• İstanbul23 °C
  • Erzincan27 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Köylerimizde Evlenme Gelenekleri
07 Kasım 2013 Perşembe 12:10

Köylerimizde Evlenme Gelenekleri

Kemah Tan Köyünden Mehmet Özkan'ın kaleminden Kemah ve Köylerimizde Evlenme Geleneklerinden detaylı anlatım.

Köylerimizde Evlenme Gelenekleri

Anadolu’nun birçok yöresinde evlilik töre ve adetleri tamamen olmasa da kısmen birbirine çok benzer biçimdedir. Gelinlik kız beğenme, düğün merasimleri, eğlence ve ananeler köylerde birbirine çok benzeşir. Yüzyıllardır toplumumuzda tek eşlilik esas alınmıştır özellikle Anadolu’da uzun süren savaşlar nedeniyle her haneden en az iki olmak üzere çok şehit vermiş olan köylünün tarım ve hayvancılıkla uğraşan fakir halkın insan gücüne ihtiyacı olması nedeniyle kırsal kesimde evlilik yaşının on dört yaşlarına kadar indiğini çoğumuz büyüklerimizden dinlemişizdir

Zaten kısıtlı olan tarla bağ bahçe gibi araziler miras yoluyla elden yani sülaleden çıkmasın düşüncesiyle de evlendirilecek çocuklar genelde aile içinden yakın akrabadan seçilirmiş. savaştan dönemeyen şehit erkeklerin eşleri, kendilerinden küçük yaştaki kayın biraderleriyle ya da sülalenin bekâr erkeklerine nikâhlandırılırmış.

Böyle nikâh olaylar hüzünlü türkülere de konu olmuştur.

Ölmem mi ? Beni Taşlara Vurun  

duyduğumuz bu hüzünlü türkülerden biridir.

Köylerde Gelinlik Kız Seçimi

Hangi ahvalde, şartda, hangi ekonomik güçte olursa olsun,bütün ailelerde gelinlik kız seçiminde inanç, itikat, töre, terbiye, büyüklere saygı ve merhamet, iş bilirlik, hamaratlık, pratiklik ve sükûnet ön planda tutulurdu.

Gelin beğenme işi evlenecek erkekten önce aile büyüklerinin dede ve nenelerin ana ve babaların işiydi. Bu konuda ilk söz ve yetki sahibi onlardı genel olarak. Bazı istisnalarda olurdu mutlaka ama kaide kural bozulmazdı,tecrübe ve saygı çerçevesinde isabetli kararlarla evlenilirdi. Gençler akrabalarda gelinlik kız veya dakat adayı yoksa (geniş ailelerde) birlik evinin içinde yakın akrabada gelinlik kız yoksa en yakın kapı komşu kızları erkek ailesi tarafından hissettirmeden yakın takibe alınırdı. Bağda, bahçede, çayırda, otta, orakta, bayırda, çekimde, tarlada,  ekinde, bedre yaylada, bostanda, gazelde, kışda, baharda, yazda,güzde kısacası ilk mektepten sonra başına çit dediğimiz mor fes ve kara yazmayı takıp çitlendikten sonra bir kız artık yetişkin sayıldığı için yüzünü ve saçını evde babası, amcası, dayısı ağabey ve kardeşlerinden başka hiçbir erkeğe göstermemeğe dikkat etmek zorundaydı. Parmağına beh yüzüğü ve başına çar (söz takısı) takılana kadar itina ile gözetim ve disiplin altında tutulurdu.

dugun3.jpg

Kız akraba dışından alınacaksa; ekin, biçerken ot, yonca, fiğ biçerken, tezek yaparken, çalı, çekim, geven gibi kışlık yakacakları kazarken sırtında yük taşırken. İmecede komşunun yeni yapılmış binasının bacasına toprak ve orak taşırken komşuya ırgat veyahut yardım etmek için gittiğinde çalışırken ocaklıkta yemek yapan büyüğüne yardım ederken yün eğirip çorap örerken el işi oya dantel yaparken erkek ailesinden biri veyahut aracılık yapan komşular o kızı mutlaka gözetliyor ve erkek tarafına rapor veriyordu.   

Çitli köy kızlarımızın yüzleri; çember, yaşmak, bırik de denilen bir örtünme biçimiyle sadece gözleri görülecek biçimde kapandıkları, adına da kaçmak dediğimiz yüzlerini, erkeklere göstermeyecek tesettür şekliyle kapandıkları için işe güce de bu şekilde gittiklerinden çoğu delikanlı nikâhı kıyılana dek nişanlısı olan kızın yüzünü bile göremeyebiliyordu aynı evin içinde büyüyüp yaşasalar bile çoğunlukla erkek çocuk ilkokul 5 den çıkar büyük şehirlere çalışmaya gider 5 -6 yıl köye gelmez askere gider genç askerdeyken aile büyükleri gıyabında nişanlar, dönünce de evlendirirlerdi.

dugun2.jpg

Kız İsteme ve Nişan

Evlendirilecek erkeğin aile meclisi tarafından oluru verilen kız için isteme macerası başlamış olur.

İlk iş olarak ailelerin kadınları bir vesileyle konuyu kendi aralarında konuşur. Eğer kızın babası,amcası gurbetteyse onlara danışmak için mazeret bildirirler ki bu süre bazen üç dört ayı bulurdu ataerkil ailelerde genel olarak söz büyükbabada büyük ninede biter ama kızın anne, baba, amca, hala (bibi), teyze ve dayılarının da rızasına başvurulur kızın kendisine de usulen sorulur durumdan haberdar edilirdi kızın rıza göstermesi için erkek tarafının aracı kadınları oğlan tarafının maddi gücünü dillendirip ballandıra bazen abartarak kız yavrum kuzum ehmek yiyecek ev, çifter çifter öküzler,hayvanlar, sürü sürü davarlar,bağ bostan, sinoru belli değil,(sınırı belli değil),oğlumuzun huyu mülayim boyu posu yerinde ipek gibi uşah, kolunda nacar sahatı (saat),dolaplı sünger (singer) dikiş makinesi,dört dalga pilipis ıradyon (Philips radyo) üç dene Isparta halısı, aynalı garyola, yini donalan odayı vermiş oğlana dedesi,yeni sene güzünde İstanbul' a götürecekler her hal. Bu siyaset ve propagandalar çoğu zaman kızlar üzerinde etkili olurdu. Kız evinden olumlu işaret gelince ailenin ekonomik gücüne göre kıza bir elbiselik, bir yazma bir altın veya gümüş yüzük ya da Reşat altını beh (ön anlaşma) olarak aile büyüklerinden oluşan erkek aile heyeti, ezan namazından sonra kız evini ziyaret eder.Kısa bir hoş beşten sonra Allah’ın emri Peygamberin kavli söylenerek kız istenmiş olur. Kız evinin büyükleri tarafından biraz istemezmiş ve kararsızlık edasıyla Allah yazmışsa olur hayırlısıyla  demesiyle de kız verilmiş olur.

Bal Yağ Yeme Geleneği

Söz kesme seremonisinden sonra. Kız evinde bal ve tereyağı  ikramı yapılırdı. Bu seremoni genelde ezan namazından sonra el ayak çekildikten sonra yapılırdı. Kızı istemeye gelen erkek tarafının büyüklerine yani sözü kesmeye gelenlere itibar göstermek (jest yapmak) için kız evinde yatsı namazından sonra ikram sofrası çıkarılır Allah ne vermişse sofraya kahvaltılık türünden peynir, varsa zeytin, kavurma, un helvası mevsimine göre domates, salatalık gibi yiyeceklerin yanı sıra günün önemine mahsuben tatlı yiyelim, muhabbetler tatlı olsun kurulacak yuvanın bereketli,eşlerin birbirine tatlı olması temennisiyle sembolik olarak da sofraya konan bir tabak tuzsuz tereyağı ve kara kovan balı konulurdu.

yemek-ust-1.jpg

Nişan Duası

Aileler kızın ve oğlanın sözlendiğini akrabalara duyurduktan sonra artık kızı, evlenecek oğlu olan başka komşular da istemeye gelmesin diye sözü; köylüye duyurmak için evin gençleri ve çocukları tarafından köydeki bütün evler dolaşılır (örneğin; Perşembe günü )camide duamız var buyurun derler. Dua genelde sabah namazının haricindeki bütün vakitlerde yapılabilirdi. Cemaat namaz öncesi toplanırdı, camide imam okunan kuran-ı kerim tilaveti ve mevlüdi şerif ve ilahilerden sonra camide hazır bulunan kız ve erkek vekillerini karşısına alarak bir kez de halkın huzurunda kızı vekâleten isterdi kız vekiline hitaben Allahın emriyle peygamber efendimizin kavliyle (örnek Abdullah oğlu memede)  kerimenizi eş olarak veri verdin mi? diye üç defa sorar, evet cevabını aldıktan sonra erkeğin vekiline döner falanca kızı filanca hanımı eş olarak aldınmı? diye üç kere tekrarladıktan sonra vekilin evet cevabından sonra duaya başlardı ve camide duanın ardından şeker çuvalının üstüne kızın kardeşi veyahut amcaoğlu oturur bu çuvalın ipi kör düğüm olmuş açılmıyor diyerek erkeğin vekilinden bahşiş istediğini beyan etmiş olurdu. Vekil uygun bir miktar para verince de çuvalın azgını açardı. Mevsime ve köy ahalisinin kalabalığına göre oğlan evinin aldığı bir veya daha fazla çuval kesme şeker camide cemaatin kalabalığına göre bellerine büyük eteklik bağlayan bir iki kişi tarafından avuç avuç şeker camide bulunanlara ve caminin bahçesinde bekleşen kız ve erkek çocuklarına dağıtılırdı. Böylece iki gencin nişanı köylülerce ve komşu köylerdeki ve de kasabadaki tanıdıklar ve akrabalar tarafından duyulmuş olurdu  

dugun4.jpg      

Düğün Zamanı

Düğünler genel olarak (güzün) son baharda ekinler biçilip düğen sürülüp harmanlar çıktıktan saman, buğday ayrılır hatta un, bulgur yapılıp gazel ayında gazeller süpürülüp mereklere (samanlık) ambarlara dolduktan sonra. Etlikler kesilip, kavurmalar, yapılıp kemikli etler kurutulduktan sonra başlardı. Nadir olarak da kış aylarında düğünler yapılırdı. Düğün tarihi ailelerce belli edildikten sonra iki taraf birer vekil tayin eder artık yapılması gerekenler iş bölümüyle hale yola konulmaya başlanırdı

Sağdıçlık Görevi

Damat adayının evli olan samimi kafa dengi bir arkadaşına sağdıçlık teklif edilir o genç sağdıçlığı kabul ettiği andan itibaren artık düğün başlayıp bitinceye kadar damat ona gelinlik kız da sağdıç karısına emanet edilirdi. Kurulacak yuvanın ilk adımlarına başlanmıştır artık. Sağdıç damat adayına düğün boyunca rehberlik edecek (yenge) sağdıç hanımı da gelin kıza töreleri, edebi yaşmak tutmayı (yaşmak tutmak yeni gelinin kayın peder,kayın gibi evin büyük erkeklerinden yüzünü saklaması ve hiç konuşmamasıdır) öğretir. Yaşmak tutma geleneği ata erkil geniş ailelerde  beş yıla kadar devam ettiği de görülmektedir.Yenge düğün boyunca ve sonrasında iyi bir gelin olmanın inceliklerini, yapılması gerekenleri gelin kıza öğretmekle yükümlüdür.

Hısım Yemeği

Düğün başlamadan iki hafta önce damat tarafı dünürlerini kız ve erkek vekillerini sağdıcı, yengeyi ve yakın akrabaların büyüklerini hısım yemeğine davet eder. Özel menüden oluşan et yemeği ağırlıklı çorbadan tatlıya mükellef bir sofrada ziyafet verilirdi bu yemekte düğünün detayları konuşulur ekonomik duruma göre düğünün davul zurnalı yemekli mi çalgısız yemeksiz sade bir tören mi yapılacağına karar verilir ona göre plan yapılırdı. Ekonomik güce göre komşu köylerdeki kasabadaki akraba ve dostlara davetiyeciler çıkarılırdı.

bohca-danteli.jpg

Dürü Dökmek Kına Yıkmak

Düğün hazırlıkları başlamıştır, damat evinde tandır ve ocaklar yakılmış çörek ve katmerler pişirilir aynı telaş kız evinde de yaşanır orda da gerdek yemeği için katmer, helva, çörek pişerdi. Erkek evinde pişen çörek katmer helva gün içinde dürücülere ikram edilmek üzere ‘boş bir sandık ve bir kat yatakla birlikte kız evine gönderilirdi. Sandık kızın çeyizi içine konsun diye. Yatak da kızın baba evindeki son gecesini koca evinden gelen yatakta yatmaya alışsın diye gönderilir, teslim alan getirene bahşiş verirdi ( Dürü; gelin kızın çeyizine katkı için köylüler ve akraba kadınlar tarafından getirilen hediyeler) para, yazma, tülbent, elbiselik kumaş, işlemeli yün çorap, kanaviçe işleme örtüsü gibi kullanılacak eşyaların toplanma merasimi ne dürü dökmek denirdi. Odaya toplanan kadınların arasından gelinin yakını yaşlıca saygın bir hanım ortaya duvardan duvara bir ip gererek dürüyü başlatmak için önce kendi hediyesini ipe asar ve iyi dileklerini bildirdikten sonra hediyeleri verenleri ismiyle tanıtarak birde övgü içeren metiye dizerdi. Örneğin gelinin bibisinden (hala) bir Reşat altını bir elbiselik. Yüzü ağ ola, Sözü sağ ola, Darısı Bibisinin Bekar Kızına, Oğluna Olaaaa diye bağıra bağıra motivasyonu artırırdı. Herkes dürüsünü taktıktan sonra evin sahibinin ekonomik durumuna göre misafirlere kahve veya şerbet yada çay ikramından sonra oğlan evinden gelen çerez, çörek ve katmerlerden ikram ederek uğurlanırdı. Misafir kadınlar akşam ve yatsı namazından sonra gelin kızın arkadaşları yaşıtları kına yakmaya gelir kızı ortaya alır mumları yakarlar ve bu deyişle başlarlardı kına merasimine

Kız kınan yakmaya geldik yakmaya

Yüzüğün takmaya geldik takmaya

Aldır abası yeşil çuhası

Kız gelin olmuş yoktur dedesi

Gelinin ailesinden kim vefat etmişse bu deyişin içinde yad edilir ve gelinin ağlamasını sağlarlardı. Sesi güzel olan kızlar yöresel ve o günün revaçtaki türkülerini söyler deyişler türküler eşliğinde kınasını yakar poriklerini( kâh gül) keser ve alnı yazmayla başını özel bir şekilde bağlarlardı. Şehirlerdeki gelin kuaförüne eş değer işlem yapılırdı ve o gece gelinin yanında sabahlarlardı bütün kızlar gece boyu gaz lambası fener varsa lüks lambasının ışığında çeşitli oyunlar oynar eğlenirlerdi. Oğlan evinde de şenlikler yapılır, sağdıç odasında eğlenceler yapılır yemekler yenirdi aile varlıklı ise çalgılı yani davul zurnalı olurdu. Düğünün bir gün öncesinden etlikler kesilir komşulardan asmalar kazanlar siniler tepsiler taslar terpoşlar kaşıklar toplanır, düğün Keyvenesinin (aşçıbaşı) nezaretinde mevsimine göre yemekler hazırlanırdı. Kına sabahı erkenden kızın yatağı toplanır, çeyiz bohçaları oğlan evinden gönderilen sandığa konur, önceden süslenmiş hayvana yüklenir, kızın kardeşi yoksa amcaoğlu çeyizin üstüne biner, damat evine getirir, bahşişini almadan yükü üslünen inmezdi.Sağdıç odasında kahvaltı yapan damat ve davulcular harmana çıkar halaylar çekilir, sonrada kız evine gelin çıkarmaya gidilirdi. Yenge eşliğinde çarşaf giyen düğüncü hanımlar atlara biner gelini alırlardı. Gelinin çarşafı diğer hanımlarınkinden farklı renkte kırmızı olurdu genelde. Gelini alan alay ilahiler oyun havalarıyla damat evine gelirken mahallerde sokaklara cağ (uzun ağaç) tutularak alayın önü kesilir oğlan vekili olan düğün ağasından çocuklar bahşiş isterlerdi, itiraz ederse vekili kurun a (içi su dolu hayvanların su içtiği yalak) basarak cezalandırırlardı. Bu tür cezalar pekte uygulanmazdı düğünde en zor işler vekil ve sağdıçlara düşerdi mesela gençlerden biri damadın ayakkabısını yada kendisini saklarsa, sağdıcın karizma giderdi. Ama seyrekte olsa olurdu damadı kaçıran uyanık gençler yok değildi.. 

dugun1.jpg

Gelinin gireceği evin bacasında gelinin başından kıttı (leblebi) ve bozuk para atmak için bekleyen sağdıçla damat çerez mendilini bekâr gençlere kaptırmamak için çok dikkat etmek zorunda kalırlardı, zira mendi kaptıran sağdıç ceza olarak bahşiş verirdi. Gelin eve girerken geçeceği kapının önüne Hatricek konurdu (tandırların üzerinde yemek pişirmek için konulan demirden yapılmış katlanır bir eşya) gelin onu kaldırır kenara koyarsa tertipli, hamarat olduğunu gösterirmiş.

Gelin kapıdan girerken bacada bekleyen damat mendildeki para ve leblebileri boşaltır, orda hazır bekleşen çocuklar kapışırlardı. Gelin eve girdikten sonra mevsime göre hava durumuna göre tahta sofralar harmanlara bahçelere ya da odalara kurulur bütün misafirlere yemek ikramı yapıldıktan sonra oynamak için harmana dönülürdü. Kadınlar oynayanları seyretmek için görünmeden bacalara çıkar gizlice seyrederlerdi düğünü. Düğün yemeğinden sonra uzak köylerden gelen misafirler akrabalık ahbaplık durumunda gözetilerek köylüler tarafından kendi evlerine davet edilir dönecekleri vakte kadar ağırlanılırdı kalabalığa göre bazen bir evde onlarca misafir bile olurdu

Gerdek Yemeği

Düğün eğlenceleri yatsıya kadar devam ederdi. Yatsı namazından sonra sağdıç damadı gelinin ve yengenin bulunduğu odaya sokar,iyi dileklerini bildirdikten sonra Gelini sana seni de Allah’a emenate ediyorum diyerek yengeyi de alır dışarı çıkar bir müddet dışarıda dolaştıktan sonra gelin odasının kapısını yoklar, damat içerden ben razıyım Allah da senden razı olsun cümlesinden sonra vazifesini yapmış olmanın verdiği huzurla düğün evine gelir ceketini çıkarıp, duvara asınca odadakiler her şeyin yolunda olduğunu anlar ve gönül rahatlığıyla kız evinden gelen çörek katmer helva ve düğünden arta kalan yemeklerden mükellef bir sofra kurulur. Bir sinide gelinle damada hazırlanıp bir tepsi baklavayla birlikte gelin odasına yenge tarafından bırakılır yenen bu yemeğe gerdek yemeği denirdi. Bu yemekte düğünün stresi yorgunluğu biraz olsun atılmış olurdu. Sabah kahvaltısı yapıldıktan sonra gelininin el öpme töreni başlardı. Yenge gelini hazırlar süsler ve el öpeceği mekâna götürürdü. Evin ortasındaki direğe bir yastık bağlanırdı gelin yorulunca yaslansın diye. Gelinin beline bir işlemeli ceplik bağlanırdı içine leblebi ve kuru üzüm konur tebrike gelen kadınların çocuklarına gelin ikram ederdi. Büyük küçük ayrılmaz uzatılan el gelin tarafından öpülürdü. Çocuklar için eğlenceli olurdu bu merasim hem ellerini öptürüyor hem de çerez alıyorlardı. Çünkü bu merasimle birlikte düğünde bitmiş sayılıyordu.

Son söz hep şu oludu:

"Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetimize"

Mehmet Özkan

Kemah Tan Köyünden

 

Bu haber toplam 7727 defa okunmuştur
YORUMLAR
Mahalle
Yukarı
Bu tanlılar bi de oynamak bilselerdi azcuk..düğün bişeye benzerdi; ama nerde çamur çıynarlardı hep..şimdiki gençlere söz yok
07 Kasım 2013 Perşembe 17:28
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA