• İstanbul20 °C
  • Erzincan7 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KARDERE KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

KARDERE KÖYÜ

KARDERE KÖYÜ (Ihtik-i Ulya)  Pastırma Yazı’nın son günlük güneşlik günlerinden bir Kasım Çarşamba’sında, Şikar’dan yukarı kıvrıla kıvrıla çıkan yoldan Aktepe Tarlaları

KARDERE KÖYÜ (Ihtik-i Ulya)

 

 Pastırma Yazı’nın son günlük güneşlik günlerinden bir Kasım Çarşamba’sında, Şikar’dan yukarı kıvrıla kıvrıla çıkan yoldan Aktepe Tarlaları mevkiine geldiğimizde, karşımızda sırtını arkasındaki Kale, Köyünbaşı Taşı ve Tıhmirik tepelerine yaslanmış, güz güneşiyle ısınır bir halde bulduk, kar kadar pak Kardere’yi.

Bütün evler hasretle, sanki yoldan gelecek sahiplerinin yolunu gözler gibi yola bakıyor gibiydi. Köye girdiğimizde kimsecikler gözükmüyordu ortalıkta. Neden sonra köyün kadim bekçilerinden Hasan VAROL ve Hüseyin KURT bulunup geldiler. Muhtarlık binasının yanındaki mail-i inhidam (yıkılmaya meyletmiş) bir binanın yanındaki boşluğa konulan birkaç sandalyeye oturduk, tercihimiz doğrultusunda. Hem hasbihal edelim, hem de istifade edelim güz güneşinden diye.

Oturduğumuz yerden, aynı zamanda, köyün her daim nazar eylediği Sırıklı, Kurunlu Pınar ve Galaplı Tepelerinin üstündeki çizgiden ufku kaplayan Munzur’lar silsilesinin karla kaplı zirvelerinin manzarasını zevkle seyir imkanına da sahiptik. Biz sorduk, Hasan Emmi anlattı: ”Kemah’a 28 km olan köyü eskiden 60 haneydi. Şimdi ise yaz aylarında hayli artsa da, kış aylarında 25 hane kalıyor sürekli olarak. Köyün kalabalık zamanlarında 4 000 keçi-koyun, 300 sığır ve her hanenin 2’şer katırı, kısrağı ve merkebi vardı. Haziran dedimi, Sorguz, Boğazınbaşı, Ağdaş’ın Önü ve Gülan Dağındaki Tozluca Yaylalarına çıkar 10. aya kadar kalırdık. Nerede o eski günler şimdi hayvan kalmadı köyümüzde Kaymakam Bey.” Köylerinin ismini, kar gibi pak manasına Kardere koymuşlar.

 Köyde Tataristan’dan gelme Tataroğulları, Azerbeycan’dan gelme Gündüzler, Çakarlar, Yenigünler, Bozdemirler sülaleleri varmış. Evlere şebeke olarak da dağıtımı yapılan içme suları Köşmer Dere’sinden geliyormuş. 1926 da açılan köyün ilkokulu 11 öğrencisiyle açık olup eğitim veriyor. Evler taş, kerpiç ve ahşabın birlikte kullanılmasıyla Bağdadi olarak inşa edilmiş. Maalesef köyün içinde bakımsızlıktan ve terkedilmişliğin hüznünden viraneye dönmüş eski evler ve haneler var.

Köylüler, bu evlerin sahipleri gelip evlerine bakmıyorlarsa da, maddi-manevi bize her türlü yardım ve desteği yaparlar İstanbul’dan sağolsunlar diyorlar. İstanbul’da şimdilerde 150 haneye ulaşan Kardere’liler 1951 de “Kardere Köyünü Kalkındırma Derneğini”kurmuşlar.Dernek Başkanı Orhan BOZDEMİR bu işin hakkını vererek,bundan öte gönlünü ve ömrünü bu köye vererek bıkmadan usanmadan hala çalışıyor ve çabalıyor.1959 dan beri bu sıfatını enerjisini muhafaza ediyor.Hele bu köylülerin, 6km mesafedeki Akpınar’ın suyunu, sulama suyu olarak getirmek için verdikleri bir uğraş varki, Sayın BOZDEMİR ve Deniz YÜCEL’den başlayarak herbiri bir Ferhad olup, dağları delmek uğruna da olsa bu suyu köyün üstündeki sırttan aşağı akıtmaya ahdetmiş. Hatta belki sırttan aşağı Akpınar’ın suyu aktığı gün, Şirin’in çeşmeye su doldurmaya geleceğine olan inancın aşkı ve muhabbetiyle bu işe gönül vermişler gibi.

Tabi İstanbul’daki bütün Kardereliler de yekvücut bir halde arkasında. Bunların bir de Kanada’lı Elizabeth Mac CALLUM adında bir hemşehrileri varmış. Erozyonla mücadeleye ve ağaçlandırmaya gönül veren bu insanı köylerine getirmişler. Dernek faaliyeti olarak da, köyün üstündeki 25 hektarlık araziyi orman sahası ilan ederek, 1962 de 60 000 badem, 7000 huş, 5000 çam, 1000 iğde ve 500 karaağaç dikmişler. 1965 de 15 000 çam, 7500 huş, 2500 akçaağaç daha dikmişler olup bugün yaklaşık 200 000 ağaç burada büyümekte va bir orman halini almak üzeredir. Zaten bir zamanlar buralarda büyük ağaçlarla ormanlar varmış. Eski bir hikayeye göre, bu mevkide bir kız, hasmından kendini kurtarmak için bir ağaca tırmanmış ve hiç yere ayak basmadan bir km öteden yere inmiş ve böylelikle tehlikeyi atlatmış.

Köyün Sınırları: (Y.Ihtik-A.Ihtik) Doğusu; Sarıtaş, Serhoş Mağarası, Sağırtaş, Sınır Deresi, Sivri Cendürek, Kaşmer Deresi, Sınır Gediği, Harabe Değirmen, Akpınar, Akkaş, Sırıklı, Sarısırt, Musani Çıralığı ve Gökkıra, Batısı; Atma Çayı, Deve Uçan, Kızıl Kıran, Salın Taş,Karaburun, Mollaoğlu Deresi, Baykuş Deresi, Mangik Yurdu, A.İhtik Odun Yolunu takiben Korkop Susuzu, Korkop Sığır yatağının Başındaki Karataş, Çağıllı Pınar, Kara Mehmet Deresi ve Ahik Yurdu, Kuzeyi; Bergisor Yaylasını takiben karşısındaki Büyüktaş, Diştaş, Davar Yatağı, Lafonun Taşı, Hasan Yaylası, Molla Ahmet Yaylası, Çoban Böğürden ve Hama Yaylasını takiben Şikonun Yaylası, Güneyi; Atma Çayı, Komtarla, Bozikoğlu Çukurunu takiben Fırat Göreneği ve Sarıtaş.

 

Kaynak: Kemah Kitabı,Bir Derkenar Yılmaz Kurt (Eski Kemah Kaymakamı)

 

Köyümüz vadiye yerleşmiş, kuzey doğuda Gediktepe köyü, Güneyde Bozoğlak köyü, güneybatıda Dikyamaç köyü, batıda Seringöze köyü ile komşu olan köyümüzün kuzeyi dağlarla kaplıdır.Tarihçesi bilinmemektedir. Kıvançta ve kaderde bir olan köyümüzün geçim dertleri çoğalıyor. Sorunlarımız ise, su olmaması nedeni ile bitkilerimiz yeter derecede sulanmadığı için kurumaya yüz tutuyor. Çaresizlik içinde bocalayan köy halkı soruna çare aramaktadır.

Köyümüzün büyük derdi olan su sorunu için bir araya gelen aydın büyüklerimiz köyümüze sulama suyu getirmek için 1.1.1951'de dernek kuruyorlar.Evet, Kardere'ye güneş doğuyor. Geleceğe ümitle bakan saygı değer büyüklerimizi burada anmak yerinde olur. Kurucular; Hasan Çakar, Hasan Yücel, Süleyman Gündüz, Hü seyin Bozdemir, Hamdi Çakar, Veli Çakar,Kemal Çakar Mevlüt Tanyıldız, Zihni Bilgiç, Nahiye Müdürü Ahmet Günday, Öğretmen Rıza Kaplan, ismail Gündüz, Derneğin ünvanı, su işleri yardımlaşma derneği ..

Dernek bütün ağır hayat şartlarına rağmen faal bir şekilde devam ediyor ve üyesini de çoğaltıyor.Yıl 1956 Akpınar suyunun gelmesi için müracaat ediliyor. Etüt yapılması için mühendis geliyor ve sonuç olumsuz olarak rapor veriliyor. Evet gene köy halkı hüsran içinde kadere boyun eğmiş. Kardere halkı gene o güne kadar dernek başkanlığı yapmış olan Hüseyin Bozdemir, Süleyman Gündüz geleceğe ümitle bakan büyüklerimizi anmak da yerinde olur. Yıl 1959 Kardere'nin bağrından tahsilini yapmış, ve bütün köyünün hayat şartlarını yakından izlemiş ve beraber yaşamış dinamik bir genci olan Orhan Bozdemir bütün benliğini köye adamış olarak dernek yöneticilerinin de teşviki mesayi yaparak istanbul'da derneğin şubesini açıyor ve köye daha çok faydalı olması için Derneğin ismini değiştirip yardımlaşma derneği 0larak genel kuruldan müsaade alıyor.

Yıl 1961. Küçük çapta da olsa köye hizmet için sulama su arklarını betonla yapmak oluyor ve kü tüphane açılıyor. Köy komşuları Kütüphanede toplanıyor okuyor ve sohbet ediyorlar.

Yıl 1963 Orhan Boz demir köyün muayyen bir bölgesini orman yapmak için teşebbüse geçiyor ve muvaffak oluyor. Hemşerilerimiz Kemal ve Kadir Sevimler'in manevi yardımları bile de Erzurum orman fidanlığından fidan alınıyor ve dikimi yapılıyor .Ve muvaffak oluyor. Ormandan büyük derdimiz olan su sorunu devlet mercilerinin en üst kademelerine kadar duyuruluyor fakat, sonuçta yardım göremiyoruz,.

Yıl 1962. ıstanbul'da dernek başkanımız, Orhan Bozdemir Kanadalı diplomat Alizabat Mackallun'la tanışıyor ve beraberinde Kardere köyüne gidiyor ve köyde büyük bir sevgi gösterisi ile karşılıyoruz.Beraberinde Ulus Gazetesi muhabiri ve Kemal mülkiye amiri de beraberinde köyü ziyaret ediyorlar, ve büyük gazetelerde ropörtaj yayınlanıyor. Kardere köyü mutlu ve tarihi günlerinden birini yaşıyordu. Sayın diplomat Alizabet Maccallin giderken şöyle konuşuyordu. Bütün kalbim Karderelilerle ve Kardere'yi unutmayacağım.

Yıl 1974 Başkan Orhan Bozdemir Istanbul' dan beraberinde sayın mühendis Ziya beylen Kardere' ye geliyor ve bir defa daha Akpınar suyunun etüdünü yaptırıyor ve anlaşılıyor ki köyün bu suyu getirmesi maddi olanaklar dışında kalıyor ancak devletin katkısıyla geleceğine bütün köy halkı inanmış görünüyorlardı. Bütün çalışmalara rağmen, bir sonuç alamayan Kardere halkı çareyi Diyarı Gurbette aramaya başladılar.Artık Kardere'de göç başlamış,giden dönmüyor . Şimdi gittikçe kimse kalmamış bütün binalar çökmüş böyle hüzünlü bir sonuçtan bu hatıraları yazarken kendimi tutamayarak ağlıyorum Bütün okuyucularıma saygı ve sevgilerimle Kardere Köyü halkından

DURSUN TANYILDIZ

1978

Kardere Sırtlarından Munzur Manzarası

(Üskübürtlü Hemşerimizin Arşivinden)

Bu haber toplam 2631 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA