• İstanbul25 °C
  • Erzincan26 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii

24 Temmuz 2014 Perşembe 23:34
sibyan-mektebi-ve-cesme.jpg
 
Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii…
 
Gençlik yıllarımda Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii önünden geçtiğimde aklım hep kemankeş kelimesine takılır, “demek Osmanlı paşaları içinde keman çalanlarda varmış” derdim. Çok sonraları öğrendim, meğer bu keman başka bir keman imiş…
 
Kemankeşlik; Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan bir okçuluk sporudur. Orta Asya Türkleri’nden gelmiştir. Osmanlı kemankeşlik sporu yüzyıllardır adını çok bilmediğimiz büyük kemankeşlerin (Bosna’lı Şüca, Havandelen Solak Bali, Tozkoparan İskender vs.) çıkmasını sağlamıştır. Bu sporculardan kimileri menzil atışları 1275 gez (800-850 metre) mesafeler ile kırılması güç rekorlara imza atmışlardır. Osmanlı kemankeşleri pir olarak Sahabe'den Ebu Vakkas’ı (r.a.) sayarlar.
 
İşte bu Kemankeşlerden biri de Kara Mustafa Paşadır. Arnavut asıllı olup Avlonya'lıydı. Devşirme olarak İstanbul'a getirildi.  Yeniçeri Ocağı'na katıldı. Bu ocakta iken Ferhad Ağa'dan okçuluk dersleri aldı ve okçulukta büyük bir yetenek göstererek "Kemankeş" lakabı ile anılmaya başladı. Devletin çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra IV. Murat saltanatının son yıllarında ve I. İbrahim saltanatının ilk yıllarında, yaklaşık beş yıl sadrazamlık yaptı. Önemli bir devlet adamıdır. 1644 yılında vefat eden paşa, İstanbul'da Bayezid semtindeki Parmakkapı’da, Çarşikapısı’nda 1641 yılında yaptırmış olduğu medresesi yanındaki türbesine gömülmüştür. Hem türbesi ve hem de medresesi İstanbul’da 1950'lı yıllarda "imar" adıyla genişletilen yol çalışmaları dolayısıyla ortadan kaybolmuştur.
 
Mekke-i Mükerreme’ye Arafat’tan gelen suyu akıtmak gibi önemli hizmetlere imza atan, ardı sıra birçok hayır eseri bırakan Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın bir eseri de İstanbul’un Beyoğlu ilçesi Karaköy semtindedir. Kemankeş Kara Mustafa Paşa Cami… Karaköy katlı otoparkının tam karşısında yer alır. İçerisinde Sahabe makamlarının bulunduğu Yeraltı Camine çok yakın bir konumdadır. Caminin girişinde sıbyan mektebi ve çeşmesi de bulunmaktadır. Çeşmenin alnını celi sülüs hatla yazılıp mermere hak edilmiş son derece nefis Kelime-i Tevhid ibaresi süslüyor. Kuş evleri de yine çeşme cephesinde her zamanki gibi yerini almış. Ana giriş kapısının sağ ve sol yanında yer alan Mühr-ü Süleyman motifi diğer dikkat çekici öğelerden. Geçtiğimiz yıl abdest alma bölümünde bir yangın çıkmış cami tümüyle yanmaktan kıl payı kurtulmuştu. Sıbyan mektebi bölümü yakın zamana kadar Beyoğlu Din Görevlileri Derneği tarafından kullanılmakta idi. Fakat şu an aynı işlevi görüyor mu? Her hangi bir bilgiye ulaşamadım. Sıbyan mektebinin çatı ve duvarları son derece bakımsız. Öyle ki çatıda ağaç öbekleri oluşmuş. Bir bahçeyi anımsatıyor. Caminin kesme taştan yapılmış görkemli minaresinin şerefe bölümü yaklaşık on yıldır saf dışı kalmış durumda. Minarenin çevresini saran korkuluk mermerler düşme tehlikesi sebebiyle yerinden sökülmüş ve yine minareye yaslanmış vaziyette öylece duruyor. Ne zaman eski haline getirilir, buna kim vesile olur bilinmez. Bilinen bir gerçek var o da bizim ecdat hatıratına pek ehemmiyet göstermediğimizdir.
 
Bu minarenin dibinde ortadan ikiye bölünmüş antik porfir sütundan dönüştürülmüş bir sadaka taşı vardı. 2009 yılında fotoğraflayıp kayıt altına almıştık. Maalesef bu taş bugün yerinde yok. Halen yapımı devam eden Karaköy Meydanı ve çevresi düzenleme inşaatı sırasında kaybolup gitti. Büyük ihtimal ne olduğunu anlamayan çalışanlar tarafından moloz diye kaldırılıp atıldı. Bu sebeple diyoruz ki restorasyon, tamir ve bakım işleriyle uğraşan mimar, mühendis, müteahhit ve bürokratlara tarih bilinciyle alakalı bilgi verilsin. Bu tarz işlerde çalıştırılacak personel dahi duyarlı şahıslardan seçilsin. Hatta ihalelerde sadece fiyata bakılmasın. Yapılacak işin hakkıyla yerine getirilip getirilemeyeceği gözetilerek hak edene verilsin restorasyon işleri… Birkaç gün önce Fatih, Atik Ali Paşa cami bahçesinde aynı akıbete uğramak üzere olan bir sadaka taşını tesadüfen son anda fark ederek korumaya aldırdık. Fatih müftülüğü nezdinde girişimde bulunarak sürece katkıda bulunan Önder Soy hocamıza da bu vesileyle teşekkür ediyoruz…
 
Not:Bu yazımız Dünyabizim.com sitedinde de yayımlanmıştır.
Bu yazı toplam 2215 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA