• İstanbul19 °C
  • Erzincan8 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Milli Hâkimiyet Bize Ne Söyler

02 Eylül 2015 Çarşamba 14:13
milli-hakimiyet.jpg

Milli Hâkimiyet Bize Ne Söyler…

Eyüp Belediyesi, Cafer Paşa KültürMerkezi’ndeki etkinliklerine ara vermeden devam ediyor. 28 Ağustos 2015 Cuma akşamı yapılan etkinlikte duygulu anlar yaşandı… İşte izlenimlerimiz...
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 93’üncü yıldönümü münasebetiyle Eyüp Belediyesi Kültür Müdürlüğü ile Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen konferansın konuşmacısı Yalova Üniversitesi öğretim üyesi ve TYB İstanbul Şubesi Tarih Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Recep Çelik idi. Programı şair Yusuf Dursun şiirlerle takdim etti. Recep Çelik,“Milli Hâkimiyet Bize Ne Söyler” başlıklı konuşmasına 1071 Malazgirt Zaferinin önemine değinerek başladı. 26 Ağustos 1071’de kefen giyip “bugün var veya yok olma günüdür” diyerek ordunun başında ileriye atılan Sultan Alparslan ve komutanlarını anlamadan 30 Ağustosu tam manası ile idrak edemeyeceğimizi dile getirdi. Çelik, Büyük Taarruz’unda yine bir var olma ve yok alma savaşı olduğunu,  savaşın kazanılmasında milletçe et-tırnak misali birlik olmanın önemine değinerek “Geçmişte meydana gelen önemli tarihsel gelişmeleri görmeden, 30 Ağustos’un anlaşılamayacağını tarihi iyi okumalı ve günümüzde yaşanan olayları iyi değerlendirmeliyiz” dedi.
Anadolumuzun jeopolitik, jeostratejik açıdan tarih boyu önemini hep koruduğunu bu sebeple 11 kez haçlı seferine maruz kaldığını her seferinde de püskürtüldüğünü ifade ederek. Bugünde sürecin devam ettiğini emperyalist zihniyetin farklı kılıklara bürünerek Anadolu muz üzerinde operasyonlar, ameliyatlar yapmaya çalıştığını anlattı. Çelik:”Bugün bizler piyonlarla uğraşıyoruz fakat dünya sisteminde üst akıl, ortak akıl ve birde taşeron akıllar vardır. O üst akıl İngiltere’dir. Ortak akıl, ABD, Almanya, Rusya, İsrail ve Çin’dir. Taşeronlar ise bildiğiniz gibi sürekli değişebiliyor. Yüzlerce yıldır milleti Sadıka olarak bilinen insanlara ne oldu da geçtiğimiz yüzyılın başında ifsad oldu, bölücü ve yıkıcı faaliyetler içerisine girdi? İncelediğinizde bu üst akılın organizasyonu olduğunu anlıyorsunuz. O gün bladi sitte diye bilinen bugün 20 şehrimizi oluşturan bölge birilerine vaat edilmişti. Bugünde etrafımızda cereyan eden olayların arka planında bu Üst akıl ve ortak akıl’ın birlikte hareket ettikleri bilinmelidir. Film aynı aktörler değişiyor.”dedi.
Hâkimiyetin kaynağının millet olduğuna, ayrıca sivil toplum hareketinin ve dayanışmanın önemine de dikkat çeken Çelik, “Bunun en güzel örneği, o dönemde halk tarafından gönüllük esasına dayanarak oluşturulan Kuvayı Milli gruplardır. Bu gruplar düzenli ordunun kurulmasına kadar düşman kuvvetlerine karşı bölgelerini savunmuş, önemli yaralılıklar göstererek hayati başarılara imza atmışlardır. Direniş hareketlerinin öncüleri bazen Sütçü İmam gibi bir Esnaf bazen bir Müftü Efendi bazen de adı sanı duyulmamış bir yöre sakini olabiliyordu” ifadelerini kullandı. Osmanlı Devleti’nin emperyal bir devlet olmadığının özellikle bilinmesini, İmparatorluk kavramının bu üst akıl tarafından bize yakıştırıldığını da kaydeden Çelik şunları da aktardı: “Osmanlı Devleti arşivlerde Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye diye geçer çünkü Osmanlı Devleti bir imparatorluk değildir. Eğer öyle olsaydı İngiltere’nin ve Fransa’nın izlediği sömürü politikalarını izlerdi. Bir zamanların Osmanlı hâkimiyeti altında olan bölgelere gidin bakın hepsi kendi dillerini konuşur ve dinlerini yaşar. Oysa bu emperyalistlerin çöreklendiği yerlerde çok kısa bir süre içinde ülkenin dili ve dini üzerinde çalışmalar yapılır. Unutturulur ve yok edilir. Fetihler ise bir işgal değil Allahın dinini yeryüzüne hakim kılma, insanları zulümden baskıdan kurtarma düşüncesinin yansımasıdır”dedi.
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin 7 değil en az 14 cephede savaştığını, Kimsenin Azerbaycan, Dobruca, İran ve Bakü cephelerinden söz etmediğini, yine 1915 te Çanakkale’de her şeyin bitmediğini 1916 yılına kadar savaşın yer yer devam ettiğini bu esnada binlerce öğretmen ve öğrencinin şehid olduğunu, o yıl liselerin mezun veremediğini de hüzünlü bir şekilde dinleyicileri ile paylaştı. Çelik, final cümlesinde:”Bir nesil bizim için, bu topraklar uğruna kendini hayatının baharında feda etti. Allah o günleri bir daha göstermesin. Bunun kıymetinin iyi idrak edilmesi gerektir. Aksi büyük vebaldir” dedi. Program, TYB Yönetim Kurulu üyesi Muzaffer Doğan’ın Sultanuşşuara Necip Fazıl Kısakürek’in “Sakarya” şiirini okumasıyla son buldu. Etkinlik kapsamında ayrıca 1919-1922 yıllarına ait fotoğrafların yer aldığı bir sergide bulunuyor...

http://www.tyb.org.tr/tyb-istanbul-subesi-milli-hakimiyet-bize-ne-soyler-21566h.htm

Bu yazı toplam 825 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA