• İstanbul13 °C
  • Erzincan-6 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemahlı İş Adamı Aziz Torunun Habertürk ile Söyleşisi
29 Nisan 2010 Perşembe 00:00

Kemahlı İş Adamı Aziz Torun'un Habertürk ile Söyleşisi

Kemahlı  Başarılı İş Adamlarımızdan, Torunlar A.Ş. Yön.Kurulu Başkanı Aziz Torun’un; Habertürk Gazetesindeki röportajı. “Başbakan'la gönül bağım var” Torunlar Şirketler

Kemahlı  Başarılı İş Adamlarımızdan, Torunlar A.Ş. Yön.Kurulu Başkanı Aziz Torun’un; Habertürk Gazetesindeki röportajı.

 

“Başbakan'la gönül bağım var”

 

Torunlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, 50’nci yılını kutlayan 600 milyon dolar cirolu bir şirketi yönetiyor

Bu yıl 50’nci yaşını kutlayan Torunlar  Şirketler Grubu, 1960 senesinde bir

bakkal dükkânında kök salmış. Baba Osman Torun’un yanında iş hayatına atılan Aziz ve Mehmet Torun kardeşler, İstanbul Mercan’daki hem kafe hem de manav gibi işlettikleri bakkaldan sonra sırasıyla toptancı ve ithalatçı olup

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde ilk 200’e giren tesisler kurmaya kadar tırmanmışlar. Bugün yıllık cirosu 600 milyon dolara yaklaşan bir holdingin başında oturan Aziz Torun, gıda sanayi, turizm, inşaat ve tarım sektörlerindeki başarısını azimli, gayretli ve çok çalışkan bir

‘işkolik’ olmasına bağlıyor. Ancak, kamuoyunda, Torun’un Başbakan

Recep Tayyip Erdoğan ile yakın arkadaş olmasının işlerinde avantaj sağladığı yönünde görüşler de beyan ediliyor. “Başbakan ile gerçekten yakın arkadaş mısınız?” diye sorduğumuz Torun, hikâyelerini şöyle anlatıyor:

 

‘VERGİ LİSTELERİNDE ADIMIZI AÇIKLAMIYORUZ’

 

 

 

“Herkes Sayın Başbakan ile toptancılık yıllarından tanıştığımı düşünüyor.

Oysa ben İstanbul İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Kendisiyle tanışıklığımız

oradan başlıyor. Elbette ki geçmişe dayanan bir dostluğumuz var. O

dönemde okula giderken de aynı güzergâhı paylaşıyorduk. Ben

Karaköy’den vapura biniyordum, Sayın Başbakan da  Kasımpaşa’dan biniyordu. Fener’de inip yürüyerek gidiyorduk. Bu anlamda bir gönül bağımız, hukukumuz, dostluğumuz var. Ama Başbakan’a yakın olmaktan kaynaklı bir ticari işimiz olmadı. Devletle hiçbir zaman taahhüt işimiz olmadı. Ne mal sattık ne mal aldık. Sadece özelleştirme kapsamında herkesin girdiği ihalelere girerek, herkesin üzerinde fiyat vererek satın almalar yaptık. Kütahya Şeker Fabrikası gibi birtakım yerler aldık. Bunların hepsi bizim 50 yıllık süreçte  büyümemizin getirdiği aşamalar. İtibarımızı sermaye olarak kullandık. Hep tevazudan dolayı vergi rekortmenliğimizi de gizledik.

Zannedildi ki, evvelden yoktuk; sonradan ortaya çıktık. Halbuki 50 senedir varız. 90’lardan sonra da hep şahıslar vergi rekortmenleri listesinde vardık iki kardeş olarak. Şirketimiz de öyle... Ama adını vermeyenler listesinde olmayı tercih ediyoruz. Bir kere çok ısrar edip Bursa defterdarı açıkladı, o kadar. Aziz ve Mehmet Torun her yıl listede vardır; adı açıklanmaz.”

 

YANLIŞ PİRİNÇ GETİRİP İŞE BAŞLADI

 

1975 ve 80’li yıllarda Rami’de toptancılık yaptıklarını, 90’larda ithalat işine

başladıklarını anlatan Torun, “İlk defa  Uzakdoğu’dan, Tayland’dan ben pirinç getirdim. Ama yanlış oldu. Uzun pirinç getirttik. O yanlış bize bir iş öğretti: İthalat” diyor. 90-91’de Türkiye’nin en büyük şeker ithalatını

gerçekleştirdiklerini, 93-94’te de en büyük ihracatı yaptıklarını ifade eden

Torun, şunları söylüyor: “O zaman gittik Halil Cıngıllıoğlu’na, Demirbank’ın sahibi. İki çalışkan kardeşiz dedik. Akreditif lazım böyle bir iş için. Bize imkân tanı. Biraz sohbetten sonra, Kayseri şivesiyle ‘Ben sizi çok sevdim. 5 bin tonluk akreditif açmalarına destek olacağım’ dedi. O, başlangıç oldu bizim için. Sonra şeker piyasasını çok iyi bildiğimiz için Erzurum ve Konya’ya

da şeker gönderdik. İşler büyüdü. 95’te sanayicilik başladı. 2000’li yıllarda çeltik fabrikaları kurduk. 2005’te Kütahya Şeker Fabrikası’nı aldık. Son 3-4 yılda tarıma kadar her safhada var olduk.”

 

‘Duygusal insan parayı yönetemez’

 

İş hayatından dostu olup olmadığını sorduğumuz Aziz Torun, şu yanıtı

veriyor: “En yakın arkadaşım, ailemden sonra, yanımdaki Ford bayii Adnan

Başdemir. Tıpkı diplomasi gibidir iş hayatı. Ticaretteki ilişkileri hiçbir zaman

özel dostluklara çevirmemek hem de öyle bakmamak gerekiyor. Ben Çalışma Bakanlığı müfettişiyken teftişe gittiğim yerlerden dolayı çok farklı bir çevrem vardı. Bayramda kart bile gönderirlerdi. Ama ben ayrıldıktan sonra bu işten kimse ile iletişimim kalmadı. Arayıp sormadılar. Makamla ilgili dostluk

vardı. İş hayatı da böyle. İstisnası vardır ama genel kuralı böyle. İşin doğası gereği vefasız. Çok duygusal olunca zaten iş hayatının başarısı olmaz.

Şefkat, merhamet hep var olmalı. Ama ticarette gücünüzü aşan bir şeyse

yapamazsınız. Duygusal insan parayı yönetemez. Alacağınız olduğunda hukuki işlemi yapmazsanız siz mağdur olacaksınız.”

 

600 milyon $’ı 50 yılda yakaladı

 

50 yıl sonra nerede konumlandı Torunlar Şirketler Grubu?

 

Türkiye’de ilk 200 sanayi kuruluşu arasına giriyor Torunlar Gıda. Gıda

kategorisinde de ilk 10’a giriyor. Torunlar GYO da kendi klasmanında portföyü en büyük olanlardan. Şeker fabrikası, 3 tane yağ fabrikası, çeltik fabrikamız var. Pirinç ekimi yapan büyük kuruluşlardan biriyiz. 600 milyon dolar civarında bir ciro hacmimiz var. Taşeron da kullanan bir yapı olduğumuz için dönemsel olarak 2 bin 500-3 bin kişi oluyor istihdamımız ama kendi bünyemizde bin 200 kişi kadar çalışanımız var.

 

‘Borsa oyun yeri olmaktan çıkacak’

 

Torunlar GYO’yu ne zaman halka açacaksınız?

 

Bu yıl son çeyrekte. En az yüzde 25 olacak. Ama daha fazlası da gündeme

gelebilir. Uluslararası yatırımcıların ilgi alanına giren, 1.5 milyar doların üzerinde bir portföy büyüklüğümüz var. Türkiye’de de temettü dağıtan hisselere ilgi artacak. Bugüne kadar faiz, mevduat olarak tasarruflarını değerlendiren insanların getirileri düştü. Yeni alternatiflere yönelecekler. Bunlar da düzenli kâr dağıtan borsa şirketleri olacak. Borsanın artık oynanan bir yer olmaktan çıkıp hisse alı nıp satılan bir yer haline geleceğini düşünüyorum. SPK ve İMKB’nin de teşvikleri var.

 

Kâbuslarında ani kur yükselişi gören işadamı

 

Aziz Torun, “Aslında Erzincanlıyız ama Bursa’da çok yatırım yaptık; vergi

rekortmeni olduk. Bursalı sanıyorlar” diyor. İstanbul Üniversitesi İktisat

Fakültesi mezunu olan ve sosyoloji de okuyan 60 yaşındaki Torun, işadamı

olmayı şöyle anlatıyor: “Başarı elde edilmişse bunun mutlaka bedeli var:

Durmadan çalışmak. Belki tabii karşılanmayabilir bu kadar işkolik olmak, 24

saat işinizle haşır neşir olmanız. Gece rüyamızın, kâbusumuzun da iş

olması. Türkiye’deki krizler bir işadamına kâbus gördürmüyorsa, ya çok

olağanüstü bir yeteneği var, tüm önlemlerini almış, ya da çok sorumsuz

demektir. Hep kriz dönemlerinde kabus görüyorum. Uykuların

kaçması, uyuyamama... Gece 3-4’te kalkıyorsunuz, uykunuz gelmiyor. Çünkü yatarken de o düşünceyle yatıyorsunuz: Ne olacak bu döviz? Kredisiz işini büyütmek mümkün değil. İthalat yaptığımız için döviz bazlı kredi alıyoruz. En büyük kâbuslarım beklenmedik kur artışları. Yüzde 50 artsa, bir anda borcunuz da yüzde 50 artıyor. Tereddütler sürekli stres altında tutuyor sizi. Uykunuz da kaçıyor, sağlığınız da bozuluyor, tatile de gidemiyorsunuz.”

 

 ‘Yıllar önce, bakkallar kapanacak demiştim’

 

Bakkallıktan gelmiş biri olarak AMPD’de AVM Grup Başkanı

oldunuz. Yasa tasarısı sizi karşı karşıya getirdi. Nasıl görüyorsunuz bu

durumu?

 

Üniversitede okurken öğleden sonra babamdan görevi devralırdım.

‘Bakkallar kapanacak. Büyüyüp market olmamız gerekiyor. Veya markette

reyon sorumlusu olacağız’ diyordum. Yıllar önceki öngörüm bu. Her şey

değişiyor. Ticaret ve şartlar dinamik. O yapıya ayak uyduramazsanız,

yaşama şansınız yok. Ayak uyduran yaşıyor. Bizim evin yakınındaki bakkalda 10 yıl önce kredi kartı geçiyordu mesela. Eve servis yapmaya da

başladı. Biz birkaç sokak öteye taşındık; oraya bile getiriyor ve iyi iş

yapıyor. Kendi rekabet şartlarına göre hipermarketin rekabet

edemeyeceği bir kulvar açması gerekiyor. Bunu yaparsa bakkala da her zaman imkân var. Ama her evin altına bir bakkal açarsanız, ki en büyük yanlış o, olmuyor. Emekli olan bakkal oluyor. İhtiyaç var mı orada bakkala, bunun analizi yapılmalı. O zaman da herkes mutsuz oluyor.

Yasa tasarısı bu haliyle bakkalları korumayacak. Çünkü bakkallara verilecek asıl destek onları geliştirmek. Daha verimli perakendeci nasıl olunur; albeni nasıl kazanılır? Bu açılardan bilgilendirme, geliştirme gerek. Alışveriş merkezleri (AVM) de şekil değiştirdi. Sosyal alanlar oldu. Satranç kulübü de var AVM’lerde. Bakkalla marketin yarıştığı bir arena değil burası; hayatın yaşandığı bir yer.

 

Kaynak : GAZETE HABERTÜRK - MENEKŞE ATASELİM

Bu haber toplam 1189 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA