• İstanbul18 °C
  • Erzincan26 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GÖKKAYA KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

GÖKKAYA KÖYÜ

GÖKKAYAGÖKKAYA KÖYÜ (Garni) İlçe merkezine 24 km uzaklıkta 35 hanelik bir köy. Eskiden 80 hane olan köyün, İstanbul’da 200 hanesi varmış şimdilerde. Köy hayli kayalık bir mevkiye

GÖKKAYA

GÖKKAYA KÖYÜ (Garni)

 

İlçe merkezine 24 km uzaklıkta 35 hanelik bir köy. Eskiden 80 hane olan köyün, İstanbul’da 200 hanesi varmış şimdilerde. Köy hayli kayalık bir mevkiye kurulmuş olmasından ve karşı yamaçlarındaki maviye çalan taşlıklardan almış ismini. Köyün arka tarafında Parmaklar Sırtları, karşısında ise Taş Başı denen görkemli bir sivri var. Şimdinin saban girmeyen Çay Tarlaları, Susuzlar, Alpuşu, Üzümlü ve Köy Önü tarlaları eskiden 60 çift öküzle ekilirmiş.

 

Genç muhtar Turan AYDOĞMUŞ’un babası Veyis, köyden 2 km yukarıda, 5 hanelik Gardigoz mezraları olduğunu, ve buranın tabiat harikası bir vadinin içinde olduğunu belirtti.

 


Eskiden köyde 2 000 keçiyle, Haçapur, Gülzarın Dere, Munzurun Yaylası, Büyük Düz, Çengilli, Aynabat ve Çayırlar yaylalarına çıkarlarmış. Son zamanlarda ise keçi olayını biraz da ormanlarını korumak için tümden kaldırmışlar. Zira iki insanın kucaklayamayacağı kalınlıkta ardıçlar, çamlar ve palut ağaçlarıyla kaplı ormanlarına, bilmeyen birisi içerisine girdiğinde kaybolacağı kadar vahşi ve büyükmüş.

 


Altından akan Garnı Çayı’nın ceviz, elma, kayısı, kavak ve söğüt ağaçlarıyla kaplı bağ ve bahçelerin üst tarafında bulunan köyden, ayrılırken iki kadın pürtelaş kışa hazırlık nev’inden gazel topluyorlardı sonbahar yapraklarından.

 

Tahrir Defterlerindeki kayıtlara göre, Garni 1516 da 10 hane,1530 da 24 hane, 1568 de 21 hane ve 1591 de 42 hane, mahsulleri buğday, arpa, darı, meyve, bal, şıra, pamuk ve bostan ürünlerinden müteşekkil olup, vergi hasılı 1568 de 9 700 ve 1591 de 13 500 akça imiş. Köyde 1 adet de değirmen var idi.

 


Eski devirlere ait Çengilli, Zoropil ve Derevenkil kiliseleri, Aynabatın Dere’de de tarihi kalıntılar olduğunu söyledi köylüler. Garnı çayında tabii olarak alabalık bulunurmuş.

 


Köyün Sınırları: Doğusu; Kızılyazı Sırtı, Zuğurlar Tepesi, Kırmızı Tepe ve Çırpancıl Suyu, Batısı; Alpuşu Sırtı, Çırdan Deresi, Alabut Sırtı ve Palandöken Yaylası, Kuzeyi; Cengerli ve Vanki Dağı, Güneyi; Çorbacı Taşı, Fizanbuk Deresi ve Fırat Nehri.

 


Eski adı ile KARNİ 1516 da 10 hane,1 mücerred,1530 da 24 hane,7 mücerred,1568 de 21 hane,16 mücerred ve 1591 de 42 nefer nüfusu olan köyün sakinlerini Hıristiyanlar meydana getiriyordu.Mahsulleri buğday,arpa,darı,bal,şıra,pamuk ve bostan ürünlerinden müteşekkl olup,vergi hasılı 1516 da 8.000,1530 da 8.018,1568 de 9.700 ve 13.500 akçe idi.Köyde 1 adet de değirmen vardı.

Gökkaya köyünün 1975 sayımına göre nüfusu 314 idi.

Resimler : Mehmet Aydoğmuş

Kaynak:

Kemah Kitabı,Bir Derkenar

Yılmaz Kurt (Eski Kemah Kaymakamı)

 

GÖKKAYAM
Yine sen bende söz oldun,
Süzüle süzüle dudaklarıma geldin.
Yaşadıkça hep özlemim oldun.
Bir kor oldun hasretinle bagrımda.
GÖKKAYAM........

Sen başkasın gönlümde..
Yollarına düştüm yolcu degilim...
Unutamadım seni...
Unutamamda asla seni.....
GÖKKAYAM.........

 


Kemah, Gökkaya derler adına.

O güzel köy bizim köyümüzdür.

Güzelligine doyulmuyor,ki.

Gönüllerimizde hep hep varsın.

 

Önünde Kemaha yol geçer.

Baharda güzellik şaçarsın.

Tabiatında güzel çiçekler açarsın.

Biz seni hep sevdik Gökkayam.

 

Gökkayalıyız, çok severiz köyümüzü.

Üstünde yaşattı giden soyumuzu.

Bende yedim ekmegini,suyunu içtim.

Suyunu,ekmegini yedigimiz bizim köyümüzdür....

 

 

Muzaffer Çoban


                   SOR BENİ
Kemah kazamız Gökkaya köyümüz,
Paşa Çoban’dan gelir bizim özümüz,
Hiç kimseye yok kötü sözümüz,
Erzincan, Kemah, Gökkaya’ya sor beni,


Aynabat’ta sürüler dizilirdi,
Her çeşit canlılar doğada süzülürdü,
Kış gelince her canlı soğuktan büzülürdü,
Yıldızdağ’da, Gardigos’ta, Aynabat’ta sor beni,


Kış gelince dağlarından geçilmez,
Bizim orada insan insandan seçilmez,
Ne olursa olsun Gökkaya’dan vazgeçilmez,
Fırat’ta Garnı çayında sor beni,


Yaz gelince köyüm yeşillenir,
Çalışarak bağ, bostan güzelleşir,
Bizim köyde daha göremezsin sağları,
Armutludere, Gülizarda, Kokmuşta sor beni.


  Muzaffer ÇOBAN


                     KÖYÜM
Dolaştım köyümü hani canlar.
Gidenler bir gün, gelirmi dersin.
Baykuş, tapulamış bütün evleri,
Sahipleri geri alırmı dersiniz.

Kırık pencereden rüzgarın sesi.
Paşo dedem nerde bura neresi.
Agla sende agla Garnı çayı,
Gurbetten bir haber, geldimi dersin.

Hiç seda yok  canlara dair.
Kesilmiş agaçlar çıplak garnı çayı.
Bagrına taş basan, yukarı bayır.
Oturup aglasam yerimi dersin.

Çökmüş evin damı penceresi.
Bu nasıl bir düzen,ve ayrılık.
Canlar yaşardı hep pala bıyık.
Ölüler bir daha gelirmi dersiniz.....
Ölüler bir daha gelirmi dersi.

Bu haber toplam 3775 defa okunmuştur
YORUMLAR
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
Necdet ÇOBAN
Köylümüz ve Dernek Yönetim Kurulu üyesi Sn. Ercan ÇULFA’nın babaannesi Sayın Sultan ÇULFA hakkın rahmetine kavuşmuştur.

ÇULFA ailesinin acısını paylaşırız. Sultan annemizin mekanı cennet, tüm köylülerimizin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

Merhume Sultan annemizin cenazesi 7 Şubat Cumartesi günü Kemah-Gökkaya Köyü’nden kaldırılacak olup, bugün saat 14.00’te İstanbul-Yeşilpınar’dan Erzincan-Gökkaya’ya otobüs hareket edecektir.

İritibat: Ercan ÇULFA Tel: 0532 - 668 54 04
Necdet ÇOBAN
Der
06 Şubat 2015 Cuma 10:01
KÖYLERİMİZDEN HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA