• İstanbul15 °C
  • Erzincan3 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fıkralar 1
18 Şubat 2009 Çarşamba 00:00

Fıkralar 1

         Sarı İnek ve Külek             Rıza’nın hamile eşi doğum sancısıyla kıvranırken

         Sarı İnek ve Külek

 

            Rıza’nın hamile eşi doğum sancısıyla kıvranırken bir aksilik olur ve kanama başlar. Rıza ise komşuda kağıt oynamaktadır.

 

-         Rıza Dayııı!  Koş doktor getir Fadime doğum yapamiy?

-         Beceriksiz karı ne olacak. Tamam, oyun bitsin de gedim!

 

            Rıza Dayı’nın oyunu bitmez, doktor da gelmez haliyle. Fadime doğum sırasında can verir. Çocuk gene gelir:

-         Rıza Dayıııı! Fadime öldü!

-         De hade komşular bir el atın da gömek bari!

           

            Fadime’nin ölümünden 2 ay sonra Rıza Dayı bir bakar ki tek varlığı Sarı İnek yerde debeleniyor. Feryat figan dışarı fırlar:

-         Komşularrr! Yetişinnnn!

 

            Duyanlardan bir ikisi gelir. Durum daha da kötü olmuştur. İçlerinden biri:

-         Rıza Dayı koş baytar getir, buna biz bir şey yapamayız!

 

            Rıza Dayı atına atladığı gibi Kemah’ın yolunu tutar. Akşam üzeri ancak köye gelir Baytar ile birlikte. Fakat iş işten geçmiştir. Sarı İnek çoktan ölmüştür. Rıza Dayı pek efkarlanır ve :

-         Ah Sarı İneğiiiiiiiiiiiiiimmm, İneğiiiimm! Yağsız kaldı küleğiiiiiiiiiiiimm, küleğimmmmm!

 

Açıklama:

 

Külek: Ahşaptan yapılmış, silindirik bir katı yağ muhafaza gereci.

  

            Mal İle Gönül Takası 

 

            Köyünde bağı, bahçesi olan Dursun Emmi herkes tarafından sevilen, sayılan biridir. Yetiştirdiğini, hasat ettiğini bir karşılık beklemeden, dağıtır zaman zaman. Onun bu halini gören Kelkör, birgün şöyle der:

-         Ateşe körükle gidiyorsun Dursun Emmiiii!

 

            Dursun Emmi, bu sözün manasını anlayamaz. Yaşamına aynı şekilde birkaç yıl daha devam eder. Bir yaz günü bahçesinde çalışırken nasıl olmuşsa belini incitmiştir. Uzun süren tedaviler sonuç vermez; artık çalışamaz olmuştur. Geçim kaynağı olan bağ-bahçe her yıl biraz daha azalır ve nihayet son parçası da satılır. Rahatsızlığı boyunca kapısını çalan sayısı her geçen gün biraz daha azalmıştır.

            İlerleyen yaşı ile rahatsızlığı birleşmiş; çökmüştür Dursun Emmi. Yolda geçen komşusuna seslenir evin camından:

-         Komşu sana zahmet olacak çeşmeden bana bir su getirebilir misin?

-         Tamam Dursun Emmi, hayvanların yemini verdikten sonra getireyim!

 

            Komşu gider ama öğlen olur hâlâ gelen giden yoktur. O sırada başka bir komşu daha geçerken evin önünden ona seslenir bu kez:

-         Komşu sana zahmet olacak çeşmeden bana bir su getirebilir misin?

-         Tamam Dursun Emmi, bakkaldan dönerken getireyim!

            Gün akşam olur, su getiren yoktur. Akşamüzeri Kelkör gelir Dursun Emmi’nin yanına:

-         Nasılsın bugün Dursun Emmi?

-         Nasıl olayım üstadım, bir su veren bile yok artık!

-         Ateşe körükle gittin hep Dursun Emmiiii!

-         Yahu üstadım ben ne yaptım ki sen hep böyle diyorsun?

-         Gönül ile malı takas edemezsin. Bir zamanlar verdiğin malın kadar seviliyordun, şimdi ise veremediğin mal yüzünden sevilmiyorsun!

 

        

Köseler’den Gelin Almak

 

            Köseler Köyü’nden Gülzar ile evlenmeye hazırlanan Brastikli,  İstanbul’da bir dolmuş durağında karşılaştığı Köselerli’ye kiralık ev aradığını söyler. Köselerli sorar:

 

-         Sen annenle kalmıyor muydun, evi ne yapacan?

-         Evlenecem yahu!

-         Vişşş. Kiminle evlenisin?

-         Köseler’den Paşo’nun kızı Gülzarlan

-         Vey baboooo. Ula Brastikli sen heç masraf edip ev dutma. Get Bakırköye kaydını yaptır. Şimdi değilse de evlenince ikametin orası olacak.

-         Niye ki yahu?

-         Köselerden karı alisin evine daha ne olsun!

 

           

Amanya’da Türkler

 

Kelkör’ün köylüsü geçim darlığı çekince köyünden çıkıp Almanya’ya çalışmaya gidecektir. Gitmesine gidecek amma ne dil vardır ne de okuma yazması. Türklerin olduğu yerleri nasıl bulurum diye sorar Kelkör’e.

Kelkör:

- Orasını hiç düşünme. Berlin’e git. Cadde boyunca yürü. Nerde bir tezek kokusu gelirse orası Türk mahallesidir. Hangi evde lavaş kokusu gelirse o evdekiler senin köylündür, hangi evden kavga sesi duyarsan, o evdekiler de akrabandır!

 

Ali Cengiz’in Hinliği

 

Değirmende bağlı bulunduğu ceviz ağacının gölgesinde kafasını öne eğmiş hareketsiz duran eşeği gören Ali Cengiz sahibine sorar:

-         Emmi bu eşek ne yapıyor böyle, hasta mı yoksa?

-         Yok Ali Cengiz, düşünüyor!

 

Sesini çıkarmayan Ali Cengiz bir süre başka şeylerle ilgilenir bu arada. Bir de bakar ki emmi  derin bir hesap kitap işine dalmış:

-         Emmi ne yapıyorsun böyle, hasta mısın?

-         Yok Ali Cengiz, düşünüyorum!

-         Eşekten bir farkın yok desene!

-         Var var. Olmaz olur mu?

-         Neymiş peki?

-         Bir eşeğin kaç Ali Cengiz edeceğini düşünüyordum!

 

         Sen Bizdensin

 

            Vitrinde gördüğü giyside gözü kalan genç, babasına söyler arzusunu. Heryerde fakir fukaraya, konu komşuya yardım ettiğini söyleyen babanın cevabı:

-         Şimdi durumumuz müsait değil biraz bekle çocuğum. Sen bizdensin!

 

            Aradan zaman geçer baba fakirleşmiştir. Bir gün haber izlerken Hükümetin dış ülkelerin birindeki yoksul halka bilmem kaç tır yardım göndereceğini duyar. Kalkar valiliğe gider, durumunu anlatır. Valinin cevabı:

-         Şu anda ödeneklerimiz vatandaşımıza yardım etmeye müsait değil, merak etme devletimiz seni yalnız koymaz. Sen bizdensin!

 

            Açlık ve hastalıktan sürünen baba bir süre sonra Hak’kın rahmetine kavuşur. Aynı gün mahalleden zengin biri daha mefta olmuştur. Çocuk zenginin cenazesine gidip boy göstermenin çıkarlarına daha uygun olacağını düşünmektedir. Babasının naaşına bakar ve:

-         Alınmazsın değil mi baba. Sen bizdensin!

 

Antalya 09.02.2009

Aşık Kosani

Bu haber toplam 1744 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA