• İstanbul17 °C
  • Erzincan9 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

İstanbul'un Yegâne Çinili Çeşmesi

01 Ocak 2018 Pazartesi 11:01

7878.jpg

İstanbul'un Yegâne Çinili Çeşmesi'ni Alelade Fayanslarla Kaplamışlar
Çeşmeler, su medeniyetimizin sessiz tanıkları… Zannediyorum dünyanın hiçbir şehrinde İstanbul'daki kadar çeşme yoktur. Çeşit çeşit, farklı mimari özelliklere sahip, her birinin ayrı hikâyesi olan çeşmelerden bahsediyoruz. Hilmi Tanışık'ın 1943-45 yıllarında yayımlanan “İstanbul Çeşmeleri” isimli eserinde kitabesi olan ve yaptıranı belli 794 çeşmenin, Affan Egemen’in ise 1993 yılında yayımlanan ve yine aynı adı taşıyan “İstanbul Çeşmeleri” isimli eserinde 1165 çeşme ve sebilin adı geçmektedir. Günümüzde dahi pek çok semt ve sokak adı çeşmelerle özdeşleşmiş durumda. Ayrılık Çeşmesi, Çoban Çeşme, Kuru Çeşme, Acı Çeşme ve Çifte Çeşme bunlardan yalnızca birkaçıdır. Bu yönüyle çeşmeler şehir kimliğinin, hafızasının ve bütünlüğünün ayrılmaz bir parçasını oluştururlar.
Sadullah Yıldız geçtiğimiz yıl bahsekonu çeşmelerin yüzlercesine ulaştı ve hazin hikâyelerini Dünyabizim için kaleme aldı. Bu yazılar yakın zamanda "İki Gözüm İki Çeşme" isimli kitapla bir araya getirildi. Rabbim Sadullah Yıldız kardeşimizden ebediyen razı olsun ve onun gibi gençlerin sayısını artırsın inşallah.
Biz de zaman zaman çeşmeler hakkında yazıyoruz. Bugün de fazla detaya girmeden bir çeşme hakkında bir iki kelam edeceğiz. Bu öyle bir çeşme ki vaktiyle İstanbul'da eşi ve benzeri yoktu. Aynı zamanda bu çeşmeye reva gördüğümüz ihmal ve kayıtsızlığın da sanırım dünyada eşi ve benzeri yok. Bu yazıyı biraz da acele ile kaleme aldık. Zira birazdan değineceğimiz üzere hakikaten bir saat bile ertelenecek lüksümüzün olmadığı kanaatine vardık. Bize göre durum o kadar vahim…
Bulunduğu sokağa adını veren bir çeşme daha
Evet, bu namlı çeşmemizin adı Çinili Çeşme’dir. Nazım Nirven'in "İstanbul Vilâyeti Şehremânetine Evkaftan Devrolunan Sular” isimli eserinde “Ali Çelebi Çeşmesi” olarak da zikredilir. Eyüp Sultan, Nişanca Mahallesi, Çinili Çeşme Sokağı üzerinde ve Gülsuyu Sokağı’nın tam karşısında yer alır. Arka tarafında Davud Ağa Cami ve Sertarik Tekkesi, aşağı taraflarında ise Baba Haydar Camisi bulunur. İnşa tarihi bilinmemektedir. Klasik Türk çeşme mimarisi üslubunda, kesme taştan ve tek yüzlü meydan çeşmesi olarak inşa edilmiştir.
Mehmet Nermi Haskan, “Eyüp Sultan Tarihi” isimli eserinde bu çeşmenin 1725 tarihinde vefat eden Ahmed Efendi için evladı tarafından yaptırıldığını zikreder. Ahmed Efendi, Eyüp Sultan Camii İmareti Matbah-ı Amire Eminliği görevinde bulunan Koca Yusuf''un oğludur. Her ikisinin de kabri Eyüp Sultan Camii civarındadır. Koca Yusuf Efendi'nin de Eyüp Sultan'da bir kaç çeşmesi vardır.
Çinili çeşme kemeri üzerinde, bugün yerinde olmayan saçağın altında, vaktiyle çini üzerine yazılmış tarihsiz bir kitabenin bulunduğunu eski fotoğraflardan öğreniyoruz. Bahsekonu kitabe şöyle: “Eyledi bu hayrı içün / Validi anub Revânın / Hilmiyâ tarih içün / Bâde-i kevser atâ / Hakk ide dest-i Âlîden / Rûh-ı Ahmed şâd ola” Bu kitabenin ilk mısrasının bir bölümü şu an itibarıyla kırık bir parça halinde çeşmenin kurnası içindedir. Bir ilgilenenin çıkmaması halinde yakın zamanda bunun da yok olup gideceği kesin gibi.
Devrinin en nadide örnekleri olarak kabul edilen çini panolar 
Yine Mehmet Nermi Haskan'ın verdiği bilgilerden ve eski fotoğraflardan anlaşıldığına göre çeşme kitabesinin sağ ve sol tarafında devrinin en nadide örnekleri olarak kabul edilen çini panolar bulunmakta imiş. Her panoda iki figür yer alıyor. Bunlardan biri vazo içerisinde lale ve karanfil bezemeli, diğeri ise her devirde kimi sanat eserlerinde sevilerek kullanılan servi ağacı motifidir. Bu servi motifinin çevresinde de yine bazı süslemeler bulunuyor.
 
Çeşmeye farklılık ve özgünlük katan emsalsiz panolardan sağ taraftaki 90’lı yıllardan önce sökülerek çalınmıştı. Sol taraftakinin bir bölümü de yakın zamanda yok oldu. Mustafa Cambaz’ın 2013 yılında çektiği fotoğraflarda bu kalan son panonun yarısı görünmektedir. Bugün itibarıyla soldaki panonun yerinde de yeller esiyor. Geride kalan parçalar da artık yok. Sökülüp çıkarılmış. Çekiç izleri daha taze idi. Vakıflar veya belediye koruma altına almış olabilir mi? Bu minvalde bir bilgiye ulaşamadık. Ümit ediyoruz bu son parçalar da tarih yağmacılarının eline düşmesin!
Çeşmeye beton harç ile yapıştırılan fayanslar 
Belki ileride birilerine lazım olabilir düşüncesiyle güya kalan son panonun eskizle örneğini çıkarıp muhafaza altına alacaktık. Çeşmeyi ziyaret sebebimiz bu idi. Heyhat! Bu hevesimiz de buhar oldu. Çeşme kitabesinin sağ ve sol yanında bulunan panoların yanısıra basık sivri kemer içinde ve tas yuvalarının içerisinde de orijinal çini örnekleri vardır. Bunlar beyaz zemin üzeri mavi desenli çinilerdir. Ancak zamanın ve hoyrat kullanımın sonucunda bu çiniler de bir hayli zarar görmüştür. Bunların dışında vaktiyle var olan çeşme kitabesi çevresinde bazı orijinal çini kalıntılarına rastlanmaktadır. Muhtemeldir ki kitabenin çevresi de hoş çini örnekleri ile süslü idi. Çeşmenin o ilk yapıldığı zamanki muhteşem halini ne kadar görmek isterdim. Bembeyaz küfeki taş ve mermer üzerine döşenmiş renk renk, desen desen çiniler. Ateşte açan çiçekler...
Yerinden sökülen ve yok edilen çinilerin yerine bir inşaat kalıntısından derlenen fayanslar çeşmenin yüzüne gelişigüzel beton harç ile yapıştırılmış. Çeşme bu haliyle yamalı bohçaya çevrilmiş diyeceğim ama o da değil. Zira onun da kendi bağlamında bir şanı, şerefi, haysiyeti vardır. Burada kelimenin tam manasıyla bir kepazelik, bir utanç tablosu görüyoruz. Bu, tarihi ile övünen bir millet için şüphesiz pek feci, pek esef verici bir durumdur. Vicdan ehli birinin manzara karşısında kahrolmaması mümkün değil. Bu eserler Avrupa'da, Amerika'da olsa inanın fanus içerisinde muhafaza edilir ve bütün dünyaya izlettirilirdi. Hem de ücreti mukabilinde. Bundan kesinlikle şüpheniz olmasın.
Çini panolar aslına uygun olarak yapılıp yerlerine mutlaka takılmalı
Mehmet Nermi Haskan, adı geçen eserinde bu çeşmenin bir zamanlar İstanbul'da bulunan yegâne çinili çeşme olduğunu, bu sebeple muhakkak kurtarılması gerektiğini ifade etmiştir.
Prof. Dr. H. Örcün Barışta da “Osmanlı İmparatorluğu Dönemi İstanbul Çeşmelerine Toplu Bir Bakış” isimli yazısında burada bulunan Çinili Çeşme’yi süsleme, tezyinat açısından kaydadeğer örnekler arasında gösterir. Barışta, Mercan Camii önündeki küçük duvar çeşmesini, içi çiniyle kaplanmış Hatice Turhan Çeşmesi’ni, su yapılarından İbrahim Paşa Sebili’nin içindeki çini kalıntılarını ve Üsküdar’daki Horhor Çeşmesi’ni de bu minvalde zikreder.
Haskan, çinili çeşmenin yerinden sökülerek Eyüp Sultan'ın en mutena bir yerine nakledilmesini, çalınan panoların ise Yıldız Çini Atölyesi’nde aslına uygun olarak yeniden yapılmasını da teklif etmiştir. Biz rahmetli Haskan'ın çeşmenin yerinden sökülüp başka bir yere nakledilmesi fikrine pek sıcak bakmıyoruz. Zira atalarımızın da dediği gibi “taş yerinde ağırdır.” Bırakın bir eserin yerinin değiştirilmesini, bir semtin, bir çıkmaz sokağın adının bile gereksiz yere değiştirilmesini doğru bulmuyoruz. Üstadın ifade ettiği gibi çini panolar aslına uygun olarak yapılıp yerlerine mutlaka takılmalı ve çeşme asli hüviyetine kavuşturulmalıdır. Bu hem su kültürümüz hem çeşme mimarisi ve tezyinatımız hem de medeniyet hafızamız için elzemdir.
 
Not: Bu yazımız www.dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır.

 

Bu yazı toplam 633 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA