• İstanbul24 °C
  • Erzincan21 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KOÇKAR KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

KOÇKAR KÖYÜ

KOÇKAR KOÇKAR KÖYÜ (Hudu)   Kemah’a 16 km mesafede, Munzur Dağlar’ının eteklerinde, ismini de kendisine borçlu olduğu Koçkar Taşı’nın Dizi’nin dibine diz çökmüş vaziyette,

KOÇKAR KOÇKAR KÖYÜ (Hudu)

 

 

Kemah’a 16 km mesafede, Munzur Dağlar’ının eteklerinde, ismini de kendisine borçlu olduğu Koçkar Taşı’nın Dizi’nin dibine diz çökmüş vaziyette, Sünni Deresiyle Zarga Deresinin arasındaki yamaçdan Kıble Taşı’na nazar eden hayli eski bir köy. Köyün alt tarafında,dağın eteğindeki bu köy manzarasını tamamlayan bağ ve bahçeler olmakla birlikte,esas münbit ve bereketli arazileri Fırat kenarındaki Çay Mevkisinde. Köyün karşı tarafında sırasıyla Bolankak Tepesi, Eriç’in Tepe, Üskübürt’ün Tepe, Kıble Taşı ve Ovdinik Tepeleri Fırat’tan Munzur’lara doğru uzayıp giden binlerce yılın görgü tanıkları olarak esrarlı tepeler ve arkasında dereler.

 

Güneş grup etmeden evvel, son bir kez daha Hudu’ya bakıyor ve Yıldız Dağı’na emanet edip, Çilhoroz Dağı’nın arkasından benzi sararmış bir halde batıp gidiyor, bize meçhul başka alemlere. Koçkar, yakın zamanlara kadar ilçede hayvancılığın en fazla olduğu köylerden birisiymiş.10 000 davar, 400 büyükbaş ve 200 e yakın at ve katırlarıyla Munzur’daki Ahurik, Ortadağ ve Sohmerik yaylalarına çıkarlarmış. Şimdi hayvan sayısı azalmış ama hala o güzelim yaylaların ve soğuk suların hasretine tahammül edemediklerinden az davarla da olsa yaylaya çıkıyorlar.(Bizzat tarafımca Kızılpınar’ın başında ikram edilen ayran ve dağ kömbesiyle olay zabıtlara geçirilmiştir.)

 

Hele 1996 güzünde Sohmarik’e kadar yol yapılmış olup, bundan sonra birkaç yıldır hasret kaldıkları Gökgölün yanlarına da gideceklerini söylediler. Zaten gönlünü bu dağlara kaptırmış Molla Bekir’i ve ekibini (Murat, Büyük ve Küçük Hüseyin), oralardan ayırmaya Kudret-i Mutlak’tan başka kimsenin de kudreti yetmez evvelallah.Hasan Dede bu diyarlarda neredeyse bir asırı deviren 94 yaşıyla, birbir dağları Cılakkor,Teke Daşı,Koliğin Dağ, Aygörmez, İsmail Dağı, Ortadağ, çeşme ve pınarları Sığır Yatağı, Karapınar, Hakimin Çeşmesi, Dikenli Çeşme, Yedigözeler ve daha nicelerini yad ettikçe bir asrın şahidi hala şahin olan gözlerinden hasret ve özlemin duman duman tütdüğüne şahit oluyoruz.

Nezaket ve nezahetiyle sanki Enderun terbiyesi almış zannı uyandıran 103 hanelik köyün Muhtarı Ali YAREN, köyün içme suyunun şebeke olduğunu ve Ovdirik’in eteğindeki Gup kaynağından geldiğini ifade ediyor. Bir vakitler köyde 2 su dğirmeni ve 2 de bezirhane varmış.1938 de açılan köyün ilkokulu halen 16 öğrencisiyle eğitim vermektedir. Eskiden köy 90 haneymiş, “Gurbete gidenler, sağolsunlar dönüyorlar ve hanemiz artıyor” derken muhtarın sevinci, yüzünü kaplayan tebessümden okunuyordu.

İstanbul’da 85, Ankara’da 62 haneleri varmış. Başkanlığını Necati GENÇ’in yaptığı “Koçkar Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği”ni 1995 de kurmuşlar. Tahrir Defeterlerinde bu köyle ilgili olarak; ilk tahrirde “Sancak-beyi hasları” arasında kaydedilen ve 16.yy’ ın ortasından itibaren gerek nüfus ve gerekse zirai bakımdan bir hayli inkişaf etmiş olan bu köy, 1516 da 21 hane, 1530 da 22 hane, 1568 de 102 hane ve 1591 de 166 hane olup, mahsulleri buğday, arpa, darı, şıra, bal ve bostan ürünleri ile pamuktan ibaret olarak, vergi hasılı da 1516 da 8 000, 1530 da 7 230, 1568 de 16 000 ve 1591 de ise 26 500 akça olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca köyde 2 de değirmen bulunduğuna dair kayıt vardır. Köyün tarihçesi hakkında bir de, köy halkından mütekaid imam Bilal YAREN HÜDAVİ Efendi, hayli ciddi ve titiz bir araştırma yapmış. Araştırmanın kapsamı çok geniş olduğundan bu kısma kısa bir bölümünü alıyoruz. (Hem de Kemah’ın tarihinin birçoğumuzun bildiğinden de çok eskilere gittiğini göstermesi bakımından) : “Koçkar Köyü (Hüda Karyesi) nün M.Ö. 5000 li yıllarda dahi buralarda varlığını sürdürdüğü bir hakikat olup, Hz.Musa Aleyhisselamın’ın ordularının buralara kadar geldiğini, Kur’an-ı Kerim’in Bakara Suresinin 57.ayetinde “Biz onlar üzerine gölgelensinler diye bulut gönderdik, rızık olarak da Selva Kuşu ile Kuderet Helvası indirdik, bu helal rızıklardan yeyin dedik fakat onlar itaat etmediler, zulm ettiler ve onların zulümleri kendi nefislerine oldu.”Bu olay bugün dahi ayniyle devam etmekte olup, açıklandığı şekilde cerayan etmektedir. Bu hususta Evliya Çelebi merhum Seyahatname’sinin (1986 Matba-i Amire baskısı asıl nüshası Topkapı Saray kitaplığı 403 numarada kayıtlı) 2.cildinde 1647 de Kemah’a geldiğinde aynen şöyle bahsetmektedir : “Bu mübarek Kemah şehrinin mağribinde bulunan Hüha karyesinin Ahorik Yaylasının-Sohmerik yayla geçidi arasında Mevsim-i Rebidde (4.mevsim gündönümü 20-28 Haziran) Tayr-i İlahi olarak Selva Kuşu yağmaktadır. Kemahlılar bu kuşun yağdığı tarihi iyi bildiklerinden kuşları toplar ve lehmini ekl ederler (etlerini yerler). Tüylerini de turşulara korlar, turşular çok lezzetli olur. Ben dahi yedim lezzetli idi. Toplanmayan kuşların küllisi sahillere göç ederler” diye yazmaktadır.

Kudret helvasına gelince; Rıyazüssalihin 3.cilt 1900 numaralı hadis-i şerifte aynen izah edilmektedir.“Beyaz Bayır Mantarları Cenab-ı Hakkın Beni İsrailoğulları’na inzal ettiği kudret helvası nevinden bir rızıktır. Suyu da gözlere şifadır. ”Bu yayla da bu mantardan da çok bulunmaktadır. Tarihi arştırmalrı yapan aciz Hüdavi kardeşiniz, bu olayı yaşayan ve köyümüzün halkından merhum Mevlüt Efendi’nin kendi ağzından bizzat dinleyerek not almış olup, merhumun kendi lisanıyle “Hee ben seferberlikten önce 16 yaşlarında iken, Abdullah Emmi’mle beraber gündönümünde ikileme için öküz ayırmaya gittiğimizde Kızıl Sırt’lara çıktık. Güneş epey üskelmişti, bir de bahtuhki gökten aşağı kuş yağuyor. Ben bunu merak edince emmim dedi ki; buralara Musa AS’dan beri kuş yağar ve ondan sonra iki bölük peştemal kuş topladık ve köye götürdük. Goni gomşılar yedük, ben kahir ömrümde öyle nezzetli et yemedüm. Allah Allah hikmet-i Hüda ne ki acep?” diyerek sözlerini bitirdi. Vaktaki Evliya Çelebi ile Mevlüt Dayı’nın yer, zaman ve mevsim ifadeleri aynıdır.

Türkiye de bir Silopi’ye, bir de bizim yayladaki sırtlara kuş yağmaktadır.” Muvarrih? Hüdavi insanı, Musa Nebi devirlerinde bir seyaran ettirdikten sonra Hudu’ya gelen ilk Türk Oymağının da Buharioğulları olduğunu söylüyor, hem de şeceresini birbir dökerek: “Bu kabile Oğuzlar’ın Bozok ve Kayıhan Boyundan olup, Orta Asya derununda Amuderya Nehri kurubunda bulunan Buhara Şehri’nin Çalpulhan Nahiyesi’nin ‘Koçkar Köyü’nün Mahan Yaylaklarında meskun olup, Oymak Beyi Temur Muhammed Bin Ali El Buhari’nin tahtı nezdinde olmakla Emir Ahmet Mengücek Gazi’nin süvari kumandanlarından Emir Salur’a ait akıncı birliklerinde ‘Subaşısı’görevi yaparken, göstermiş olduğu başarısından dolayı, daha önce anılan ve Emir Salur’a tımar ve zeamet olarak verilen ve araziyi öşriye olan Hüda Kariyesine 1092 yılında yerleştirilmeleri sağlanarak, köye yerleşen ilk Türk Oyma’ğı olma şerefine nail ve vasıl olmuşlardır.” Bilal YAREN‘i bila nefes dinlerken, Koçkar Köyünde Ahmet AVCI’nın kartal yuvası saray yavrusu evinin Oda’sında olduğumuzu unutmuş, çağlar evvelinin bize aşina tarihi eşhasıyla hasbihal ederken vaktin nasıl mürur ettiğini fehmedemeden, O’nun son noktasıyla zamanımıza rucu ettik. Sobanın kapağından sızan alevlerin, odanın içindeki mevhum tasvirler çizen rakslarını seyrederken, karşımızda oturan zatın Dede Korkut Zamanlarından devrimize unutlup kalmış bir Bilge mi acaba suali beynimi kurcalarken, sıcak çay servisi ve kahvaltı hazır ediliyordu. Çatıya düşen yağmur damlalarının ritmik vuruşlarından neş’et eden ses ve pencere kanatlarında geceyi teslim aldığını haykıran soğuk rüzgar, sohbet faslının fasılasında cemaata kendince icra ettiği musikiyi dinletmenin hazzını ve keyfini yaşıyordu dışarıda.

 

Köyün Sınırları: Doğusu; Hasan Kalesi, Meğregedik, Kazan Taşı, Kirazın Çat, Pertikurun Taş, Hafızın Mezar, Hiler Tepesi, Musluğun Çal, Baba Hisse, Attaşı, Peğin Dibi ve Ortadağın Mancik Boğazı Peşi, Batısı; Hıyarlığın Dere, Kızıl Peğin Taş, Karakuş Taşı, Hamsor Tepesi, Yanıktepe, Karga Burnu, Namı Diğeri, Karayatak, Koliktepe, Göbektepe, Ağberler, Namı diğer Su Kuyuları, Karaburun, İki Peğin Arasındaki Sırt ve Orta Dağın arası, Kuzeyi; Fırat Nehri, Güneyi; Orta Dağ.

 

 

Eski adı ile HUDI İlk tahrirde sancakbeyi hasları arasında kaydedilen ve 16.yy ın ortasından itibaren gerek nüfus gerekse zirai bakımdan bir hayli inkişaf etmiş olan bu köy,1516 da 21 hane,5 mücerred,1530 da 22hane,24 mücerred,1568 de 102 hane,67 mücerred,ve 1591 de 166 nefer nüfusa sahip idi.Mahsulleri buğday,darı,şıra,bal ve bostan ürünleri ile pamuktan müteşekkil olup,1516 da 8.000,1530 da 7.230 akçe vergi hasılına malik iken,bu vergihasılı 1568 de 16.000 akçeye 1591 de ise 26.500 akçeye yükselmiştir.İki tane değirmeni olan bu köyün,1591 senesindeki adet i ağnam,bad i heva,cürmü cinayet resimlerinin yani vergilerinin tamamı ile gerdek resmi yani resmi arus un yarısı,padişahın emriyle divani hissesi olarak miriye tahsis edilmiştir ki,bu vergilerin tamamı 14.000 akçe tutmakta idi Koçkar köyü merkez bucağa bağlı olup 1975 sayımında nüfusu 501 idi.

Kaynak: Kemah Kitabı,Bir Derkenar

Yılmaz Kurt (Eski Kemah Kaymakamı)

 

 


 

Bu haber toplam 4169 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
KÖYLERİMİZDEN HABERLER
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA