• İstanbul26 °C
  • Erzincan27 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KADİR TERZİBALİ
23 Ağustos 2008 Cumartesi 00:00

KADİR TERZİBALİ

İÇİMİZDEN BİRİ                  Günün mesaisini bitirip  işyerimin çıkış kapısından ayağımı dışarı

İÇİMİZDEN BİRİ  





                Günün mesaisini bitirip  işyerimin çıkış kapısından ayağımı dışarı atmıştım  cep telefonumda  “büyük cevizin dibi” melodisi  ile çalmaya başladı. Evde sıvı yağ bitmiş.. Tam sırası idi yani. Hava buz ,market uzak mecbur  yollandık  tedarik için. Daha önce unuttuğum birkaç eşya ile birlikte tüm sıkıntılarını yüzünde yansıtan  Kemah tabiri ile “suratsız” bir tezgahtarın  lalettayin, telaşlı bir şekilde doldurup elime tutuşturduğu  kulpları koptu kopacak eğrelti bir  poşeti alarak evin yolunu tuttuk. 



              Hava buz kesiyor  içimden  kurban olayım Kemah’ın soğuğuna dedim. Hani soğukta sevilir mi  Vallahi en dayanıklı zemheri itleri bile burada zattürre den bir dakikada telef olur gider. Havadaki nem ile soğuk bıçak gibi kesiyor adamı. Tekstil asgariciler hep dışarıda uyuşmuş arı gibiler  vardiya dönüşü saati gelen içeri kaçmaya çalışıyor giden  hemen otobüslere doluşuyor.Birde rüzgar katılıyor ara sıra  dayan dayanabilirsen. Dost mekanda insan sıcak  oluyor dost yüzler arasında. Şairdeki  Ayten ‘lik gibi bizde Kemahlılık tuttu  Kemah diyoruz ısınıyoruz , Kemah diyoruz karnımız doyuyor.Yabanın   mekanı soğuk  zaten üşütüyor insanı  soğuğu yakıyor seni Yaşam çifte kavurma  misali yani …



          Biran evvel eve varmak için adımları hızlandırırken biraz önce içime hiç sindiremediğim tezgahtar davranışından dolayı  hayıflanıp hey gidi be dedim kendi kendime. Şimdi Kemah ‘ta Kadir Terzibali’nin, Cemil amcanın dükkanına girmiş olsaydım ilk önce  hemen eline sıcaklık ıhlamur veya çay  tuttururlar önce için ısınır, sonra alacağın alırdın. Mekanın kendisi usta canım öğretiye görgüye gerek yok yaşantıdaki örnek yetiyor  insana  Yeter ki gerçekten gören gözün olsun. Ya yüreği güzel insanımın  ne diyeyim ki….



            Elimdeki poşetleri hanıma verip daha paltomu çıkarmamıştım ki  çamaşır suyunun patlayarak diğer malzemeleri buladığı söylemleri ile hanımın hayıflanmalarını işittim. Esnaflık tenkitlerinden biri bitip öbürü başlıyordu sonunda “nerde Kadir  Terzibali  bunların hepsini götürüp ondan kurs aldıracaksın “dedi ve akşam üstü hırsını bağladı..



 



                  



 



          Artık yapacak bir şey yoktu birkaç yiyecek paketi  çamaşır suyuna bulandığından o gün zarar hanesine yazılmıştı.Hanım haklıydı tabi yıllardır alışkanlığını burada göremiyordu. Esnaflık bir edep, bir görgü, bir nezaket ve kanaat icrasıydı memleket insanının ticarette başarılı olmasının bir sebebi bu , biri eksik olsa  olmuyor işte. Biraz ticari maharetle  biraz tebessümle gönülleri süslemek lazım..Tabi ki bunun okulu piyasa ve ehil üstat elinden geçiyor. Kadir Amca ve emsalleri gibi ……



              Sabah ezanından sonra Haaaaaaar diye bir sac hapenk sesi  yankısı gelirse  Kemah kalesinin  taş bedeninden bilirdim ki  Kadir amca dükkanı açtı. Bereket duaları okunarak dükkanının önünü süpürmeye başlamıştır artık. Ama ne süpürme  sanki bütün cadde onun temizlik mıntıkası tozmaması için de  ıslatılmış, on sekizlik vita yağı tenekesi içerisinde topladığı çöpü meraklı kediler dağıtmasın diye  üzerine muhakkak bir karton parçası ile kapatmayı unutmazdı.



          Çöpçü Hüseyin yarı  benzin varilinden  Demirci Cemil Usta imalatı  el arabasını onun dükkanının önüne her sabah  park ederken bir yanını ağaç telefon direğine yaslayıp tabakasından kaçak  tütünü sarıp akabinde  onun çöp tenekesini arabasına boşalttığında muhakkak memnuniyetini yanındakileri ne  söylerdi...Adam  esnaf ya …



          Bazen ilk müşterisi Yalınayak Bahattin ‘in  hanının karşısında eskiden Garto Behçet in dükkanı olup şimdi yatakhane olarak kullandığı ,yerden  çıkıp  yavaş yavaş  meraya otlatılmaya gidecek  davarları,   Haydarhanada ki iştima yerinden almak için,  iki  elini geçirip beline dayadığı değneği ile Tekel tütününü almaya gelen Çoban Piro olurdu.     



              Ardından taban altlığı kamyon lastiği parçası ile Karşıbağlı Kunduracı Fikri tarafından özel olarak pençelenmiş ayakkabılarını sürüte,sürüte gelen ,   Fırıncı Palaya cami duvarının dibinde koca baltasıyla Pülümür meşesini yarılayan namı saklı Kazim ağa;



             Hamamın kenarında park etmiş kamyonun  şoför mahallinde sabahladığı , hapenk sesinin gürültüsünden uyandığı belli olan sabah kahvaltısını yapmak için  elinde yeni çıkmış sıcak  fırın ekmek ile helva almaya gelip küçük kızının emme şekerini hatırlayıp tekrar geri dönen  Çolağın kamyonunun muavini Fırfırik Hasan ;



              Bir mısır merkebinin palanından Jokey edası ile ustaca  aşağı atlayıp yularını acele ile akasya ağacına iliştirip , Çolak Yaşar ‘ın kedilerine götürdüğü işkembeler karşılığı aldığı iki buçuk lira ile sabah kahvaltısı için kaymaklı bisküvi alarak nal seslerini geride bırakarak çarşıyı terk eden kasap çırağı Demiryolcular ,…



             Nizamilik ve düzen sanki onun esnaflığının en katı ve uyulması gereken kuralı idi. Meşin paldun ve gıl golan yan yana olarak asılmalı idi.  Mavi boncuklu at yularları arasında tımar tarakları onların yanına  üst üste dizili gri kıl dokuma hayvan örtüleri onun dükkanının önünün özel dekoruydu. Her daim boy boy mevsimlik su ve peynir bidonlarından birkaç numune sergidedir. Her sabah tozunu sildiği ,küçükten büyüğe doğru dizdiği yağ tenekeleri yanında mevsimine göre bazen  soğan kıskası   bazen korunga veya yonca tohumu çuvalları bulunurdu. İnadına kalitesine inandığı Kayseri yoncasından başka yonca tohumu bulundurmazdı ..



            Kendine has ayakkabı satışı vardı .Kışın üşüyüp iki çift çorap giyerler diye bir numara büyük ayakkabı verirdi .  Bu yüzden daha on altı yaşına gelmeden bütün çocukların ayakları çoktan kırk dört numara oluverirdi. Hesabın ve not almanın mükemmelliği ile  üç yıl sonra bile gitseniz sizin hesabınızı çıkartırdı.



           Hani belki bizim bilmediğimiz ahi tebaasının ehil elinden el almış biri gibi memleketimin bir köşesinde bu değeri yıllar öncesi isimlerle yıllar sonrasına taşımak istedim vefa adına . Memleketimin unutulmaz ve unutulmayacak köşe taşları onun misyonundan kalanlara selam olsun..Şu diyarı gurbetten………

 

Faruk KÜÇÜKTAŞ ©Düzce

04.09.2007

Bu haber toplam 2314 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA