• İstanbul23 °C
  • Erzincan4 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HACI FEYZULLAH EFENDİ
03 Kasım 2006 Cuma 00:00

HACI FEYZULLAH EFENDİ

KEMAHLI HACI FEYZULLAH EFENDİ Kemah'ımızın yetiştirdiği en büyük alimlerden biri de Kemahlı Hacı Feyzullah Efendidir “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Feyzullah Erzincânî olarak da bilinir.
KEMAHLI HACI FEYZULLAH EFENDİ
 
Kemah'ımızın yetiştirdiği en büyük alimlerden biri de Kemahlı Hacı Feyzullah Efendidir “rahmetullahi teâlâ aleyh”: Feyzullah Erzincânî olarak da bilinir. Hakîkî âlimlerden, büyük islâm âlimi, mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Osmânînin “kuddise sirrûh” (İ’tikâdnâme) kitâbı Kemâhlı merhûm hâcı Feyzullah efendi tarafından türkçeye tercüme edilerek (Ferâid-ül-fevâid) ismi verilmiş ve hicrî 1312 senesinde Mısrda tab’ edilmişdir. Bu tercüme sâdeleşdirilerek, (Herkese Lâzım Olan Îmân) adı ile birinci baskısı 1966 da yapılmıştır. Bu tercümenin fârisî olan aslı, İstanbul Üniversitesi kütübhânesinin (İbnül Emîn Mahmûd Kemâl beğ) kısmında (İ’tikâdnâme) ismi ile F. 2639 numarada mevcûddur. Türkçe tercümesi (Hakîkat Kitâbevi) taarfından, (Îmân ve İslâm) ismi ile (Herkese Lâzım Olan Îmân) kitâbının birinci risâlesi olarak basılmışdır. Kemahlı Feyzullah Efendi 1323 [m. 1905] de vefât etmişdir.
 

Kemahlı Feyzullah Efendinin kitabını tercüme ettiği Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, çeşitli ilimlerde eserler yazdı. Bilhassa İrâde-i Cüz'iyye Risâlesi'nin bir benzeri o zamâna kadar yazılmamıştı. Râbıta Risâlesi'nin bir çok şerh, tetimme ve tâlikleri vardır. Hele Fârisî dil ile yazdığı, ince rûhunun terennümlerini bildiren Dîvân'ı, bir şâheserdir. Okuyanlar, zekâsının kuvvetini, görüşünün keskinliğini, aklının üstünlüğünü, kalbinin temizliğini, sanatkârâne üslûbunu, evliyâlıktaki derecesini ve muhabbetinin çokluğunu görür. Eserlerinden biri de Îtikâdnâme olup bu kitap, İslâmın beş şartını ve îmânın altı şartını bildirmektedir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri bu eserini Farsça olarak yazıp, Îtikâdnâme adını verdi. Mevlânâ Hâlid hazretlerinin kardeşi, büyük velî Mevlânâ Mahmûd Sâhib'in talebelerinden Kemahlı Hâcı Feyzullah Efendi de, bu kitabı Türkçe'ye tercüme ederek, Ferâid-ül-Fevâid ismini verdi. Her müslümanın okuması ve çoluk - çocuğuna okutması gerekli olan bu eser, İhlâs Holding A.Ş. yayınları arasında, Herkese Lazım Olan Îmân ismiyle neşredilmiştir. Ayrıca bunun Almanca, Fransızca, İngilizce ve Arapça tercümeleri de yapılarak bastırılmış, İhlâs Vakfı tarafından bütün dünyâya dağıtılmıştır. Kitabın önsözü bilgi olması için aşağıya yazılmıştır.


Kitabın türkçesine internet ortamında aşağıdaki linkten ulaşmak mümkündür.


http://www.hakikatkitabevi.com/turkce/turkce.htm

 

ÖNSÖZ


Besmeleyle başlıyalım kitâba,
Allah adı en iyi bir sığnakdır.
Ni’metleri sığmaz ölçü hisâba,
Çok acıyan, afvı seven bir rabdır!


Allahü teâlâ, dünyâda bütün insanlara acıyor. Muhtâc oldukları şeyleri yaratıp, herkese gönderiyor. Ebedî se’âdete kavuşduran yolu gösteriyor. Nefslerine, kötü arkadaşlara, zararlı kitâblara ve yabancı radyolara aldanarak, bu se’âdet yolundan ayrılanlardan, küfr ve dalâlet yoluna sapanlardan, pişmân olup, afv dileyenleri hidâyete kavuşduruyor. Bunları ebedî felâketden kurtarıyor. Azgın, zâlim olanlara bu ni’metini ihsân etmiyor. Onları, beğendikleri, istedikleri küfr yolunda bırakıyor. Âhiretde, Cehenneme gitmesi gereken mü’minlerden, dilediğini, ihsân ederek afv edecek, Cennete kavuşduracakdır. Her canlıyı yaratan, her vârı, her ân varlıkda durduran, hepsini, korku ve dehşetden koruyan, yalnız Odur. Böyle bir Allahın şerefli ismine sığınarak, ya’nî Ondan yardım bekliyerek bu kitâbı yazmağa başlıyoruz.


Allahü teâlâya hamd olsun. Onun sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma salât ve selâm olsun. O yüce Peygamberin temiz Ehl-i beytine ve âdil, sâdık Eshâbının herbirine, hayrlı düâlar olsun.


Hamd, bütün ni’metleri Allahü teâlânın yaratıp gönderdiğine inanmak ve söylemek demekdir. Şükr, bütün ni’metleri islâmiyyete uygun kullanmak demekdir.


İslâm dîninin inançlarını, emrlerini ve yasaklarını bildiren binlerce kıymetli kitâb yazılmış, bunların çoğu, yabancı dillere çevrilerek, her memlekete yayılmışdır. Buna karşılık, bozuk düşünceli, kısa görüşlü kimseler ve ingiliz câsûslarına aldanmış olan câhil din adamları, zındıklar, her zemân, islâmın fâideli, feyzli ve ışıklı ahkâmına, ya’nî emrlerine, yasaklarına saldırmış, onu lekelemeğe, değişdirmeğe, müslimânları aldatmağa uğraşmışlardır.


İslâm âlimlerinin şimdi de, dünyânın hemen her yerinde, islâm i’tikâdını yaymağa, savunmağa çalışdıkları şükrânla görülmekdedir. İslâmiyyeti Eshâb-ı kirâmdan işiterek, kitâblara yazan doğru yolun âlimlerine (Ehl-i sünnet âlimleri) denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okumamış veyâ anlıyamamış, tektük kimsenin, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden yanlış ma’nâlar çıkararak, uygunsuz konuşmaları ve yazıları da görülüyor ise de, böyle sözler ve yazılar, müslimânların sağlam îmânı karşısında, eriyip gitmekde, sâhibinin bilgisizliğini göstermekden başka te’sîri olmamakdadır.


Müslimân olduğunu söyliyen veyâ cemâ’at ile nemâz kılarken görülen bir kimsenin müslimân olduğu anlaşılır. Sonra, bunun bir sözünde, yazısında veyâ bir hareketinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri îmân bilgilerine uymıyan birşey görülürse, bunun küfr veyâ dalâlet olduğu kendisine anlatılır.Bundan vazgeçmesi, tevbe etmesi söylenir. Kısa aklı, bozuk düşüncesi ile cevâb verip vazgeçmezse, bunun sapık veyâ mürted olduğu yâhud ingiliz kâfirlerine satılmış olduğu anlaşılır. Nemâz kılsa, hacca gitse, her ibâdeti ve iyiliği yapsa da, bu felâketden kurtulamaz. Küfre sebeb olan şeyden vazgeçmedikce, bundan tevbe etmedikce müslimân olamaz. Her müslimân, küfre sebeb olan şeyleri iyi öğrenerek, mürted olmakdan korunmalı, kâfir olanları ve müslimân görünen zındıkları ve ingiliz câsûslarını iyi tanıyıp, zararlarından sakınmalıdır.


Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden, yanlış, bozuk ma’nâlar çıkarılacağını, böylece yetmişiki dürlü sapık müslimân fırkanın türeyeceğini, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz haber vermişdir. (Berîka) ve (Hadîka) kitâbları, bu hadîs-i şerîfi, (Buhârî) ve (Müslim) kitâblarından alarak, açıklamakdadırlar. Büyük islâm âlimi ve din profesörü adı altında ortaya çıkmakda olan bu sapık fırkalardaki kimselerin kitâblarına, konferanslarına aldanmamalı, bu din, îmân hırsızlarının tuzaklarına düşmemek için, çok uyanık olmalıdır. Bu câhil müslimânlardan başka, komünistlerle masonlar bir yandan, hıristiyan misyonerleri ve ingilizlere satılmış olan vehhâbîler ile yehûdî siyonistleri de bir yandan, yeni yeni üsûllerle, müslimân yavrularını aldatmağa çalışıyorlar. Uydurma yazılar, filmler, tiyatrolar ve radyo, televizyon neşriyyâtı ile, islâmı ve îmânı yok etmeğe uğraşıyorlar.Bu yolda milyarlarca lira harc ediyorlar. İslâm âlimleri “rahime-hümullahü teâlâ”, bunların hepsine gerekli cevâbları önceden yazmışlar, Allahü teâlânın dînini, huzûr ve kurtuluş yolunu bildirmişlerdir.


Hakîkî âlimlerden, büyük islâm âlimi, mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Osmânînin “kuddise sirrûh” (İ’tikâdnâme) kitâbını seçdik. Bu kitâb, Kemâhlı merhûm hâcı Feyzullah efendi tarafından türkçeye terceme edilerek (Ferâid-ül-fevâid) ismi verilmiş ve hicrî 1312 senesinde Mısrda tab’ edilmişdir.Bu tercemeyi sâdeleşdirerek, (Herkese Lâzım Olan Îmân) adını verdik. Birinci baskısı 1966 da yapıldı. Yapdığımız açıklamaları, kitâbdan ayırmak için, köşeli parantez [ ] içine koyduk. Neşr olunmasını nasîb etdiği için, Allahü teâlâya sonsuz hamd ve şükrler olsun! Bu tercemenin fârisî olan aslı, İstanbul Üniversitesi kütübhânesinin (İbnül Emîn Mahmûd Kemâl beğ) kısmında (İ’tikâdnâme) ismi ile F. 2639 numarada mevcûddur. Türkçe tercemesini (Hakîkat Kitâbevi), (Îmân ve İslâm) ismi ile basdırmışdır.


(Dürr-ül-muhtâr) kitâbının sâhibi fazîletli Alâüddîn-i Haskefî “rahime-hüllahü teâlâ”, kâfirin nikâhı bahsi sonunda diyor ki, (Nikâhlı müslimân bir kız bâliga olduğu zemân, müslimânlığı bilmezse, nikâhı bozulur. [Ya’nî mürted olur.] Allahü teâlânın sıfatlarını ona bildirmelidir. O da, tekrâr etmeli ve bunlara inandım demelidir). İbni Âbidîn, bunu açıklarken diyor ki, (Kız küçük iken; anasına, babasına tâbi’ olarak müslimândır. Bâliga olunca, anasının, babasının dînine tâbi’ olması devâm etmez. İslâmiyyeti bilmeyerek bâliga olunca, mürted olur. Îmân edilecek altı şeyi öğrenip inanmadıkça ve islâmiyyete uymak lâzım olduğuna inanmadıkça, (Kelime-i tevhîd) söylese, ya’nî (Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah) dese de, müslimânlığı devâm etmez. (Âmentü billâhi...) de bulunan altı şeyi öğrenip, bunlara inanması ve Allahü teâlânın emrlerini ve yasaklarını kabûl etdim demesi lâzımdır). İbni Âbidînin bu sözünden anlaşılıyor ki, bir kâfir, Kelime-i tevhîd söyleyince ve bunun ma’nâsına kısaca inanınca, o anda müslimân olur. Fekat, her müslimân gibi, bunun da, imkân bulunca, (Âmentü billâhi ve Melâiketihi ve Kütübihi ve Rüsülihi vel Yevmil-âhiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun, eşhedü en lâilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü) diye Âmentünün esâslarını ezberlemesi ve ma’nâsını ve islâm bilgilerinden kendisine lâzım olanları iyice öğrenmesi lâzımdır. Bir müslimân çocuğu da, bu altı şeyi ve islâm bilgilerini öğrenmez ve inandığını söylemezse, âkıl ve bâlig olduğu zemân, mürted olur. Îmân etdikden sonra, (İslâm bilgileri)ni, ya’nî farzları, harâmları, abdesti, guslü ve nemâz kılmasını ve avret mahallini örtmesini hemen sorup öğrenmesi de farz olur. Sorduğu kimsenin öğretmesi veyâ hakîkî din kitâbı bildirmesi, buna da farz olur. Soracak kimseyi veyâ kitâbı bulamazsa araması farz olur. Aramazsa kâfir olur. Buluncıya kadar bilmemesi özr olur. Farzları vaktinde yapmıyan ve harâm işliyen Cehennemde azâb görecekdir. Îmânın altı esâsı üzerinde, bu kitâbımızda geniş bilgi vardır. Her müslimân bu kitâbı iyi okumalı ve çocuklarının ve bütün tanıdıklarının okumaları için gayret etmelidir. Avret mahalli 475.ci sahîfede yazılıdır.


Kitâbımızda, âyet-i kerîmelerin ma’nâlarını yazarken, (Meâlen buyuruldu) denilmekdedir. (Meâlen) demek, (tefsîr âlimlerinin bildirdiklerine göre) demekdir. Çünki, âyet-i kerîmelerin ma’nâlarını, yalnız Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” anlamış ve Eshâbına bildirmişdir.Tefsîr âlimleri, bu hadîs-i şerîfleri münâfıkların, zındıkların ve ingiliz kâfirlerine satılmış olan zındıkların, ya’nî mezhebsiz din adamlarının uydurdukları hadîslerden ayırmışlar, bulamadıkları hadîs-i şerîfler için, tefsîr ilmine uyarak, âyet-i kerîmelere kendileri ma’nâ vermişlerdir. Arabca bilen, fekat tefsîr ilminden haberi olmayan din câhillerinin anladıklarına (Kur’ân tefsîri) denilmez. Bunun için, hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîme kendi anladığına göre ma’nâ veren, kâfir olur) buyuruldu.


Allahü teâlâ, hepimizi, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği doğru yolda bulundursun! İslâm câhillerinin ve büyük islâm âlimi gibi isimler taşıyan mezhebsizlerin, münâfıkların yaldızlı, sinsi yalanlarına aldanmakdan korusun! Âmîn.

Bu haber toplam 4519 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA