• İstanbul19 °C
  • Erzincan20 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Muharrem Ayı Orucu Başlıyor
18 Aralık 2009 Cuma 00:00

Muharrem Ayı Orucu Başlıyor

 Muharrem ayı orucu 17 Aralık Perşembe günü başlıyor. Konuyla ilgili olarak basın toplantısı düzenleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi Başkanı Sadık Düzgün,

 

Muharrem ayı orucu 17 Aralık Perşembe günü başlıyor. Konuyla ilgili olarak basın toplantısı düzenleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi Başkanı Sadık Düzgün, bu ayı dolu dolu yaşayacaklarını ifade etti.

Muharrem Orucu hakkında bilgi veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi Başkanı Sadık Düzgün, “Bu ayda oruç tutmak, başta Hz. İmam Ali olmak üzere tüm on iki imamlara gösterilen sadakati davranışa dökmektir” dedi.

Muharrem ayı orucu hakkında Erzincan Cemevinde bir basın toplantısı düzenleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi Başkanı Sadık Düzgün, “17 Aralık 2009 Perşembe günü itibari ile Muharrem orucunu tutmaya başlayacağız.

Muharrem ayı denildiğinde ilk akla gelen Allah rızası için tutulan oruçlarımızdır. Tarihler, bu ayın değerini, kutsallığını ve birçok peygamberin kurtuluşa ve selamete erdikleri günler olarak verirler.

Hz. Muhammed ve ondan önce gelen peygamberlerde bu kutsal ayda Allah’a şükür ve senalarını ifade etmek için oruç tutmuşlardır.

Bu ayda oruç tutmak Hz. Adem Peygamber’in tövbesine katılmak, Nuh Peygamber’i, Yunus Peygamber’i, İbrahim Peygamber’i, Eyüp Peygamber’i, İdris Peygamber’i, Musa Peygamber’i, İsa Peygamber’i ve iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa’yı anmaktır.

Onların sevgisiyle bezenmektir. Onların yolu ile Ahlâkı ile bezenmek ve ahtı vefalı olmaktır. Bu ayda oruç tutmak, başta Hz. İmam Ali olmak üzere, tüm on iki imamlara gösterilen sadakati davranışa dökmektir.

Bu ayda oruç tutmak şehitler şahı Hz. İmam Hüseyin ve ona ikrar verenlerin soylu mücadelesini yüzyıllar sonra bile inançla, kararlılıkla ve azimle yaşatmak demektir.

Kerbelâda bütün Ehli Beyt erkekleri şehit edilirken Hz. Hüseyin’in büyük oğlu İmam Zeynel Abidin sağ olarak kurtulmuştur. Hz. Peygamberimizin soyu olan imamlar ve seyitler İmam Zeynel Abidin’den devam etmiştir” diye konuştu.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi Başkanı Sadık Düzgün, “Biz aleviler; hem peygamberlerin kurtuluş ve selamete ermelerini, hem de Hz. Peygamberimizin soyunun dünyada kesilmeyip devam ettiğine, şükür ve sena olarak oruç ibadetimizi yerine getirmekteyiz ve bu nedenle on iki gün matem orucu tutmaktayız.

Aleviler, bütün insanları; Tanrı eseri diye sevmiş, eşitlik, kardeşlik, demokrasi istemiştir. Alevi; Bin defa mazlum olsan bile bir defa zalim olma diyerek her dönem mazlumun yanında yer almıştır” dedi.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Erzincan Şubesi olarak, Muharrem Orucu süresince bir takım çalışmalar yapacaklarını açıklayan Başkan Sadık Düzgün, “Vakıf olarak, Aleviliği doğru olarak anlatmakta ve Aleviliğin gereklerini yapmaktayız. Muharrem orucu boyunca her akşam oruç açma saatinde vakfımız yemekhanesinde hayırsever canlarımızın yardımları ile oruç açma yemekleri verilecektir. Yine muharrem ayı boyunca cemevimiz de cem ibadetleri yapılacaktır.

29 Aralık Salı günü saat 11 ile 14 saatleri arası Vakfımız yemekhanesinde yemek ve aşure ikramı yapılacaktır. Tüm dostları ve canlarımızı aşure günümüze davet ediyor ve diyoruz ki, ne mutlu oruç tutarak kalbini Allah ve insan sevgisi ile dolduranlara. Yüce Allah tuttuğumuz oruç ve matemlerimizi, yaptığımız tüm ibadetlerimizi kabul eylesin” diye konuştu.

Haber: Yasin Köz

 


MUHARREM VE ÂŞÛRÂ

 

Sevgili peygamberimizin Allah’ın ayı olarak tavsif ettiği ve oruç tuttuğu, kendisine hürmet edilen ve hicri yılbaşı kabul edilen önemli bir ay olan Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz. Bu ayın ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur ve barış getirmesini diliyorum. Ülkemizin terör yüzünden sıkıntılı bir dönemden geçtiği şu günlerde, bu yılki Muharrem ayının ve aşure gününün daha bir anlamlı olduğunu düşünüyorum.

                                                                                                              

Bu münasebetle, etkinliklerimizin birbirimizi anlamaya ve kaynaşmaya dönük bir çerçevede icra edilmesinde büyük yararlar olacağı kanısındayım. Evet, geçmişte çok büyük zulümler ve haksızlıklar yapıldığı doğrudur. Bunlara takılıp kalmak doğru olmadığı gibi olmamış gibi davranmak da doğru değildir. Ne var ki tarih ne övünme ne dövünme yeridir. Orada yaşanan acı tablolardan ibret alıp tekrarlanmamasına gayret edilmelidir.

 

Ülkemiz etrafının güncel Kerbelâ’larla kuşatıldığı ve ülkemize de sıçratılmaya çalışıldığı şu günlerde çok uyanık olmak zorundayız. Yeni Kerbelâ’lar yaşanmaması için birlik ve beraberliğe çok daha fazla ehemmiyet verip barış ve demokrasi zemininde hep birlikte sağlam bir duruş sergilemeliyiz.

 

Biz bugünü, 21.asrı yaşayan insanlar acılarımızı bal eyleyip ileriye bakmak zorundayız. Neticede Ehl-i Beyt sevgisi hepimizin ortak sevgisi, acısı da hepimizin ortak acısıdır.

 

Birileri bizi farklı gibi göstermeye çalışsa da, bizi yumuşak karnımızdan yakalayıp ülkemizi bölmeye çalışsa da hepimiz kardeşiz, biriz ve beraberiz.Aynı Allah'a, aynı Peygambere, aynı Kitab'a inanan; aynı kıbleye yönelen; sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan insanların, birbirlerine soğuk durmaları ve hasmane düşünceler taşıması söz konusu olamaz.Yüzlerce birimiz, birlikteliğimiz varken, birkaç ufak ayrıntıya takılarak  birbirimizi kırıp üzmemiz çok yanlış ve yersizdir.

 

Hz. Ali efendimizin buyurduğu gibi; bırakın Müslüman din kardeşi olarak birbirimizi incitmeyi, Adem kardeşi olarak diğer din mensuplarını bile kucaklayacak, yaratılanı Yaratan’dan ötürü hoş görebilecek erdemi gösterebilmeliyiz. Biz öyle bir yüce dinin mensubu ve öyle asil bir milletin mensuplarıyız ki düşmanımızın bile insan olduğunu hesaba katarak husumette aşırıya gitmeyecek; husumete vakit bile bulamayacak derecede muhabbet dostları olmak durumundayız.

 

Çünkü bizler, bu söylenenlerin sadece lafta kalmayıp, yüzlerce yıl her türden din ve ırk mensubu insanın bu coğrafyada kardeşçe, barış ve huzur içersinde yaşadığını biliyoruz. Ve yine biz, 'Yetmiş iki millete aynı nazarla bakmayan medresede müderris olsa da Hakk'a âsidir' diyen Hacı Bektaş-ı Veli'yi biliyoruz. 'Benim çadırım gökyüzüdür, içine herkesi alır.' diyen Yunus Emre'yi biliyoruz. 'Kim olursan ol yine gel ' diyen Mevlana'yı biliyoruz.  Kimseyi ayırmadan herkesi kucaklayan, kendileri fakirlik içerisinde yaşarken başkalarını düşünen ve tercih eden Ehl-i Beyt'i biliyoruz.

 

Ve tabii hepsinin menbaı ve kaynağı olan, kendisine taş ve diken atan insanlar için felaket emri istendiğinde; 'hayır onlar ne yaptığını bilmiyor, ben gazap peygamberi değil rahmet peygamberiyim' diyerek, insanlığa ne kadar düşkün olduğunu gösteren, âlemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa’yı biliyoruz. Bütün bunları bile bile, insanlığa kucak açıp bu evrensel hoşgörü ve zenginliğimizi göstereceğimiz yerde; kendi içimizde düşmanlıklar üreterek ve hayali düşmanlar yaratarak kısır bir döngü içerisine saplanmamız ancak gerçek düşmanın işine yarar ve ekmeğine yağ sürer.

 

Hainleri üzmek ve sui emellerini boşa çıkarmak için daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla barış ve kardeşlik diyorum. Bu münasebetle, kaynatacağımız aşurelerin ruhunda olduğu gibi çoklukta vahdet şuuru içersinde, farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp bereketli ve huzur içersinde yeni bir yıl diliyorum.

 

İHSAN ÜNLÜ

Araştırmacı, Yazar

 

Bu haber toplam 1053 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA