• İstanbul13 °C
  • Erzincan-1 °C

Ercan Babacan / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ercan Babacan / www.kemahlilar.com

Kemah'ta Yaşamın Seyri

25 Aralık 2014 Perşembe 12:51

Kemah’ta sosyal yaşam hakkında evveliyat aramak gerekirse sanırım tarihin ilk yıllarından başlamak en doğrusu olur. Kemah ve bölgesi; Hititlerden Asurlulara, Urartulardan Perslere, Araplardan tutun da Selçuklu ve Osmanlılara kadar birçok imparatorluğun, medeniyetin mekânı ve beşiği olmuştur.

 

Kimine göre Kemah’ta yaşamanın keyfiyeti letafet, kimine göre zaruret, kimine göre eziyet kimine göre de mecburiyetti. Şurası gerçek ki şartlar ne olursa olsun Kemah; her dönemin ve her şartın istikameti olmuştur.

 

Kemah’ta yaşamın seçeneklerini stratejik ve sosyal olarak değerlendirmek için tarihin derinliklerine kadar inilebilinir, ancak ayrıntılar ile boğulmak yerine yakın tarihe müracaat ile de kanaat sahibi olabiliriz pekâlâ. Dedelerimizden, ana ve babalarımızdan veya değerli büyük hemşerilerimizden de dinleyebileceğimiz sözlü tarih bize bir takım fikirler verebilecektir. Tarih Bilimi de; toplumların gelişimini ve buna bağlı coğrafyanın sosyal ve kültürel hareketliliğini ilmi olarak izah etmektedir. Fakat daha anlaşılır olması bakımından geleneksel seyre veya sözlü tarihe baktığımızda bölge hakkında yeterli bir kanaate varmamız da mümkündür.

 

Doğu Anadolu’nun geniş coğrafyasında belki de en güvenli bir alanlardan birine sahip Kemah’ta yaşamak, doğal güzellikleri ve verimli olanakları ile yurt arayanların ilgisini çekmiştir muhakkak. O nedenle yerleşik halkın ataları buraları seçmiş diyebiliriz.

Göçebe halkların veya otoritelerin Kemah’ı seçmelerinin hiç şüphesiz stratejik önemi yanı sıra  bereketli toprakları ve doğal güzellikleri de etken olmuştur. Geniş ormanlık arazileri, serin sulak yaylaları, geçit vermez kayalıklar arasında güvenli düzlükleri ile Kemah’ta yaşamak Kemahlılar için letafetti o dönemler.

 

Her coğrafyanın başına gelebilecek insan ve tabiatın verdiği tahrifattan Kemah’ta hissesine düşeni almıştır. Artan nüfus, ormanların tarım için yok edilmesi, yaylaların ve meraların yetmezliği, bilinçsiz tarım ve havyacılığın olumsuz etkileri baş göstermeye başladıkça, yaşayan halk sıkıntı çekmeye başlar. Dönemin sosyo ekonomik devinimi farklı alternatiflere dönüşemez. Farklı alternatif üretemeyen, üretse bile uygulama zorlukları nedeni ile fiiliyata dökemeyen hemşerilerimiz; sınırlarının son noktasını da zorlayarak yaşam mücadelelerini sürdürmek durumunda kalırlar. Bu sırada Kemah’ta yaşamak zaruret halindedir.

 

Zaruri yaşam koşulları içinde coğrafyadaki yerleşik hemşerilerimiz; sosyal ve ekonomik sıkıntıların da etkisi ile bedeli ağır bir göç hamlesi ile bir çıkış yoluna girer. İlk anda sıla gurbet ilişkisi ile dışarıdan kazanımlar içerde tüketilmeye başlanır. İhtiyaçların anlık giderilmesi biraz nefes aldırır fakat göçün sosyal ve ekonomik her iki cephedeki etkisi dengesizce yürümektedir. Dolayısı ile yatırımlar gurbet ağırlıklı olmaya başlar. Kemah artık yatırım ve nüfus fakiri olmak durumunda kalır. Belirli dönemleri ve dışardan destekleri beklemek durumunda olan coğrafya ve halkı; kalan zamanlarda sıkıntılı günler ile baş başa kalır. Yapısal sıkıntılar, geleneksel ve kültürel sıkıntılar ve daha da önemlisi her alanda paylaşımın ve el birliğinin olmaz ise olmazı nüfus sıkıntısı artarak devam eder. Kemah’ta yaşam; zaruretin verdiği eziyete dönüşmeye başlar artık.

 

Şartlar ne olursa olsun Kemah ve köyleri ata toprakları, baba ocakları, ana kucağıdır hemşerileri için. Kimine göre zaruri konaklama ve yaşam alanı olması bakımından mecburiyet iken, kimine göre ise terk edilemez, kendisinden vazgeçilemez bir yurttur. Her iki halde de mecburiyet duygusu ile Kemah’ta yaşam sürmektedir.

 

Bugün gelinen noktada, her hali tarihsel sürecinde yaşayan bir kent ve bölgesi olarak letafetden  eziyete dönse bile eziyetten zaruri olarak mecburiyete, mecburiyetten de keyfiyete dönüşümü olmalıdır. Ve olmak üzeredir. Tarih her devirde verdiği fırsatı yine vermektedir. Önemli olan bu fırsatları avantaja dönüştürerek keyifle yaşanan bir kentin var olmasıdır.

 

Bu gün Kemah için elinden gelen gayreti gösteren yerel kurumları, vefakâr ve cefakar mukimleri, binlerce km uzaklıkta olsalar bile kalpleri memleket için atan sivil toplum örgütleri ve hepsinden de önemlisi her şartta memleket sevgisinden ödün vermeyen hemşerileri oldukça Kemah ve bölgesi keyifle yaşanacak bir mekan, ana kucağı, baba ocağı, ata toprağı olacaktır.

 

Selam ve Muhabbetlerim ile..

 

Ercan Babacan

 

Bu yazı toplam 996 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA