• İstanbul14 °C
  • Erzincan2 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Mekanların hakkını vermek gerek

21 Eylül 2014 Pazar 15:11
dsc03449.jpg
 
Şeyhülislâm Mustafa Efendi Tekkesi…

Eyüp’te son yıllarda birçok tarihi eser restore edildi. Bunların içinde hatırı sayılır miktarda tekke ve medrese var. Hatuniye Tekkesi, Bahariye Mevlevihanesi, Sertarikzade Tekkesi, Afife Hatun Tekkesi, Şeyh Murad Buhari Tekkesi ve Caferpaşa Medresesi ilk aklıma gelenler. Bunların bir kısmı Eyüp Belediyesi tarafından işletiliyor. Bir kısmı da vakıf ve derneklere tahsis edilmiş durumda. Bu mekânların bazıları maalesef tekke kültürüyle, medrese adabıyla alakası olmayan bir biçimde faaliyet gösteriyor. Asıl olan bu vakıf eserlerinin mimari yönden ihya edildiği gibi işlevsel yönden de amacına uygun olarak kullanılması değil mi?! Bu minvalde M. Şevket Eygi bir yazısında şöyle diyor:“Vakıflar idaresi eski tekkeleri, medreseleri restore ediyor ve bunlar, kafiyelerdeki şartlara riayet edilmeksizin birtakım derneklere, vakıflara veriliyor. Bir bina tekke olarak vakf edilmişse tekke olarak kullanılacaktır. Bir medrese binasında din ilimleri okutulup icazetli hoca yetiştirilecektir. Bir Darülhadîste yüksek seviyede hadis eğitimi ve araştırmaları yapılacaktır. Tekke, medrese, darülhadîs, imaret gibi vakıf binaları, ancak ve ancak vakfiyelerindeki şartlara göre kullanılabilir. Öyle rastgele alakasız derneklere verilemez. Vakıflara, vakfiyelere riayet edilmezse sille iner, tokat yenir.”
 
Nakşibendîliğe bağlı bir Tekke olarak biliniyor…
 
Yazımızda geçtiğimiz yıllarda faaliyete başlayan ve vakıf amacına uygun hizmette bulunduğuna inandığımız Şeyhülislâm Mustafa Efendi Tekkesinin hikâyesine kısaca değinmeye çalışacağız. Nişanca semtinde, Baba Haydar camisinin hemen ilerisinde yer alan tekkenin bânisi Feyzullah Efendi Zâde, Şeyhülislâm Seyyid Mustafa Efendi’dir. Şeyhülislam Tekkesi Mescidi olarak da bilinir. 18. yy’da yapılan en nadide ve güzel eserlerden biri olarak nitelendiriliyor. Kesme küfeki taşıyla inşa edilen giriş kapısının basık kemeri üzerinde tekkenin inşa tarihi (1157 - 1744) olarak verilmiş. Metin, Kâtib-zâde Mehmed Refî Efendi hattı ile hazırlanmıştır. Ta‘lik hatlı bir manzum kitâbedir. Şairi ise Bosnalı Halis Mehmed Efendi’dir. 1744’te yaptırılan tekke’ye bâninin oğlu Kazasker Seyyid Abdullah Efendi mescid-tevhidhâne ve minber ekleyerek bu mekânı camiye dönüştürmüş, ortadan kalkmış bulunan ahşap harem binası da XIX. yüzyılın ikinci yarısında yeniden inşa edilmiştir. Nakşibendîliğe bağlı şekilde faaliyete geçen tekke sonuna kadar bu özelliğini korumuştur. İlk postnişin Tokatlı Şeyh el-Hac Mûsâ Efendi’dir (ö. 1160-1747) Kabri Tekke’nin hemen aşağısındaki hazirededir. Mûsâ Efendi’den sonra birçok şeyh efendinin hizmette bulunduğu Tekke de son olarak Halvetîliğin Uşşâkī kolundan hilâfeti olduğu anlaşılan Şeyh Ali Efendi, oğlu Şeyh Mehmed Hasib Efendi (ö. 1890) ve torunu Şeyh Mehmed Râsih (Kartal) Efendi görev yapmıştır.
 
Semahane ve derviş hücrelerinin bulunduğu kargir bina, geniş bir alanın ortasındadır. Dış avlu kapısından geniş avluya girilir. Bu ön avlu geçilerek tekke’nin kapısına gelinir. Kesme taştan yapılmış bu yüksek kapının sol tarafında Nakşî taçlı iki adet mezar taşı yer almaktadır. Bunlardan biri Behçet Ali el-Konevi’ye ait. Üzerinde Mehmed Emin Efendi hattı ile yazılmış şu ifadeler yer alıyor:
 
Haze’l-kabr’il-merhumü’l-mağfur
El-Hacc eş-Şeyh Hafızu’l-Kur’an
Ali el-Uşşaki En-Nakşibendî evlad-ı
Al-i Hüsyni hülefa-i men
Hazret-i Behçet Ali el-Konevi
Kuddise sırruhu’l-veli el-Fatiha
1279-1862
 
Diğer mezar taşı ise Ali el-Uşşaki el-Nakşibendî Efendi’ye ait. Kitabesinde şu ifadeler yer alıyor:
 
Es-seyyid Eş-Şeyh Mehmed Hasib Efendi bin
eş-Şeyh Es-seyyid Ali el-Uşşaki
el-Nakşibendi Efendi (1308-1891)
 
40 yıl çöplük olarak kaldı…
 
Şadırvan avlusunun ortasında sekiz yüzlü bir şadırvan bulunmaktadır. Avlunun dört tarafında derviş hücreleri vardır. Bugün hafızlık yapan öğrenciler buralarda ders çalışıyor. 26 kubbesi vardır. Bazı önemsiz tâdilât hariç özgün haliyle XX. yüzyıla ulaşan tekke zamanla harap olmuş, 1970’lerde Vakıflar Genel Midirliğü’nce esaslı bir onarıma tâbi tutulmuş, ancak yeni bir işleve tahsis edilmediğinden bazı şahıslarca işgal edilmiş 2000’li yıllara gelindiğinde yapı madde bağımlılarının mekânı haline gelmiştir. 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü oluru ve bir sil toplum kuruluşunun girişimiyle tekrar restorasyona alınmış an itibarıyla hafız-ul kurra yetiştiren bir hüviyete kavuşmuştur. Tekke’nin inşasında I. Mahmud döneminde Osmanlı mimarisinde hâkim olmaya başlayan barok üslûp yerine klasik üslûbun tercih edilerek yaşatılması dikkat çekicidir. Şeyhülislâm Mustafa Efendi Tekkesi, bu yönüyle Osmanlı mimarisinde klasik çizgiyi temsil eden son yapılarından biri olarak önemli bir yere sahiptir.
 
Çıkmış İslam bülbülleri, öter Allah deyu deyu… 
 
Zaman zaman Eyüp’te onarım gören tarihi eserleri ziyaret ederim. Çalışmalar ne aşamada? Bir ilerleme kaydediliyor mu? diye merak ediyorum. Hatırladığım kadarıyla 2008 yılıydı. Altı ayda bir olsa da Şeyhülislâm Mustafa Efendi Tekkesine yine uğradım. Şantiye’de görevli arkadaş ısrarlarıma dayanamayıp malumat verirdi. Mesela yaklaşık otuz yıl atıl kalan bu mekândan 500 kamyon çöp ve molozun çıkmasını hiç unutmam. Ve ne kadar feci bir dönemden geçtiğimizi düşünürüm. Hatırı sayılır bir meblağla hayata geçirilen bu mekânın finansmanı tamamen samimi ve duyarlı müminlerin katkısı ile mümkün oldu. Bedenen yapılan fedakârlıkları hiç hesap etmiyorum. Zira bahsettiğimiz çöp ve molozlar kamyonlara gönüllü insanlar tarafından bedelsiz yükleniyordu. Devlet sadece enkaz halindeki yeri teslim etmişti. Buna da şükür. Sabırla çekilen sıkıntıların, yorucu ve uzun bir sürecin sonunda Allah yardımını eriştirdi. Şimdi hafız adayları kuşlar gibi cıvıldıyor bu cennetten inme Eyüpsultan’ın sessiz köşesinde. Hafızlık yapan bir kardeşime şöyle dedim:”Dünyanın bütün rütbelerinden üstün bir rütbeniz olacak. Umarım bunun farkındasınızdır.” O ise tebessüm ederek önüne baktı… Böyle güzellikler meşherini görmek istiyorsanız biraz zahmete katlanmalısınız. Eyüpsultan merkezden on dakikalık bir mesafede olan tekkeye ulaşıp biraz nefeslendikten sonra tepede sizi Şeyh Murad Buhari Tekkesi, Abdülmecid Sivasi Türbesi gibi başka sürprizler de bekliyor…
 
Not:Bu yazımız www.dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır...

 
 

 

Bu yazı toplam 1088 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA