitâbesi vardır. Bir külliye olarak tasarlanan yapı topluluğundan geriye sadece cami ve türbe kalmış. Câmi çevresinde bulunan pek bakımlı olmayan hazîrede, bâninin oğlu Eyüp Kadısı Mehmed Nutki Efendi’de medfûn bulunuyor. Cami, deprem ve yangınlarda harap olmuş, III. Mustafa (1766), II. Mahmut (1835) ve Cumhuriyet Dönemi (1958) olmak üzere üç büyük onarım görmüştür. Caminin mimari üslubuyla ilgili Doğan Kuban şu bilgileri de veriyor: “Gerçektende bu camide Sinan’ın altıgen planlı camiler için Sokullu Camisi’nde geliştirdiği iç mekân tasarımı ile Molla Çelebi Camisi’ndeki kurgusunun sekizgen bir planda denendiğini görüyoruz. O açıdan bu yapının 16. yy klasik mimarisinin son aşamasında ve Sinan’ın cami tipolojilerinin tamamlanması açısından tarihimizde özel bir yeri vardır…”
 
Caminin iki vaiz kürsüsü, galeri katları, tabhane odaları, harem girişi vardır. Kıble duvarının iki yanında da bulunan duvarın içinden merdivenlerle çıkılan vaaz kürsülerinin başka bir 16. yüzyıl yapısında görülmediği söyleniyor. Mermer mihrâp ve geometrik şebekeli zarif minber ilk inşâ devrindendir. Avluda onikigen şadırvan bulunmaktadır, kubbeli çatısı ve 8 sütunu vardır. Câmi içi çeşitli nakış, hat ve revzenlerle süslenmiştir. Son cemaat yerine açılan cümle kapısının her iki yanında  celi sülüs hat ile yazılmış son derece güzel hat örnekleri bulunmaktadır.  Caminin giriş kapısı üstündeki III. Murat tuğrasının tasarımının Nişancı Mehmet Paşa tarafından yapıldığı bilinmektedir. Sultan III. Mustafa tuğralı kitabede Mehmet Paşa torunu Şükrullah Efendi tarafından caminin esaslı tamir edildiğini anlatılır. Câminin karşısında “Ümmi Veled Medresesi” ve onun civarındaki “Keskindede Zâviyesi Haziresi” bulunmaktadır. Civardaki hazirelerin hepsi perişan vaziyette. Adeta kaderine tek edilmiş. “Yarım adaya tam hizmet” sloganını dilinden düşürmeyen Fatih Belediyesi tarihi yapıların birer tamamlatıcı unsuru olan ecdat yadigârı mezar taşlarını neden görmezden gelir doğrusu anlamakta güçlük çekiyoruz. Vakıflar, İBB, Kültür Bakanlığı ve Özel İdareye de bu minvalde büyük sorumluluklar düşüyor. Daha duyarlı, özenli, planlı ve programlı olmaya davet ediyoruz…
 
Câminin bânisi III. Murad Devri Kubbe vezirlerinden Cedid Nişancı (Yeni Nişancı) Boyalı Mehmed Paşa’dır. Halep kadısı iken H.950 / M. 1543 yılında orada vefat eden Pîr Ahmet efendinin oğludur. Paşa, 16. yüzyıl geleneğinin aksine, vezirlik makamına uygun görülen Türk kökenli ender siyaset adamlarından biri olarak ta biliniyor. Kubbealtında VI. Vezir iken sonsuzluk âlemine göçmüş. H.1003 / M.1594 Rebiu’l-âhir. Mezkûr câminin harîminde müstakil bir türbede medfûn bulunmaktadır. Vefatına  Sa’î’nîn söylediği şu tarih mısrası, türbesinin kapısının üstündeki kitâbede yazılıdır: “Dediler Vâsılı Hak oldu Nişancı Paşa” 
 
Camide son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2007 Nisan ayında başlatılan restorasyon çalışmaları 2008 yılı Şubat’ında çevre düzenlemesi de yapılarak tamamlanmış... Geleneksel Osmanlı mimarisinde pek görülmeyen uygulamaları bünyesinde barındıran bu eşsiz mabed, kapısını İstanbul âşıklarına daha bir şevkle açıyor. Tecrübeyle sabit...
 
Not: Bu yazımız www.dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır.

 

Bu yazı toplam 1366 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA