• İstanbul17 °C
  • Erzincan9 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KARADIR KAŞLARIN, F.Küçüktaş
02 Ekim 2008 Perşembe 00:00

KARADIR KAŞLARIN, F.Küçüktaş

KARADIR KAŞLARIN… Tam bürodan çıkmak üzere iken radyomda çalan türkü  dikkatimi çekiyor.Bilgisayarımın ekranında bulunan memleket resmine bakıyorum, Bir de annemin küçük vesikalık

KARADIR KAŞLARIN…

 

Tam bürodan çıkmak üzere iken radyomda çalan türkü  dikkatimi çekiyor.

Bilgisayarımın ekranında bulunan memleket resmine bakıyorum, Bir de annemin küçük vesikalık resmine . Gitmek üzere iken yerime oturmamla türkünün beni farklı alemlere götürmesi bir oluyor.

Karadır kaşların ferman yazdırır…..

Ferman yazdıran kaşları düşünüyorum. Sevgilinin kara ve uğruna ferman yazılan kaşları….

Bu dert beni diyar diyar gezdirir…

Hangi dert? Sevgilinin kaşları mı,kendi mi,yüreği mi? Bu öyle bir dert ki diyar diyar gezersin,mecnun gibi. Kimi zaman otlar,çöpler; kimi zaman kuşlar böcekler yarenin olur. Derdinden,başına yuva yapsalar eyvallah,dersin.

Hani şimdiki gibi değil. Ateşten bir gömlek. Arı sokan bir insanın yerinde duramayan,kıpır kıpır,çığlık çığlık hali gibi. Diyar diyar… aşk mı bu? Deli gömleğini sırtına giydiren. Memleket,ana baba demeden dolandıran. Ne?

Lokman hekim gelse yaram azdırır…

Buradan lokman hekime gidiyorum. Her derdin çaresi lokman hekimde mi? Yoksa bahanesi mi? Neden o gelince yaram azıyor. İyi etmesi gerekmez mi? Hayır.önce her hekim çağırılmaz böyle dertlere. Lokman hekim çağırılır. Çünkü o bilir hangi yarayı iyi etmeli- Allah ın izniyle- hangisini azdırmalı. Deli etmeli dert sahibini. Diyar diyar dolaştırıp,ilacı kendime buldurması ve değerini iyice bilmemi sağlaması gerekiyor. Bu lokman hekim. Sarsa, çıkarsa deli gömleğini iyileşir mi bu yara? Bilerek yapar yara azdırma işini. Çünkü iyice azmadan çaresi bulunmaz. Bulunsa çarenin değeri anlaşılmaz.

Yaramı sarmaya yar kendi gelsin…

Burada çözülüyor değil mi? Aşık ilk kez toplayıp cesaretini itiraf ediyor. Kendi gelsin. Neden? Yaramın sebebi o çünkü. Onun sayesinde-güzel sayesinde- sahip oldum bu yaraya. Onun sayesinde deli oldum,yandım,diyar diyar dolaştım. O zaman? Ben lokmanı ne edeyim? Kendi gelsin. Görsün halimi. Fermanının, o kara kaşlarının yazdırdığı fermanın, nelere kadir olduğunu anlasın. Sonra yaramı sarsın. İsterse. Ne haddine aşığın maşuka yaramı sar demek. İsterse sarar sevgili. İsterse derde çare olur. İsterse yaraya merhem.

 

* * * *

Karadır kaşları benzer kömüre….

Sevgilinin kaşları,anladığımız gibi,aklı baştan alıp,dert sahibi yapan. Kara kaşlar,aynen kömür gibi… simsiyah. Siyah,hüzün rengi değil bu alemde. Siyah umut,siyah sevgi,siyah aşk. Mutluluk fermanının boyası. Kömür gibi. İsi de güzel, rengi de,ateşi de…. Karadır… sadece karalık mı bu benzerliğin kaynağı? Ya yakması? Her nereye dönse o kaşlara bakması… ateşin kaynağı o kaşlar.

Yardan ayrılması bedel ölüme…

Önce ölüm. Aşığa en kolay çıkış yolu. Acısız. Her an ölmek ayrılık. Gerçek ölüm bir defa. Ama ayrılık. Ölümsüz gibi ölmek. Yeniden,sürekli. Öyle acı,öyle beter ya da tarifi öyle imkansız. Sadece bir ip ucu. Ölüme beter sevgili senden ayrılmak….

Sakın sakın. Bu seni bırakmak senden vazgeçmek değil asla. Bu bedensel bir ayrılık. Gönül halen yanında. Senin o çünkü. Bakılan her yerde yine sen,hava sen, su sen,ateş sen, rüzgar sen… ve ben,sen… amma ayrılık başka. Kerem… ah Kerem… keremin yandığı gibi yanamamak ayrılık. Ferhat gibi bir dağ başında…

Kollarımdan bağlasalar zincire…

Bana ne yapabilirler ki? Ölüm bir hazine… daha beteri mi? Sevgiliden ayırmak mı? Zincire mi vururlar? Vursunlar. Bu tutkuya,bu özleme zincir mi dayanır? Et kemik bir hiç olur. Bu dert bu yara zincir tanımaz. En sağlamı gelse bağlamaz, bağlayamaz.

Kırarım zinciri varırım yare…

Bakmayın halsizliğime,sefilliğime. Onun aşkı herkül eder beni. Kırarın zinciri,onun için,onunla. Ya sonra?

Sonrası sevgili. Aşıp diyarları, alıp tüm dertleri, yarin fermanını bir muska gibi basıp yüreğe,kara kaşların rehberliğinde varırım yare…

Daha ne engel tanırım ne yasak. Merhemime,çareme ulaşırım.

Yarim eğer yar ise bana,sarar,merhem olur yarama. Sonra beni sarar,merhem olur yüreğime. Değilse….yok.

 

Bu türküler yoğa yazılmadı. Vara yazıldı. yaşandı sonra yazıldı. Uydurulmadı. Bu topraklar böyle sevgililer besledi koynunda.

 

Yar,yardır. Vesselam Kemahta karşıbağın tepesinde tan yolu üzerinde bir boz tepe vardır.. Her yere hakim..Bir yanda Erzincan boğazı bir yanda ihtik düzü ,ta Refahiyenin laleli köyü görünür bu mevkide ..Manzara öyle güzel öyle derinki dalar gidersiniz ...Ama birden kahirlı bir ses irkiltir sizi bu seyirden... emineeeeeeeeeeeee ... gııııııııızzzzzzzzzzzz.! : kaliklerin kafanda parçalana hemi oçağın üstünde süt bırahulur gedülürmü leylim ahıllı hep hayıf olmuş gız anam getti iki süzek peynir tühhh ocağın bata gız senin kimin ocağını garartacahsın sen bilmem o gafandaki yazmanı hırtiğıne sarıp seni boğmalı ocah batıran seni anammm anam çekilecek gahrım var valla beni doğuracağına aha o sarı ineğin bir kürek ahbunu olaydım guşburnularına gübre olaydım bi işeyarardım ya da gara böcekler gıldirik ederdi belki beni herifi derti anam , oglanı derti anam, şimdi de ambu deli gızı dert neydeceğimi şaşırttım gı gızzzz emineeeeeeeeeeeeeeeeeeee garayellere gapılasın hemi gız çabuh gel buraya beni ellere bağırtırma gız gafanda gırarım ahan bu bakır saplıyı hele hele anam ohlovu yutmuş gibi seyrediy ne ar var ne utanma töbe töbe gız seyirt seyirt bah gidiklerde bostana girmiş getti getti anam emeklerim boşa garavart dökesiz hemi gırılasız gırılasız…….. .

 

Faruk KÜÇÜKTAŞ 2007 ©















Get this widget|Track details|eSnips Social DNA
Bu haber toplam 1613 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA