• İstanbul14 °C
  • Erzincan2 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

İsimler değil kafalar değişmeli…

19 Mayıs 2014 Pazartesi 15:48
idris-kosku-caddesi.jpg
 
İsimler değil kafalar değişmeli…
 
Eski Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç, 2007 yılında Eyüp Camii arka tarafından mezarlıkların bitiş noktası arasına kurulan teleferik hattının tepe ayağını oluşturan istasyonuna “İdrisi Bitlisi Tepesi” adını vermek istemişti. Bu durum kamuoyunda yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermiş birazda medyanın kasıtlı yönlendirmesiyle tepedeki “Pierre Loti” tesislerinin adı değiştiriliyor mesajı verilmişti. Geniş yankılar uyandırarak tartışmalara yol açan bu girişim sonuçsuz kalmıştı. Hadiseden epey sonra 2012 yılında bu sefer Ak Parti Bitlis Milletvekili Vahit Kiler benzer bir teklifle gündeme geldi. Vahit kiler, dolambaçlı yollardan değil doğrudan tepenin adının “Pierre Loti” yerine bir zamanlar olduğu gibi “İdrisi Bitlisi Tepesi” olmasını talep ediyordu. Kiler’in bu talebi tarihi ve sosyolojik açıdan haklı nedenlere dayanmakla beraber biraz duygusaldı. Zira atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş, Eyüp beldesinin gözlerden ırak bu mütevazı bölgesi çoktan kapitalizmin acımasız kolları arasına kendini koyu vermişti. Alan da veren de memnundu. Zira burayı ziyarete gelenler ne Eyüpsultan sevdalıları ne de İdrisi Bitlisi hayranı değillerdi. Yeni evlenenlerin, genç sevgililerin, batı hayranlarının, iki arada bir derede kalmışların uğrak yeriydi artık. Hatta biraz daha ileriye götürelim. Sanki Eyüpsultan ziyaretgâhına bir alternatif oluşturuyordu burası. Dolayısıyla akşamdan sabaha isim değiştirmek öyle pek kolay olmuyordu. Hem kafalar değişmedikten sonra isimler değişse ne olurdu ki?
 
Değerlerimize sırt çevirmeyi bırakmalıyız…
 
Peki, o zaman ne yapmalıydı? Bir oryantaliste, sahte bir Türk dostuna peşkeş çekilen bu mekâna kayıtsız mı kalmalıydık? Efendim, Pierre Loti bir gecede oraya gelmiş konmuş, tepenin tabelasını değiştirmiş korsan biri değildir. Yaklaşık bir asırlık bir süreçten bahsediyoruz. Bizzat bizim “denize düşen yılana sarılır” misali zor bir zamanımızda kendisinden medet umduğumuz birçok figürden sadece biridir. O günün koşullarında bu kompleksli ruh durumunu anlamak mümkün. Pek yadırgamamak lazım diye düşünüyorum. Fakat artık günümüz için geçerli değildir. Bu durumu tersine çevirmenin yolu kendi öz değerlerimizi ön plana çıkarmakla mümkün olabilir. Hiç vakit kaybetmeden bu mekânın çevresindeki alanı tarihi misyonuna uygun şekilde ihya ederek işe koyulabiliriz. Gerçektende bu tarihi tepe de 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar İdrisi Bitlisi’nin damgası bariz olarak görünüyor. Her ne kadar da günümüzde 300-500 metre karelik bir alanın adı değişmiş olsa da belki 20 katı büyüklüğü alanda İdrisi Bitlisinin hala varlığı devam ediyor. Şöyle ki Pierre Loti Tesislerine uzanan caddenin adı İdris Köşkü caddesidir. Bu caddenin paralelinde, bulunan devasa parkın adı İdrisi Parkıdır. Yine cadde üzerinde Bitlisi’nin 16. yüzyılda yaptırdığı çeşme ve Sıbyan mektebi varlığını günümüzde dahi korumaktadır. Caddenin alt kısmında Bitlisi’nin muhterem zevceleri Zeynep Hatun’un vakfederek yaptırdığı mescit yer almaktadır. Rivayetlere göre Zeynep Hatun, vakfettiği bu mescidi bizzat kendi el emeği-göz nuru ile eğirip, ördüğü çorap ve benzeri el işlerini satarak, biriktirdiği para ile yaptırmıştır.
 
“İdris Bey Kültür Merkezi” Neden olmasın?!..
 
Zeynep Hatun Caminin karşısında, Gümüşsuyu yolundan, İdrisköşkü Caddesi’ne dönülen köşede, Kerimağa Sokağı girişinde solda İdris-i Bitlisî’nin mezarı bulunmaktadır. Sütun mezar taşındaki kitabede:“Kutbü’l arifin, (Ariflerin kutbu) merhum ve mağfur İdris Efendi ruhu içün el-fatiha” yazmaktadır. Görüldüğü gibi birilerinin zannettiği gibi İdrisi Bitlisi sonradan uydurulmuş, hayal mahsulü bir zat değil tam tersine yaptığı hizmetlerle, hayır eserleriyle çağımızı da aşmış müstesna bir şahsiyettir… Bitlisi hazretlerinin kabrinin 25-30 metre ilerisinde metruk bir alan daha var. Bir zamanlar futbol sahası olarak kullanılmış. Yakın zamana kadar direkleri de duruyordu. Fakat buradaki birkaç mezar taşı buranın kamuya ait olduğu izlenimini veriyor. İşte bu mekân günümüzde madde bağımlılarının vazgeçilmez yeri olmuş durumda. Konuyla ilgili gördüğümüz bütün kurumlarla yazışmalarda bulunduk. Maalesef her hangi bir gelişme kaydedemedik. Cek ve cak’lardan başka!.. Tepenin adı ne olursa olsun burada yaşananlar tam bir rezalet. İstanbul'un göbeğinde, milyonlarca insanın ziyaret ettiği bir bölgede böyle sorumsuzluk, vurdumduymazlık olabilir mi? Buraya bir halı saha, sosyal tesis veya bir park yapılamaz mı? Bölge tarihi özelliği de dikkate alınarak pekâlâda sosyal-tarihi bir plan dâhilinde toplum yaşamına katılabilir. Mesela adı da “İdris bey Kültür Merkezi” veya “İdrisi Bitlisi spor kompleksi” olabilir.  Neden olmasın? Böylece İdrisi Bitlisi’nin ruhu şad edilirken sömürge zihniyetinden ve kompleksli ruh haletinden de bir miktar sarfı nazar etmiş oluruz. Ne dersiniz?!..
 
İdrisi Bitlisi:
İdris-i Bitlisî,. Osmanlı tarihçisi, siyaset bilimci ve devlet adamıdır. Bitlis doğumludur. İlk sekiz Osmanlı padişahını konu alan 80.000 beyitlik Heşt Bihişt adlı eseriyle ün yapmıştır. II. Bayezid Han tarafından İstanbul’a davet edilerek kendisine önemli görevler tevdi edildi. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Çaldıran Savaşı’na katıldı. İdris-i Bitlisi; Mardin, Urfa, Bitlis, Diyarbekir, Sason, Hizan, İmadiyye gibi birçok bölgeyi dolaşarak, o yer beylerinin Osmanlıya itaatlerini sağladı. Hasankeyf ve Siirt Eyyubî sülalesinden II. Halil, Bitlis Emiri Şeref Han, Hizan Emiri Davut Bey, İmadiye Hâkimi Emir Seyfeddin gibi önemli şahsiyetler dâhil olmak üzere yirmi beş emir bir toplantı yaparak Osmanlı tebaiyetini onun sayesinde kabul etti. Yaşadığı asrın ileri gelen âlimlerinden olan Bitlisî’nin sohbetlerine padişahlar, devlet ileri gelenleri büyük bir ilgi gösterirlerdi. İdris-i Bitlisî, 12 Kasım 1520 tarihinde, Yavuz Sultan Selim Han’ın öldüğü sene vefat etti.
 
Bir İdris Köşkü Caddesi sakini olan Nidayi Sevim, "Herkes kendi kapısının önünü temizlerse, bütün mahalle tertemiz olur .” deyiminden ilham ile yazdı…
 
Not:Bu yazımız dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır...
Bu yazı toplam 1196 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA