• İstanbul19 °C
  • Erzincan5 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KAYABAŞI KÖYÜ
00 0000 Salı 00:00

KAYABAŞI KÖYÜ

KAYABAŞI KÖYÜ (Terkiloh)             Kemah’ın İliç tarafındaki en son köyü olup, sayısız derelerin, tepelerin üzerinden döne döne,

KAYABAŞI KÖYÜ (Terkiloh)

 

            Kemah’ın İliç tarafındaki en son köyü olup, sayısız derelerin, tepelerin üzerinden döne döne, kıvrıla kıvrıla devam eden 60 km stablize bir yolla ilçeye bağlı olmasına rağmen, ulaşımını daha ziyade Güllübağ Tren istasyonundan vakitli vakitsiz geçen banliyö ve marşandislerle yapmaktadır.

 

            Bu güz mevsiminde “Sonbaharını Yaşayan Köylerimize” olan ziyaret zincirine 68. halka olarak ilave etmek için, gecenin yorgunluğundan henüz yeni uyanmaya başladığı sabahın erken vaktinde, Kemah’tan “Bizim Kervan” yola çıktı. Bugünkü kervanın mihmandarı köyüne aşk derecesinde olan muhabbetiyle sabahın seherinde Erzincan’dan kalkıp gelen Camcı Hamza Usta idi.

 

 

            “Az gittik, uz gittik dere tepe düz gittik” emsali, nice dağların ve tepelerin etrafında “Bir Pervane gibi semah yapa yapa” bütün Fırat Vadisine ve Munzurlar’a nazır bir tepenin üstünde, tek başına soğuk kış gecelerine, uzun günlerin Ağustos güneşlerine “Bir Eyyüb Sabrıyla” tahammül eden Kazgan Ardıç’ının yanından geçerek Harep Mevkisine geldik. Rehberimiz burasının çok eski devirlerde bir yerleşim yeri olduğunu, peylerin ve bir kilise kalıntısının olduğunu söyledi. Hemen altındaki yamaçta, vadiye doğru bir burun gibi duran “Kale” dedikleri bir kaya var. Burası için “Kale’nin karşısında, karşısının da karşısında Sarıtaş’ın altında yedi kulplu bir kazan varmış, bul da paylaşalım” dermiş köylüler.

 

            Haneg Mezarlığı’nı geçerek, 1952 de açılan ve 1990 dan beri kapalı olan köyün ilkokuluna geldik. Okul, mamur ve bakımlı haliyle tekrar öğrencilerin “Paydos Zamanları’nın” çocuk çığlıklarıyla yaşadığı hergünkü o mutlu demlerine kavuşma ümidiyle, yukarıdan köyü bekliyor ve gözlüyordu. Hamza Usta,yıllar evvel gönderdiği ve Çanakkale’li bir hocanın da dikip-yetişitirdiği birer fesleğen kadar güzel çam fidanlarını okşayıp severken, İbrahim Müdür de 27 yıl önce “Muallim Vekilliği” yaptığı mektebine gelmiş olmanın mutluluğuyla ”Heygidi günler ve yıllar” der gibi kah pencereleri sürmeli eski okuluna, kah köye doğru bakıyordu.

 

            Köyün içinden aşağıya doğru inerken, bir evin avlu duvarının üzerinde, bakışlarından çok uzaklara, belki mazinin acı tatlı hatıraları içinde bir gezinti yaptığı anlaşılan 100 yaşındaki Senem Nine’ye rastgeldik. Hatta belki de, şimdi daha derman vermeyen ayakları ve kollarıyla gençliğinde bindiği, kişnetip şahlandırdığı küheylanlarıyla uçup gittiği bu dağlardaki o eski günlerinin hayalinde yaşıyordu bu Anadolu Kadını. Bir asır yaşamış olan bu pir-i fani eli öpülesi Nine’mizle hasbihal ve hal hatır ettikten sonra hayır dualarını alıp, Muhtar’ın evine yöneldik.

 

 

Köy, Derviş’in Tepe’nin altındaki Cami Deresi’nin iki yanına doğru kurulmuş. Köyün yan tarafında Sırık Taşı, orta yerine doğru da Taşınbaşı denen kayalar var. Köy, Pur ve Taş mahalleleri olmak üzere iki mahalleden oluşuyor. Pur Mahallesi, ismini ilerisindeki Kıloziğin Tepe’nin yamacındaki karbeyaz renkteki, çok uzaklardan bile farkedilebilen purdan almış.Köy “Kayabaşı” ismini de herhalde böyle taşların ve kayaların arasında kurulmuş olmasından almış olsa gerek dedi, Muhtar H.Feramuz KONDUL.

 

            Eskiden 150 hane olan köy şimdi 30 hane kalmış. Güllübağ İstasyonu, buranın bir mahallesi olup 8 hane de orada oturuyormuş. Köye ilk yerleşenler; Taşdemirler ve Kondullar ezbetleriymiş. Gurbetçilik ta Yeniçerilerin bulunduğu Padişahlık Zamanları’nda başlamış. O zamanlarda gidip yerleşen ve iyi mevkilere gelen adamları varmış. Hüseyin Ağa, kendisi Karaköy’de bir çeşme yaptırmış mesela. Ancak daha sonra oradan yol yapılırken bu çeşmeyi yıkmışlar. Musagiller Sülalesi’nin gemileri varmış işlettikleri. Şimdi İstanbul’da 200 haneye ulaşmış köylüleri. Başkanlığını Ali TAŞDEMİR’in yaptığı “Kayabaşı Köyü Kalkındırma Derneğini” 1961 de kurmuşlar.

 

            Dervişin Tepe’de Nasufoğulları’ndan Şıh Ahmed’e ait bir türbe varmış. Merhum Hasan GÜNERAY’ın 1963 de diktiği ve şimdi bir orman haline gelmiş çamların bir yüzünü kapladığı Sivri Tepesi’nde Kıbrıs Evliyası dedikleri bir zata ait mezar varmış ve burası bir Ziyaret’miş. Eskiden her sene Haziran’ın 26 sında bütün haneler birer kuzu alıp, burada kurban ederlermiş. Bunlar yenilip, dağıtıldıktan sonra dualar okunur ve ziyaret tamalanırmış. Bu çevrede bulunan “ahbab 4 ulu ardıçtan” ikisi bu tepenin iki tarafında, üçüncüsü Plot Gölü’nün yanında, diğeri de Gazgın Ardıcı.

 

            “Küffar Zamanı’ndan ”kalma, Cenk Deresinde, Harhorikde, Dere Karşısında, Kalavankda ve Merk Mevkisinde kilise kalıntıları ve peyleri varmış. Yine aynı dönemde köyün yanındaki Sırık Taşındaki tepede bir Yeldeğirmeni varmış ve köylü o mevkiye bugün bile hala “Yeldeğirmeni” diyormuş.

 

            Fırat kıyısında Kalavank’da daha yakın zamanlara kadar çalışan bir su değirmeni varmış. Eskiden köyde 6 000 davar ve 400 sığırla hayvancılık yapılıyormuş, ama şimdi 600 davar ve 70 sığır kalmış otuz hanenin hepsinin.

 

            Şimdiye kadar kaç kez dolup boşaldığını bilmediğimiz tarihi hayli eskilere giden ve yine bir boşalma dönemi yaşayan bir çok köyümüz gibi, Güz’ünü yaşayan Kayabaşı’nı da, sert esen ve donduran Güz ayazında kimisi yıkılmış virane evleriyle başbaşa bırakıp, köylülerle okulun yanında bir hatıra resmi çektirdikten sonra “Elveda”deyip ayrılıyoruz.

 

Köyün Sınırları: Doğusu; Aluğun Sırt, Keban Tepe, Purçukuru ve Kapılıçukuru, Batısı; Faltaşı, Harabeler, Kamışlı Boğaz, Uzunsırt ve Küçükburun, Kuzeyi; Degüzün Sırtı, Sandıktaş, İninkel ve Kaba Arduç, Güneyi; Fırat, İğdelerin Düz, Geyik Tarla ve Dalakların Sırt.

 

 



Yukarıda Belirtilen Yazı Yanlış Olmasa Bile , Eksik Ve Mevki İsimleri Yanlış Belirtilmiştir ;

         ERZİNCAN - KEMAH Kayabaşı (Tirkülah) Köyü Kuruluş ve Yerleşim Hakkında Genel Bilgi Kayabaşı (Tirkülah) Köyü 1516 'da ıssız ve viran durumda olduğu tespit edilip , Yavuz Sultan Selim'in başlattığı Alevi katliamından etkilendiği görülmüştür . 1530'da 1 hane , 5 kanık , 1 imam , 1 nökerzade , 2 zaviyedir . 1568'de 6 hane , 4 mücerret , 1 imam , 5 muhassıl , 2 duagüy , 1591'de ise 7 hane , 6 kanık bulunan ve Müslüman nüfusu olan Kayabaşı'nın (Tirkülah) anayol üzerinde bulunmasından dolayı ahalisi , gelen geçen yolculara hizmetle görevlendirilmiş ve bu hizmetleri karşılığında Av Arazi Divaniye ile Tehaidi Örfiye vergilerinden muaf tutulmuştur . Kayabaşı yukarıda belirtildiği gibi anayol yani İpek Yolu üzerinde olup , geçmiş zamanında gelişmiş bir yerleşim birimiydi .

            Köye (Tirkülah) ilk yerleşen Derviş uhdesinde olduğu bilinen Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi şeceresinden gelen , soyu Hz. Ali (r.a.)'nin oğullarından Muhammed el-Haneti'ye dayanan NASIFOĞLU Şeyh Ahmed 'tir (Derviş Baba) . Kayabaşı 1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda birçok şehit vermiştir . 1939 Erzincan Depremi'nden nerdeyse hiç etkilenmeyen Kayabaşı , Cumhuriyet Dönemi'nden itibaren göç veren bir köy olmuştur . Öyleki , 1952'de devletin ve köy ahalasinin yardımıyla yapılan köy okulunun , öğrencisi bulunmadığından 1990 yılından beri kapalı tutulmaktadır .

           Şu anda köyde 1 okul , 1 Cem Evi , 2 Camii , 33 + 8 hane , 3 ziyaretgah bulunmaktadır (+ 8 diye nitelendirilen hane sayısı Güllübağ Tren İstasyonu mevkinde bulunan 8 hanedir) . Köy tam bir Evliya Ocağı'dır . Köyde bulunan ziyaretgahlar şunlardır ; Dervişin Tepe'de bulunan Nasıfoğlu Şıh Ahmet Tekkesi , köyün yanındaki Sivrinin Tepe'de Kırgız Evliyası denilen , Sivri Baba adlı zatın kabrinin olduğu Sivri Baba Türbesi , 3. ziyaretgah ise Kayabaşı (Tirkülah) Köyünün yaklaşık 40 - 50 km uzunluğundaki dolanbaçlı yolunun sonunda , köyün girişinde bulunan Gazgan Ardıcı'dır . Bu Ardıcın ziyaret edilmesinin sebebi , bu ulu ardıcın dilek ağacı olarak görülmesidir.

 



            Köyün yanındaki volkanizma sonucu oluşmuş , volkan konisi ve koninin içinde krater gölü bulunmaktadır . Bu gölün yüz ölçümü 8800 m2 derinliği ise 750 metreyi aşkındır . Gölün suyu acı ve mineral bakımından zengindir . Kayabaşı köylüleri bu göle uyuz gölü diyorlar . Bunun sebebi köylüler sürülerini uyuz olunca bu göle sokarlarmış . Bu gölün gerçek ismi Pılat Gölü'dür . Eskiden köyde 6500 davar ve 500'ü aşkın sığır var olduğu söylenir , şimdi ise 500 davar 80 sığır var . Kayabaşı (Tirkülah) Köyü'nün mahsulleri buğday , arpa , darı ve baldır . Köye ulaşım 2 yoldan sağlanır , birincisi Erzincan 55. Karayolu'na bağlanan 50 km lik yol ile , ikincisi ise Demiryolu'yla Güllübağ Tren İstasyonu ile yapılmaktadır .

          Eski bir yerleşim birimi olduğu için , köyde harabeler ve tarihi kalıntılar bulunmaktadır . Buda Kayabaşı'nı defineciler tarafından çok cazip bir köy haline getiriyor . Bu kalıntılar arasında eski bir kilise kalıntısı bulunmaktadır . Fakat bu kalıntı için hala arkeolojik araştırmalara başlanılmamıştır . Köyün definecilere cazip gelmesinin bir diğer sebebi ise ortaya atılan efsanelerdir . Köyün mevkii olan ''Kale'' adlı bölümde tarihi kalıntılar bulunmaktadır . Bu durumda Kale'yi önemli define arama merkezi yapıyor . Kale hakkındaki bir efsane şöyledir ; ''Kale'nin karşısında , karşısının karşısında , Sarıtaş'ın altında 7 kuplu kazan , içinde dolu altın ''diye söylenir . Kayabaşı Köyü'nün komşuları Doğuda Yahşiler , Batıda Boyalık , Güneyde Atma köyleridir . Tam yanında akan Karasu ve boylu boyunca uzanan Munzur Dağları ile etrafından iyice uzaklaşan köy , böylelikle etrafdan gelen çeşitli akım ve seferleri takip etmiş ve gerektiğinde kendini savunmaya almıştır . Bunun sebebi de Anadoluda başlayan ''Alevi Kırımı''ndan korunmak istenmesidir . Köyün gerçek ismi Tirkülah'dır . Ama halk arasında söylenene söylenene ''Terkiloh'' olmuştur .

            1960 yılında köyün adı değiştirilerek ''KAYABAŞI'' adı verilmiştir . 1961'de ise Hüseyin Karslı , İbrahim Karslı ve Hüseyin Parla önderliğinde ''Kayabaşı Köyü Kalkındırma Derneği'' kurulmuştur . Her sene Haziran'ın son haftasında Sivri Baba Şenlikleri yapılır . Şenliğe üst düzey yöneticiler , bölge komutanları ve çevre köy halkı katılır . Herkes kurbanını keser ve ziyaretini tamamlar . Kayabaşı Köyü'nün ahalisi konuksever insanlardan oluşmaktadır . Eğer yolunuz Kayabaşı'na düşerse ne kadar kalırsanız kalın , geçirdiğiniz günün tadına doyamayacaksınız ve köyden ayrılmak istemeyeceksiniz .

Araştırma : Zeynel - Ahmet PARLA

Hazırlama: Caner Can PARLA

Kayabaşı Köyü Resimleri ile düzenlenen Video Gösterimi

CEMALİN OGLU NACİ DEDENİN TORUNU
DEDEMİN ŞİİRİNİ KENDİ YAZDIĞI ŞİİR:
         

 NERELİSİN DERSEN KAYABAŞINDAN
          SOVUK SULAR AKAR PINARLARINDA
          TÜRLÜ TÜRLÜ ÇİÇEK YAYLALARINDAN
          KOKULAR DAĞITIR SEHER YELLERİ
         
          SABAHTAN KALKANLAR İŞİNE GİDER
          KİMİ ÇİÇEK DERER KİMİ HERK EDER
          KÖYDE EYLENMİYEN GURBETE GİDER
          KATARLANMIŞ GİDER TİREN YOLLARI

          HER AYRILIK BİR ÖMRE BEDELİDİR
          GÖZLER YAŞLI İÇİ DOLU KEDERDİR
          BİR GÜNÜMÜZ BİR YILLARA BEDELDİR
          NACİ BÖYLE GEÇER GURBET YILLARI

Bu haber toplam 5470 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA