• İstanbul17 °C
  • Erzincan10 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Kültürümüzde Kâbe Tasvirli Çini Panolar

03 Ekim 2018 Çarşamba 13:35

cezri-kasim-pasa-camiinin-vgm-muzesinde-sergilenen-orjinal-cini-panosu-(vgm-arsivi).jpg

Eyüp Sultan’da Yavuz Sultan Selim Dönemi Bir Cami ve Bünyesinde Barındırdığı Kâbe Tasvirli Çini Pano…
 
Kâbe tasvirli çini panolarının varlığından, ilk defa Mehmet Nermi Haskan’ın  Eyüpsultan Tarihi[1] isimli eserinde bir konuyu araştırırken haberdar olduk. İlginç bulduk, fakat üzerinde fazla durmadık. Tabi bu arada tarihi camilere gittiğimizde acaba izlerine rastlayabilir miyiz düşüncesiyle etrafımıza bakındık durduk. Lakin bir emare bulamadık. Ta ki bahse konu kitapta rastladığımız çini pano hakkında araştırma yapıp bir şeyler yazmaya karar verene kadar. Konu hakkında kısa bir inceleme yaptığımızda ne kadar derinlikli, zengin ve bir o kadarda zor iş üstünde olduğumuzu anladık. Konu geniş, uzun bir çalışma ve iz sürme süreci gerektiriyordu. Bizim ise imkânlarımız kısıtlıydı. Bir yerden başlamalıydık ve tabi ki o yer, bizim mahallemiz olmalıydı. Öyle de oldu. Eyüp Sultan’da, 16. Yüzyıl mimarisinin nadir örneklerinden olan ve Cezri Kasım Paşa Cami içerisinde bulunan Kâbe tasvirli çini pano ile bismillah dedik…
 
Kudsiyeti ile ilgili Kur’an-ı Kerimde pek çok ayet-i kerime bulunan[2] ve Müslümanların kıblegahı olan Kâbe-i muazzamanın önemine sanırım değinmeye gerek yok. Bu, zaten bilinen bir gerçek… Kâbe tasviri, kadim zamandan beri ziyadesiyle kültürümüzde yer alır. Kimi minyatürlerde,[3] tablolarda,[4] gravürlerde,[5] el yazması kitaplarda,[6] hac ile ilgili risalelerde,[7] 15.-16. yy. halılarında, müstakil bazı tablolarda ve kimi objelerde izine rastladığımız Kâbe tasviri, yüzyıllarca tahribata uğramadan korunabildiği için daha ziyade camilerde, çini üzerine işlenmiş olarak görülüyor. Bu alanda derli toplu ilk ve en önemli çalışmayı yapan Sabih Erken, 1970’li yıllarda kaleme aldığı “Türk Çiniciliğinde Kâbe Tasvirleri” [8] isimli makalesinde, Kâbe tasvirli çinileri 35 adet civarında tespit etmiş. Bunların bir kısmının Türkiye’de, bir kısmının da, İngiltere,[9] Fransa, [10] Mısır, [11] Yunanistan,[12] Almanya [13] gibi ülkelerin müzelerinde bulunduğunu yine Sabih Erken’den öğreniyoruz. Müzelerin dışında çeşitli vesilelerle şahısların koleksiyonuna geçen Kâbe tasvirli çinilerin bulunduğunu da zikretmeliyiz. Milletimize ait olan bu eserlerin nasıl olup da dünyanın dört bir yanına dağıldığını, koleksiyonerlerin eline geçtiğini anlamak, kabullenmek mümkün değil!
 
Sabih Erken’in adı geçen makalesinde bildirdiğine göre İstanbul ve Anadolu’da Kâbe tasvirli çinilerin bulunduğu yerler şöyle; İstanbul Ayasofya Camii’nde (1643), Topkapı Ahmet Kütüphanesi’nde, Topkapı Sarayı Çini Seksiyonunda, Türk ve İslam eserleri müzesinde, Topkapı sarayı Harem dairesinde, Üsküdar Solak Sinan Cami mihrabında, Eminönü Rüstem Paşa Cami son cemaat yerinde, Yeni Cami, kubbeyi taşıyan paye üzerinde, Eyüp Sultan, Cezri Kasım Paşa Camii pencere üstünde (1726), Hekimoğlu Ali Paşa Camii kıble duvarında (1734) Anadolu’da; Kastamonu Küre, Hoca Paşa Camiinde, Niğde Murat Paşa Camii’nde, Kütahya Ulu Camii’nde ve Bursa müzesinde. Bazı müzelerden birden fazla eser olduğunu da belirtmekte yarar var.
 
Yazıyı kaleme almaya karar verdikten sonra İstanbul’da bulunan Kâbe tasvirli çini panoların bulunduğu bazı mekânları ziyaret ettik. Yeni Cami ve Rüstem Paşa Camileri restorasyonda olduğu için çini panoları göremedik. Üsküdar, Solak Sinan Paşa Camii’ndeki çini panoyu, yerinde görmek üzere Mustafa Yıldırım Bey'in mihmandarlığında bir ziyaret gerçekleştirdik. Ancak bu ziyaret namaz vakti dışına denk gelmişti. Namaz vakitleri dışında cami kapalı olduğu için pencereden bakıp tespit etmemize rağmen çini panonun fotoğrafını çekemedik. Yine Mustafa Yıldırım Bey'in yardımıyla cami görevlilerine ulaşıp fotoğraflarını rica ettik. Var olsunlar, talebimizi kabul ettiler ve fotoğraflayıp bize gönderdiler. Buradaki 26 x27 cm. ebadındaki Kâbe tasvirli çini pano mihrabın sol tarafındadır. Mihrabın sağ tarafında ise yine aynı ölçülerde “Kadem-i Saadet” yer alıyor. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) altından ayak izi, kadem-i saadet olarak bilinir. Mukaddes emanetler arasındadır ve aslı Topkapı Sarayı Müzesi Hırka-ı Saadet dairesinde saklanır.  Panolar 1993 yılı restorasyonundan evvel mihrabın içinde bulunuyormuş.[14] Daha sonra şimdiki yerlerine yapıştırılmış.16. Yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen caminin ilk hâlinden eser kalmamış. Haziresinde kalan birkaç mezar taşı, duvarındaki tarih kitabesi, Kâbe tasvirli çini pano ile kadem-i saadet çini panonun günümüze ulaşması yüreğimize biraz olsun şu serpti ve teselli kaynağı oldu.
 
Solak Sinan Paşa ziyaretimizin ardından soluğu Hekimoğlu Ali Paşa Camii’nde aldık. Zira kaynaklar Kâbe tasvirli çini panolardan birinin de bu camide olduğunu bildiriyordu. Tariflerin ışığında camiye vardık. Fazla zahmet çekmeden çini panoyu bulduk. Mihrap ve minber arasında kalan bölümdedir. 25x25 ebadında 16 parça çiniden oluşan Kâbe tasvirli çini pano yaklaşık 100x100 cm ölçülerindedir. Derinlik ve gölge-ışık uygulamaları ile dikkat çekiyor.[15] Caminin ilk yapımına tarihlendirilebilir. (1734-5) Çini işlemelerin yoğun olarak görüldüğü camide Kâbe tasvirli panonun varlığını günümüze kadar sürdürmesine sevinmemek mümkün değil!
 
Erken dönem Kâbe tasvirli çinileri incelediğimizde kompozisyonların gayet sade ve basit olduğunu görürüz. Tasvirler, üç boyutlu olmayan, resmi hatırlatmayan bir takım şemalardan ibarettir.  Bunun sebebi Müslümanların resim sanatına pek sıcak bakmamaları ve bu sanatta bir takım kısıtlamalara gitmeleridir. Nitekim bu anlayışın bir yansıması olarak 15. ve 16. yüzyıl halılarında görülen Kâbe motifleri, 17. Yüzyılın başlarında Kâbe tasviri ayaklar altında çiğnendiği gerekçe gösterilerek yasaklanmıştır.[16]  18. Yüzyıldan itibaren resim sanatına ilginin yoğunlaştığı, kısıtlamaların gevşediği bunun yansıması olarak da bu alanda farklı açılımların geliştiği görülür.  Bunun izlerini Kâbe tasvirli çini panolarda da hissedebiliyoruz. Bu döneme ait önemli örneklerden biri de Eyüp Sultan semtimizde bulunan Cezri Kasım Paşa Camiinde yer alır. İstanbul’da dahi sınırlı sayıda bulunan Kâbe tasvirli çini pano’dan Eyüp Sultan semtinde başkaca bir camide bulunmuyor. Hem Eyüp Sultan’da bulunan yegâne Kâbe tasvirli çini pano olması hem de tasvirli çini geleneğinde bir dönemi en iyi şekilde yansıtması bakımından önemli bir örnekle karşı karşıyayız.
 
Cezri Kasım Paşa Camii; Eyüp Sultan’da, Zalpaşa Caddesi üzerindedir. 1515 tarihlerinde Kubbealtı vezirlerinden Cezri Kasımpaşa tarafından inşa ettirilmiştir. Paşa’nın “Safi” mahlasıyla şiirleri de vardır. Kasımpaşa, 950/1543 yılında vefat etmiştir.  Mehmet Nermi Haskan’ın bildirdiğine göre kabri, Bursa Emir Sultan Türbesi içerisindedir. Bir rivayete göre ise Bursa’daki medresesi yanına gömülmüştür. [17] Paşa’nın Cağaloğlu Meydanı’nda aynı isimli bir camisi daha vardır. Yapının, Yavuz Sultan Selim dönemi mimarisini yansıtması bakımından Eyüp Sultan’daki camiler içinde apayrı bir yeri vardır. Mimarının, devrinin en büyük mimarlarından Acem Ali olduğu söylenir. Yavuz Sultan Selim Camii'nin de mimarı olarak bilinen Acem Ali, Osmanlı'nın en kıymetli mimarlarından olup Safevi Devleti'nde “üstadların nazırı” olarak tanınırmış.[18]
 
Orta ölçekte bir haziresi de bulunan caminin minaresi taştandır. Şerefe çıkması istiridye kabuğu biçimindeki süslemeleriyle dikkat çeker. Biçim ve ölçüleri bakımından Sultanahmet’teki Fîruz Ağa ve Fâtih’teki İskender Paşa camilerine benzetilir. Çok büyük ölçekte olmamasına rağmen mimarisindeki sadelik ve ciddiyet hemen fark ediliyor. Ancak Şehir meydanından biraz uzakta olduğu ve ana cadde üzerinde bulunmadığı için pek çoğu tarafından bilinmez. Cami bilinmediği içinde bünyesinde barındırdığı Kâbe motifli Çini panoyu da kimse fark edemez. Zaten bu tür konularla mahalle halkı pek ilgilenmez. Ancak erbabı ve alakalı olan araştırmacılar farkına varır bu tür inceliklerin. Ayrıca insanlar sürekli gördüğü şeylere karşı pek ilgi duymaz. Zamanla en güzel, en harikulade bir esere de kayıtsız kalabilirler. Bu pek çoğumuz için geçerlidir.
 
Sabih Erken’in verdiği bilgiler ışığında Cezri Kasım Paşa Camii’nin cümle kapısından içeri giriyoruz. Mihrabın sağında ve minberin hemen solunda, pencerenin üst kısmında bulunan çini pano ile karşılaşıyoruz. Evet, tariflere uyuyordu. Ortasında Kâbe tasvirinin yer aldığı rengârenk çini pano önümüzde duruyordu. Üç parçadan oluşan taç şeklindeki alınlıkta  Lâ ilâhe illallah Muhammeden Resûlullah.” İbaresi hemen göze çarpıyor. Biraz yakından baktığımızda Çininin sol üst köşesinde ustanın imzasını görüyoruz:”Sahibü’l hayrat vel hasenat, İznikli Osman Bin Ahmed 1138 (1726)  Çinili mihrabın üst kısmında 10x10 cm. ebadında, müstakil olarak yine bir çini üzerinde de aynı tarih vardır. Muhtemelen mihrap çinileri de, Kâbe tasvirli pano’da aynı usta elinden çıkmış ve caminin ilk yapımından yaklaşık iki asır sonra, bir tamir esnasında buraya uygulanmıştır.
 
Ancak ortada garip bir durum vardı. Çini pano bahsedildiği gibi hiçte iki asırlık gibi görünmüyordu. Renkler olağanüstü canlıydı. Çiniler daha dün fırından çıkmış havası veriyordu. Panonun kenarlarını çevreleyen ve yakın zamanda uygulandığı anlaşılan beyaz alçı sıva şüphelerimizi iyice artırmıştı. Daha yakından incelediğimizde, panonun alt kısmında yer alan H.1138/ 1726 tarihinin altında bir tarihin daha olduğunu fark ettik. H.1427/2006 artık şüphemiz kalmamıştı. Bu bir imitasyondu. Yani aslına benzetilerek yapılmış bir kopyadan ibaretti. Ayrıca panoların sayısı ve ölçüleri de Sabih Erken’in verdiği bilgilerle örtüşmüyordu. Erken, buradaki panoların 25x25 ebadında 6 parçadan oluştuğunu bildirirken karşımızdaki pano ölçüleri birbirini tutmayan 12 parçadan oluşuyordu. Soluğu caminin hemen yanı başında bulunan çay ocağında aldık. Oradaki görevli amcamızdan çinilerin akıbetini sorduk. 30 yıldır burada esnaflık yapan amcamız, üzülerek çini panonun 2003 yılında çalındığını, daha sonra yurt dışına kaçırıldığını, 2008 yılında ise devlet eliyle İngiltere’den geri getirildiğini ifade etti. Şu anda Vakıflar Müzesinde sergide imiş.[19] Biraz araştırdığımızda o yıllarda bu hırsızlık olayının basında geniş bir şekilde yer aldığını öğrendik.[20] Ancak biz bu vahim hadiseden nasıl haberdar olamadık? Anlamak mümkün değil! Eyüp Sultan’da bulunan yegâne çinili çeşmenin, çini panolarının da aynı akıbete uğradığını daha evvel bir yazımızda ele almıştık.[21]
 
Sabih Erken, buradaki Kâbe tasvirli çini panonun yorumunu şöyle yapar:Kirli yeşil renkte zemin üzerine yapılmış olan Kâbe ve revaklar ile diğer binalarda görülen perspektif anlayış artık olgunlaşmış bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Çevrede bulunan binalar ve bu binalar arasında kurulmuş olan büyük çadırlar, çiniye minyatür resmi havası vermektedir. Şimdiye kadar görmüş olduğumuz Kâbe tasvirlerinde şematizm hâkim iken, burda resme bir canlılık ve realizm girmiş bulunmaktadır. Bütün şekiller hakikate daha yakındır. Fakat tüm olarak kompozisyonun anlaşılması daha güç ve karmaşıktır…”[22]  Mehmet Nermi Haskan, adı geçen eserinde Cezri Kasım Paşa Cami içerisinde yer alan Kâbe tasvirli çini panonun menşei ve kültür tarimiz açısından önemini şu cümlelerle dile getiriyor: Bu güzel çiniler, Nevşehirli İbrahim Paşa’nın sadaretinde İznik’te veya Tekfur Sarayında, Türk Çiniciliğinin ihyasına çalışıldığı sırada yapılmıştır. İmzalı ve tarihli çini olarak da kıymetli bir vesikadır.” [23]
 
Bilindiği üzere 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in halifelik makamına getirilişinden 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Osmanlı kutsal topraklara büyük ehemmiyet vermiş, buralara hizmeti şeref addetmiştir. Bu sebeple Osmanlı hükümdarları “Hâdimü’l-Haremeyni'ş-şerîfeyn” unvanları ile anılmıştır. Devletin yanında milletimizde aynı hassasiyeti göstermiş, büyük bir muhabbet besleyerek bu mübarek beldeleri görmek onda adeta tutku haline gelmiştir. Şayet gidip göremese de sevgisini, gönül bağını, işlediği sanat eserlerinde dillendirmiş, özlemini adeta bu eserlere nakşetmiştir. İşte bu sanat eserlerinin bir çeşidi belki de en önemli çeşidi de Kâbe tasvirli çini panolardır. Gerek dönemleri itibarıyla çinicilik ve tasvir sanatımızın geçirdiği evreleri takip etmek açısından gerekse bir folklor malzemesi olarak Kâbe tasvirli çini panoların önemi göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. Zaten sınırlı sayıda olan, oraya buraya dağılmış vaziyette bulunan, gün geçtikçe azalan eserlerden geride kalanların özenle korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması önem arz etmektedir. Bu vesileyle bahse konu Kâbe tasvirli çini panoyu müze de değil de, olması gereken yerde, yani Eyüp Sultan, Cezri Kasım Paşa Camii’nde görmek istediğimizi belirtelim…
 
 
DİPNOTLAR:

[1] Mehmet Nermi Haskan, Eyüpsultan Tarihi, Eyüp Bel. Yay. İstanbul, 2009, s.52.
[2] Sure-i Âl-i İmrân 3/96; el-Bakara 2/125-127; el-Hac 22/26; el-Hac 22/27-29.
[3] TSMK, Hazine, nr. 1222, vr. 189., Sadettin Ünal, Kabe, TDVİA, Türkiye Diyanet Vakfı Yay., İst., 2001, c.24., s.21.
[4] Süreyya Serbest koleksiyonu, Sadettin Ünal, Kabe, a.g.a., c.24., s.19.
[5] Berthauld, Sadettin Ünal, Kabe, a.g.a., c.24., s.20.
[6] Chester Beatty Library, nr. 443, Sadettin Ünal, Kabe, a.g.a., c.24., s.22.
[7] MÜİF Ktp., Yazma nr. 216, Sadettin Ünal, Kabe, a.g.a., c.24., s.23.
[8] Sabih Erken, “Türk Çiniciliğinde Kâbe Tasvirleri”, Vakıflar Dergisi IX: 1971, s. 297-319.
[9] Londra, Victoria Albert Müzesi, Sabih Erken, a.g.m., s.303.
[10] Paris, Luvr Müzesi, Sabih Erken, a.g.m., s.303.
[11] Kahire Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Kahire Arap Müzesi, Sabih Erken, a.g.m., s.306-307.
[12] Atina Benaki Müzesi, Sabih Erken, a.g.m., s.310.
[13] Berlin, Staatliche Müzesi, Sabih Erken, a.g.m., s.312.
[14] Oğuzhan Sezer, Üsküdar, Sinan Paşa ve Solak Sinan Camileri, Bitirme Çalışması, s.16, academia.edu, Erişim Tarihi: 30.07.2018
[15] Ahmet Vefa Çobanoğlu, Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi, TDVİA, Türkiye Diyanet Vakfı, İst. 1988, cilt, 17, s. 170.
[16] Sabih Erken, a.g.m., s.297.
[17] Mehmet Nermi Haskan, a.g.e., s.52.
[18] Belkıs Kamut Aktürk, Cezeri Kasım Paşa Camii’nin canisi şair mimarı üstad. ahaber.com.tr. Erişim Tarihi:14.07.2018
[19] Vakıflar Genel Müdürlüğü Müzesi, vgm.gov.tr. Erişim Tarihi:14.07.2018
[20] Cezeri Kasımpaşa Camisi'nden 500 milyarlık çini çalındı, hurriyet.com.tr. Erişim Tarihi:14.07.2018
[21] Nidayi Sevim, İstanbul'un Yegâne Çinili Çeşmesi'ni Alelade Fayanslarla Kaplamışlar, dunyabizim.com, Erişim Tarihi:14.07.2018
[22] Sabih Erken, a.g.m., s.314-315.
[23] Mehmet Nermi Haskan, a.g.e., s.54.
 
Not: Bu yazı Ağustos 2018 sayısında Divanyolu Dergisinde yayımlanmıştır.
 
emionu-rustem-pasa-camii-kabe-tasvirli-cini-pano-(turkiye-diyanet-vakfi-arsivi).jpg

 

Bu yazı toplam 220 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA