• İstanbul26 °C
  • Erzincan27 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kamil Sevim, ŞİİR
09 Mayıs 2008 Cuma 00:00

Kamil Sevim, ŞİİR

Köyünün halinden anlıyanlaraÇareyi gurbette arıyanlaraBenden selam olsun tanıyanlaraSenede bir kere gelin ne olur. Faydalanmadız mı her nimetindenİnsan hiç koparmı memleketindenSaç kavurmasından

Köyünün halinden anlıyanlara

Çareyi gurbette arıyanlara

Benden selam olsun tanıyanlara

Senede bir kere gelin ne olur.

 

Faydalanmadız mı her nimetinden

İnsan hiç koparmı memleketinden

Saç kavurmasından keklik etinden

Senede bir kere gelin ne olur.

 

Verana viran olmuş, galecük küsmüş,

Tavlikten yol geçer, duraksa susmuş,

Hele bir bilseniz, ne yerler uçmuş,

Senede bir kere görün ne olur.

 

Böyük tepe ile çakşur arası,

Açıldı kapanmaz gönül yarası,

Garip kaldı garip,inan burası,

Senede bir kere gelin ne olur.

 

Çaylarda bülbüller ötmüyor artık,

Kurumuş ağaçlar bitmiyor artık,

Kalanların gücü yetmiyor artık,

Senede bir kere gelin ne olur.

 

Doğduğum yer çakşur,özlemim büyük,

Kurumuş bağ bahçe,bizlere yazık,

Gittiniz gurbete,hep olduz nazik,

Senede bir kere gelin ne olur.

 

Nerde memmet ağa,nerde Alpaşa,

Sonu yok ne kadar yaşarsan yaşa,

Milyonların olsa gidecek boşa,

Senede bir kere,gelin ne olur.

 

Kemah'lı Kamil der,dertlerim derin,

Uzak kalırsanız,olursuz serin,

Muhakkak ki vardır seninde yerin,

Senede bir kere gelin ne olur.

 

KAMİL SEVİM  2008

  


GUGGULİK

Bir guggulik vardı,yamandı isi,

Bir parça fitili,birde tepesi,

Şimdiki gençlerde,der acep nesi,

İşte o köyümün ışığı idi.

 

Tandırımız vardı,üstünde mitil,

Lavabo yerinde,dururdu sitil.

Duvarlar mörheli,ortası ğatil,

İşte o  köyümün villası idi.

 

Pığirikten çığan tezek dumanı,

Eşşeğin sırtına vurduğ palanı,

Bunu hep yaşaduğ,yoğtur yalanı,

İşte o köyümün aracı idi.

 

Laz lastik ayağta,dabanı delük,

Top nedür bilmezdük,oynarduğ çelük,

Herkes erik derken,biz derdük erük,

İşte o köyümün,ananesiydi.

 

Iğdıyar gördünmü,saygu duyarduğ,

Nasihat ettimi,buna uyarduğ,

Nice kurunlarda,davar sularduğ,

İşte o köyümün,hayası idi.

 

Kemah"lı Kamil der doğdum çağşurda,

Şimdi neler gördün,bağ neler burda,

Şöyle bir seyreyle,garşuda durda,

İşte o köyümün yarasıydı bu,

 

Kamil Sevim    

Tüm Kemah"lılara selam ve saygılar…

Emekli trenci

 

BİTİRDİ

 

Çaresizdim,çıkıp gittim gurbete,

Bir avuç toprak var,kimlere yete,

Kim ister ki köyde, Baykuşlar öte,

Kahır beni yedi,yedi bitirdi.

 

Yıllar beni yordu,sırtımdan vurdu,

Yürüyen ayaklar,ta;dizden durdu.

İşte gurbet,böyle bir tuzak kurdu.

Çile beni yedi, yedi bitirdi.

 

Köyümden çıkarken,bir fidan idim,

Saçlara ak düştü,olur be dedim,

Köyde babam da yok,kalmışım yetim,

Bu dert beni yedi,yedi bitirdi.

 

Sessiz,sessiz ne çabuk geçti ömrüm,

Hasret varken,düzelmiyor bu gönlüm,

Köyümü unuttum,sırtımı döndüm

Acı beni yedi,yedi bitirdi.

 

Dönmek istiyorum,doğduğum yere,

Bilmem ki ev nere,bahçemiz nere,

Kurudu mu acep,o coşan dere,

Hayal beni yedi,yedi bitirdi.

 

Yaşlanmış beynimde,çok dertler gizli,

Belim kambur artık,yüzümde çizgi,

Tesellidir diye,yazarım ezgi,

Hasret beni yedi,yedi bitirdi.

 


Kara Tren

 

Kesik çayın tüneli,az mı gözledik seni,

İşte geldi gelecek,kara trenin sesi,

Bir artar bir azalır,Fırat’mı acep nesi,

Yakın ateşi dostlar,daha çok bekleriz biz.

 

Bir Celal,iki Dursun bekler ki tren gelsin,

Hepside rahmetlidir,Allah rahmet eylesin,

Soğuktan kesiliyor,şu durakta nefesim,

Yatın ateşi dostlar,daha çok bekleriz biz.

 

Kaderimizdi bizim,çok gece sabahladık,

Ne Traversi kaldı,ne Akasyalar yaktık,

Bir yarmayı gözledik,birde tünele baktık,

Yakın ateşi dostlar,daha çok bekleriz biz.

 

Yine sabah oluyor,bu şansızlık sürüyor,

Yorgun beller tutmuyor,iki büklüm duruyor,

Kimi yarı uykuda,kimi hayal kuruyor,

Yakın ateşi dostlar,daha çok bekleriz biz.

 

İşte,işte yine ses tren geliyor artık,

Hep birlikte dönerek,şu kesik çaya baktık,

Simsiyah dumanı var,yine karaya battık,

Olsun be dostlarım,gideriz Kemah’a biz.

 

Kemah’lı Kamil

 


  “ SESSİZ SEDASIZ “

İşte gidiyorum, Gidiyorum ya nereye?

Ellerim yanımda gözlerim yumuk,

Beyazlar içinde, bedenim soğuk,

İşte gidiyorum, gidiyorum ya nereye?

                  Sessiz sedasız.

Günahlar, sevaplar, bu son yolculuk,

Bilmiyorum, nasıl yaptık bir kulluk,

Yanımıza aldık mı ki,bir yolluk,

İşte gidiyorum, gidiyorum ya nereye?

                  Sessiz sedasız.

Sağımda solumda ,bir sürü adam,

Örtecek üstümü, ben nasıl edem,

Bedenim sarılı, nereye gidem,

İşte gidiyorum, gidiyorum ya nereye?

              Sessiz sedasız.

Yarab; kürekler birbiriyle, yarış ediyor,

Eyvah, eyvah içimizden biri gidiyor,

Derler belki, yarın sıra bana geliyor,

Ama ben gidiyorum, gidiyorum ya nereye?

                 Sessiz sedasız.

Kısacık ömürden, bilmem bana ne kaldı,

Ne kadar kaçsam da Azrail canım aldı,

Dizilen tahtaları, eş, dost eline aldı,

İşte gidiyorum, gidiyorum ya nereye?

              Sessiz sedasız.

Artık ayrılın dostlar, Yapacak bir şeyiz yok,

Belki yavrularımın, bağrına saplandı ok,

Bedenim toprak aldı, Ruhun çekeceği çok,

İşte gidiyorum, gidiyorum ya nereye?

              Sessiz sedasız.

 

ÖZLÜYORUZ

 

Yokluğun bir boşluk oldu her yerde,

Sensiz olmuyor be,düşmüşüz derde,

Gör halimizi,hele bir gör de,

Özlüyoruz seni be;dayı oğlu.

 

İlhan’la görüştüm yine ağladık,

Adını andıkça epey gamlandık,

Böyle mi söz verdin,biz sensiz kaldık,

Özlüyoruz seni be;dayı oğlu.

 

Gidişin habersiz,ölümün acı,

Yoktur sensizliğin,asıl ilacı,

Olursun İnşallah Cennet baş tacı,

Özlüyoruz seni be;dayı oğlu.

 

Bir heves uğruna,geldin köyüne,

Kader buymuş,eşin dostun dövüne,

Gidemedim çakşur daki evine,

Özlüyoruz seni be;dayı oğlu.

 

Mağara başında çiçekler açtı,

Ama ne yazık ki tadımız kaçtı,

Sana çok erkendi,erken bir yaştı,

Özlüyoruz seni be;dayı oğlu.

 

Gördüm senin duvarda ki çanları,

Kahrolsun o değirmenin,yolları,

Allah yaşatmasın,acı anları,

Özlüyoruz seni be;dayı oğlu.

 

Mekanın cennet olsun be dayı oğlu.

 


ZAMANE

Şu şindiki gençlüge bağ,

Saygu nedür,beceremiy,

Sanki yaylu bir saluncağ,

Her tarafı fıngırdiyi.

 

Sabah üzünü yığamaz,

Zatı hep küllü beynamaz,

Desen ne sivri sinek saz,

Adam üstüne segürdiy.

 

Gaşıynan gözleri sürme,

Heslensen deyiki ürme,

Sığıysan ğaşluğun verme,

Gumbiklerini sığıyi.

 

Çoğu hep cızgıdan çığmış,

Bacağları hepten açmış,

Sanki ağlı yoğ uçmuş,

Dıbaraynan savuşduriy.

 

Tevür tevür hareketler,

Gediyi tüm bereketler.

Eyice gıssa etekler,

Kemerini sığuşduriy.

 

Gendünüze gelün gençler,

Vatan sizden  ğızmet bekler,

Boşa getmesin emekler,

Gavur bizi soruşduriy.

 

KİM  ?

Bazen düşünüyorum,
Çıldırmak içten değil,
Yahu sadece biz mi ?
Hep eğil,eğil,eğil,



Ne zaman,dik duracak ,
Gururla şu başımız,
Neden zehir oluyor,
Soframızda,aşımız.



Vatan için,can veren,
Kurşuna göğüs geren,
Kanını yere seren,
Allah aşkına kim ?



Üvey olduk vatanda,
Şüphen mi var bu kanda,
Zorbalar var,bu handa,
Yahu söyleyin be kim ?


 


Hep sinemize çektik,
Kahır çilesi ektik,
Birileri hep taktik,
Yahu söyleyin be kim ?


 


Kahrolsun bu vatana,
Yan gelip te yatana,
Şerefini satana,
Hele bir sorun bu kim ?



Durmaz uykular kaçar,
Biz bu kadar mı naçar,
Kalleştir,yandan kaçar,
Bilirmisiniz bu kim ?



Nefret tohumu eken,
Sessiz sedasız,seken,
Bizi gözünde diken,
Edenlere sorun kim ?


 


HASRET

 

Bir köy düşünün,en genci yetmiş,

Dizinde derman yok,işi de bitmiş,

Çocuğu,torunu gurbete gitmiş,

Sıla hasret,gurbet hasret,yol hasret.

 

Bahar gelir,ihtiyarlar yol gözler,

Hayal kurup,yavrularını özler,

İki büklüm,taşımıyor ki dizler,

Sıla hasret,gurbet hasret,yol hasret.

 

Kış boyunca çeker,soba külünü,

Tutturamaz artık,titrek elini,

Ah bir kere doğrutsa şu belini,

Sıla hasret,gurbet hasret,yol hasret.

 

Besleyip,büyütüp,gurbete  yollar,

Her namazdan,sonra duada kollar,

Emaneti saklar,başına korlar

Sıla hasret,gurbet hasret,yol hasret.

 

Ömrün son baharı,dökülür yaprak,

Gideceğim yer der,şu kara toprak,

Şöyle bir geriye,dönüp de bir bak,

Sıla hasret,gurbet hasret,yol hasret.

 


YORULDUM

 

Yılların çilesine,Feleğin hilesine,

Geçti bunca ömür,kalırsa yarısına

Ne idik,neler oldu,bakalım gerisine,

Yoruldum be arkadaş sizi bilmem yoruldum.

 

Genç idik fidan idik,saçlara aklar düştü,

Şöyle bir göz attıkta,aynalar bile şaştı,

Çok fırsat yakalarken,hep elimizden kaçtı,

Yoruldum be arkadaş,sizi bilmem yoruldum.

 

Çalışıp çabalamak boşunaymış bilmedim,

Bir rahat bir huzur,bende bir gün gülmedim,

Şöyle dünya gözüyle,mutluluğu görmedim,

Yoruldum be arkadaş,sizi bilmem yoruldum.

 

Dünya fani hayattan bir lezzet alamadım,

Çok yakınıma geldi,bir türlü soramadım,

Şu alemde bir türlü,dostumu bulamadım,

Yoruldum be arkadaş,sizi bilmem yoruldum.

 

Yolun yarısı artık,yıllar geride kaldı,

Sırasıyla Azrail, nice canları aldı,

Eğer  bu yaşamaksa,ne şekerdi,ne baldı,

Yoruldum be arkadaş sizi bilmem yoruldum.

 

Hata günah bizdeyse,Kader buna neylesin,

Ben çok daha iyiyim,diyen varsa söylesin,

Kemah’lı Kamil,işte,sen her zaman böylesin,

Yoruldum be arkadaş,sizi bilmem yoruldum.

 

 

ANA YÜREĞİ

 

Hasret ateşine,dağ dayanmıyor,

Bırakıp gittin ya sen bizi oğul,

Gönül bu gidişen,hiç inanmıyor,

Bırakıp gittin ya,sen bizi oğul.

 

Kapı çalınınca,geldin sanırım,

Umut boşa çıkar,buna yanarım,

Görmeyen gözlerle,seni ararım,

Bırakıp gittin ya,sen bizi oğul.

 

Oğlum seni, sefillikle büyüttüm,

Kuru ekmek,çökelekle avuttum,

Mitilin üstüne,serdim uyuttum,

Bırakıp gittin ya sen bizi oğul.

 

Kusura bakmayın,ana yüreği,

Baban hasta,tutmaz oldu bileği,

Hani yetimlerin,evin direği,

Bırakıp gittin ya sen bizi oğul.

Akşam olur,içime çöker hüzün,

 

Diyecek ne var ki ,bu senin yazın,

Kalmadı artık,diyecek sözüm,

Bırakıp gittin ya,sen bizi oğul.

Verdiğim emekler,helaldir sana,

Ahirette,şefaatçi,ol bana,

Başka yürek var mı,bu kadar yana

Bırakıp gittin ya,sen bizi oğul.


 

VAY BE

 

Çakşur sen ki, şu Fırat’a  yol verdin,

Gabanın başına,hep selam verdin,

Biliyorum,çokça yığıldı derdin,

Ama bu yürekten bu sevda bitmez.

 

 

Honişlek’ten,ziyarete yol gider,

Kızıl burun,Galecük’e el eder,

Şimdiki durumun beni kahreder,

Ama bu yürekten bu sevda bitmez.

 

 

Veranada vardır,gizli sırların,

Bahar gelir,yine erir karların,

Birer birer,yıkılıyor yarların,

Ama bu yürekten bu sevda bitmez.

 

 

Artık Durak ıssız,Tavlikse sessiz,

Bana göre toprağımdır,ve eşsiz,

Bilmem seni gören,olurmu dertsiz,

Ama bu yürekten,bu sevda bitmez.

 

 

Zırzada ki kavak,kurumuş baktık,

Kuşlara yeşil yok,ötmüyor artık,

Gurbete gitmeyi,kafaya taktık,

Ama bu yürekten bu sevda bitmez.

 

Şinasi de sevda,Bozoda hasret,

Biliyorum vardır,herkeste bir dert,

Bilmem olunurmu,Çakşura hemdert,

Ama bu yürekten bu sevda bitmez.

 


ADI GÜZEL KEMAH’IM

 

Bir seni sevenlere,bir sende erenlere,

Hayran olup bakarım,göğsünü gerenlere,

Senin için ölüp de,canını verenlere,

Neleri bağışladın,adı güzel Kemah’ım.

 

Kendin küçüksün ama,şanın büyüktür senin,

Ne derlerse desinler,doldurulmaz ki yerin,

Birde Munzur dağından,erir giderse karın,

İşte o zaman gel gör,adı güzel Kemah’ım.

 

Kalende dalgalanan,ay yıldızlı bayrağın,

Ne yiğitler besledi,emsali yok toprağın,

Kıymetin bilinmezse,elbette tutar ahın,

Bizler seni bekleriz,adı güzel Kemah’ım.

 

Karşı bağdan yel esse,Beklimde rüzgar olur,

Göğüs bağı baktı mı,gedik selama durur,

Kahreden o göç var ya,ta ciğerimden vurur,

Seni sevmeyen var mı,adı güzel Kemah’ım.

 

Hele birde seyreyle,Kaleden şu Fırat’ı,

Süzülen trene bak,sanki geçer sıratı,

Gidenler gitti artık,asık kaldı suratı,

Ama biz buradayız,adı güzel Kemah’ım.

 

Bazı kaçıp gidenler,senden medet beklerler,

Geri dönüp gelince,ne yalanlar eklerler,

Yüzleri kızararak,birer birer teklerler,

Sen onlara cevap ver,Adı güzel Kemah’ım.

 

Sevmek lafla olmuyor,seni beklemek lazım,

Menfa ata gelenler,bizim için ne lazım,

Kalsın gittiği yerde,desin bu benim yazım,

Bizler bize yeteriz,şanı büyük Kemah’ım.

 

YİNE AKLIMIZA DÜŞTÜNÜZ  EVLAT

 
Her yemekte lokmalar düğüm düğüm,
Yine aklımıza düştünüz, evlat,
Bilmiyorum kötümü ki,bu huyum,
Yine aklımıza düştünüz,  evlat.



Küçük düz ,büyüyüp ayrıldız bizden,
İnanın ki incinmedik,biz sizden,
Aklıma gelince,yaş gelir gözden,
Yine aklımıza düştünüz, evlat.



Bir ağaç düşünün,kesik dalları,
Kurumuş çukurlar,nerde gölleri,
İşte budur,ana baba halleri,
Yine aklımıza düştünüz,  evlat.


 


Bizim yürek,dayanmıyor yaşlandı,
Bu ayrılık ile hep ten haşlandı,
Hayat tat vermiyor,çoktan dışlandı,
Yine aklımıza düştünüz, evlat.


 


Canınız sağ olsun,acıdan uzak,
Kader sakın size,kurmasın tuzak,
Siz hep iyi olun,biz böyle yazak,
Yine aklımıza ,düştünüz evlat.



Fani dünya,geldik,gördük gideriz,
Sizler için,hayır dua ederiz,
Hasretlik ya,sabreyleyip bekleriz,
Yine aklımıza,düştünüz evlat.



İki oğlum,iki kızım canlarım,
Elbette ki,halinizden anlarım,
Siz yok iken,boş kalıyor yanlarım,
Yine aklımıza,düştünüz evlat.

 



 


 

Tüm tanıyanlara ve hemşerilerimize selamlar.Bu siteyi organize eden arkadaşlara teşekkürlerimi sunarım.





Bu haber toplam 2865 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA