• İstanbul25 °C
  • Erzincan26 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Kadırga Mimarı Mustafa Ağa

18 Ocak 2016 Pazartesi 20:12
kuzey-deniz-saha-komutanligi.jpg
 
Gemisiz bir donanmaya 6 ayda 150 kadırgayaptı...

Birkaç gün önce bir elektronik posta aldım. Ankara’dan araştırmacı yazar Nazan Sezgin Hanımefendi göndermiş. Sağ olsun zaman zaman böyle gönderilerde bulunur. Özellikle tarihi mezar taşlarıyla ilgili arşivinde ne varsa bizimle paylaşır. Bu gelen posta da mezar taşlarıyla ilgili idi. 1966 yılının Ocak ayında yayımlanan Hayat Tarih mecmuasından bir sahife… Tarihçi Reşat Ekrem Koçu tarafından kaleme alınmış. Kadırga Mimarı Mustafa Ağa’nın kabrinin milletimiz tarafından hürmetle ziyaret edileceği bir abide haline getirilmesini talep ediyordu. Nazan Hanım, bu dergideki yazıdan hareketle mezar taşı ile ilgili bir araştırma yapmamızı, hiç olmazda yazının arşivimizde yer almasını rica etti. Evet, söz konusu ecdat olunca hele bir de ta Ankara’dan bir münevverimiz tarihinin peşine düşmüşse bizimde çok fazla tercih hakkımız olmasa gerek. Hemen çalışmaya koyulduk.

Reşat Ekrem Koçu, bahse konu dergi de şöyle yazmış o yıllarda:”1571 Ekim ayında İnebahtı (Lepanto) deniz bozgunundan sonra Türk donanmasının mahvolurcasına ağır gemi kaybı, İstanbul Tersanesinde altı ay kadar süren hummalı bir faaliyet ile tamamen telafi edilmiş, mağlubiyetin ertesi yılı, 1572 deniz seferi mevsiminde, Kapdan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’nın kumandasındaki yeni donanmamız Akdeniz’e çıkarak Türk Sancağını gene şan ve şevketle dalgalandırmıştı. Donanmamızın ihyasında en büyük hizmeti görenlerden birisi tersane baş mimarı Mustafa Ağa’dır. Bu zat hayli yaşlı olarak hicri 1007, miladi 1599’da Kasımpaşa’da Divanhane karşısında, metruk bir tekkenin zemin katında, tabir yakışık alırsa, bodrumundadır. Kabir taşında, devrinin namlı şairlerinden Haşimi’nin kaleminden çıkmış manzum kitabesi şudur:

Tarihini tazarru ile didi Haşimi
Ziba kadırga yapmada gâyet olup seri
Mevlâ yoluna itdiği hizmet kabûl olup
Dâim cihânda meskenin ide Hak refi
Mi’mar-ı Mustafâ idi bu kârhânenin
Ukbâda Mustafâ’ya Muhammed ola Şefi...”

Reşat Ekrem Koçu’nun söz ettiği Divanhane, Kasımpaşa Bahriye Nezareti Binası ya da şimdiki adıyla Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Binası’dır. Kasımpaşa’da Haliç kıyısında yer alır. Turabi Baba Caddesi üzerinde, Cezayirli Hasan Paşa Parkı’nın sonundadır. Yeri gelmişken Divanhane’nin tarihi ile ilgili de kısa bir bilgi verelim. İlki, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından yaptırılmıştır. 1454 senesinden günümüze kadar aynı yerde yaptırılan beş divanhaneden dördü, zaman içinde kullanılmaz hale gelerek yıkılmıştır. Günümüze ulaşan bina, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılan divanhanedir. 1864-1867 yılları arasında, Mimar Sarkis Balyan tarafından inşaa edilmiştir. Binada padişahı ziyarete gelen elçiler ağırlanmış, Bahriye nazırları çalışmalarını hünkâr dairesinde yürütmüşlerdir. Tarihte Şark Meselesinin konuşulduğu 1876 Tersane Konferansı ve Musul Meselesi de yine bu binada görüşülmüştür.

Bahse konu metruk tekke ise 2007 yılında Beyoğlu Belediyesi tarafından Kütüphane olarak ihya edilen Türabi Baba Tekkesidir. İstanbul Tekkeleri şeyhleri hakkında kaynak eser olan “İstanbul Hânkâhları Meşâyihi” adlı eserde müellif Tabibzâde Zâkir Mehmed Şükrî Efendi, Türâbî Baba Tekkesi şeyhlerini ve vefat tarihlerini veriyor. Buna göre İbtidâ, eş-Şeyh Mehmed Turâbî el-Kâdirî el-Hindî 18. Yüzyılın son çeyreğinde kurulan tekkenin ilk şeyhidir. Tersane-i Amire’de çalışan Osmanlı gemicilerinden olduğu rivayet edilir. Vefatı ise H. 1227 M.1812’dir. Türbede medfûndur.
 
Bazı kaynaklar Tekkenin ilk şeyhi Mehmed Turabi’yi Tersane-i Amire’de çalıştığından olsa gerek Baş mimar Mustafa Ağa ile karıştırmışlardır. Oysaki Mehmed Turabi’nin vefatı H. 1227 M.1812 Mimar Mustafa Ağan’nın vefatı H.1007 M. 1599’dır. Mimar Mustafa Ağa Tekke yapılmadan 220 yıl önce vefat etmiştir. Reşat Ekrem Koçu’nun harabe bir tekkenin bodrumunda olduğunu söylediği Mimar Mustafa Ağa’nın mezarı, Süheyl Ünver’in Mükrimin Halil Yinanç’tan derlediği bilgilere göre ise Tekkenin hemen yanı başında bulunan Turabi Baba Türbesindedir.

Bu bilgiler ışığında günümüzde kütüphane olan Turabi Baba tekkesi ve türbesini ziyaret ettik. İncelememiz neticesinde Mimar Mustafa Ağa’nın bahse konu mezar taşını türbedeki sandukaların arasında bulduk. Bulduk diyorum zira 25 yıl Beyoğlu’nda ikamet ettiğim halde haberim olmadı böyle bir büyüğümüzden. Sandukaların arasına adeta saklanmış. Tekke harap halinden kurtulup kütüphaneye çevrildiğinde mezar taşı da buradan alınıp türbeye nakledilmiş olmalı. Kitabe metin olarak dönemin edebi üslubunu yansıtmakla beraber form olarak 16. Yüzyıl mezar taşı mimarisine pek benzemiyor. Sanırım 18 veya 19 yüzyıllarda metne sadık kalarak mezar taşı yeniden yapılmış. İyi ki de yapılmış. Zira ortada bir bilgi, belge olmadığında mezar taşları tarih boyunca en güvenilir ve yegâne kaynak olmuştur. Bereket versin Mustafa Ağanın mezar taşı hala ayakta. Zira aynı akıbeti paylaşan pek çok tarihi mezar taşı kadir bilmezliğimiz yüzünden vaktiyle kaldırılıp bir tarafa atılmıştır. Bu arada Reşat Ekrem Koçu’nun yukarıda zikredilen mezar taşı manzumesi ile buradaki mezar taşı satır sıralaması arasında farkı vardır. Bizim okuduğumuz şöyle:

Mi’mar-ı Mustafâ idi bu kârhânenin
Ziba kadırga yapmada gâyet olup seri
Mevlâ yoluna itdiği hizmet kabûl olup
Dâim cinânda meskenin ide Hak refi
Tarihini tazarru ile didi Haşimi
Ukbâda Mustafâ’ya Muhammed ola Şefi… (H.1007 – M.1599)

İBB tarafından Haliç Tersanesine bir denizcilik müzesi yapılmak isteniyorsa bu işe altı ayda yüzelli kadırga yaparak tarihe geçen Bahriye Baş Mimarı Mustafa Ağanın mezarını görkemli bir şekilde teşhir ederek başlayabilir. Diğer yandan Kuzey Deniz Saka Komutanlığı’nın hemen karşısında yer almasına rağmen denizcilerimiz tarafından dikkate alınmaması, tarihte gösterdiği yararlılığın görmezden gelinmesi doğrusu üzücü bir durum. 2009 yılında M. Burak Çetintaş tarafından hazırlanan “Türk Denizcilerinin Mezar Taşları” Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç'ın himayeleri ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kültür yayınları arasında kitap haline getirilmişti. Denizcilik tarihimiz açısından pek kıymetli bir eserdir. Ümit ediyoruz bu himaye ve destek mezar taşlarından geriye kalanlar içinde devam eder ve yok olmaktan kurtulurlar.

Denizcilik tarihimiz açısından son derece önemli bu büyüğümüzün mezar taşı sadece araştırmacılar tarafından fark edilmesin. Kitap sahifeleri arasında saklı kalmasın. Bütün milletimiz haberdar olsun değerlerimizden. Hiç olmazsa mezar taşının yer aldığı türbenin önüne mermer tabela üzerine kısa biyografisi yazılarak hatırası yaşatılabilir. Bu şekilde görünürlüğünün sağlanıp teşhir edilmesi gelecek nesillerin geçmişini daha iyi anlamasına vesile olacaktır diye düşünüyoruz. Zira Baş Mimar Mustafa Ağanın başarı hikâyesi, inancını yitirmeyen milletlerin ne kadar ağır badirelerden geçse de küllerinden yeniden doğabileceğine muhteşem bir örnektir…

Not: Bu yazımız dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır...

Bu yazı toplam 933 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA