• İstanbul17 °C
  • Erzincan11 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MURATBOYNU KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

MURATBOYNU KÖYÜ

MURATBOYNU  Munzur Dağları’nın eteklerindeki köylerden birisi olup, Kemah’a 14 km uzaklıktadır. Köy, Boluzik Tepe’sinin gölgesine sığınmış bir topoğrafyadan ufkundaki derin ve

MURATBOYNU

 

Munzur Dağları’nın eteklerindeki köylerden birisi olup, Kemah’a 14 km uzaklıktadır. Köy, Boluzik Tepe’sinin gölgesine sığınmış bir topoğrafyadan ufkundaki derin ve engin Karasu Vadi’sine nazar ediyor.

Köyün aşağı tarafında yüzlerce yıldır bu şirin beldeyi besleyen Çay, Gaban, Yokuş ve Ovit Tarlaları ve Bağları ve bunlara hayat veren Büyükdere var. Narenciyeden başka her tür meyve ve sebzenin yetiştiği bu tarlalar, ahali için paha biçilmez kıymetteymiş bir zamanlar. Bunlardan hele birisi varki, zamanında yiğit köy delikanlılarının korkulu rüyasıymış. Çünkü “Ovit’de yeri olmayana kız vermezlermiş.” bu köyde. Hikmetine gelince; Ovit hemen köyün yakınında, sulanabilen, sebze yetiştirilen bereketli bir toprak olduğu için, evin hanımının günlük ihtiyaçları için bir arka bahçe hükmündeymiş. Köyün karşı tarafında Karataş, Karşıbağ, Hars ve Çalınbaşı sırtları, arka cephesinde ise, Boluzik’ten aşağıya Çataltaş, Hohun Tepe ve Mamolik sırtları Fırat’a doğru iniyor. Bu sırt ve tepelerin arasında kalan köy tabii bir koruma altında.

Köy, Yukarı ve Aşağı Mahalle olmak üzere iki mahalleden oluşuyor. Tahrir Defter’lerindeki kayıtlara göre, köy 1516 da 14 hane,1530 da 15 hane,1568 de 31 hane ve 1591 de 45 hane idi.1568’lerde köyün zirai yönden hayli gelişmiş olduğu, buğday, arpa, darı, bal, şıra, pamuk ve bostan ürünlerinin yetiştiği, gelirinin de 1591 de 18 700 akça olduğu tesbit edilmiştir.Gelirinin 1516 da 8 000,1530 da 7 900,1568 de 8 000 ve 1591 de 18 700 akça olduğu kaydedilmektedir. 1568 tarihli defterde ahalisinin derbend hizmeti ile görevlendirildiğini belirten şöyle bir kayıt vardır: “Ab-ı Fırat üzerinde karye-i mezbure kurbunde memerr-i nas derbend gayet sa’bu’l-murur olup madam tamir ve termine muhtac olmağın mukabelesinde avarız-ı divaniyye ve tekalif- i örfiyyeden muafiyetleri defter-i cedide kayd olundu.”Günümüz türkçesiyle karşılığı:”

Fırat nehri üzerinde adı geçen köyün yakınında insanların gelip geçtiği yol üzerinde sarp bir boğaz önünde kurulan bu köprü ve yolun korunması ve bakımını üzerlerine almaları karşılığında mali vergilerden muaftırlar.” 1591 tarihli defterde bulunan bir kayıtda ise bu köyün derbend mahalline uzak olmasından dolayı, ahalisinin derbendcilikten çıkarıldığı ve Postu köyü halkının derbendci tayin edildiği belirtilmektedir.

Yine aynı kayıtlarda, halen köye bağlı Ağaba Mezrası hakkında müstakil bir köy olarak bahsedilmekte olup,1516 da viran bir halde bulunan ve yıllık hasılı tahminen 2000 akça olan köyün geliri, Yar Ahmed ve Pir Ali adlı sipahilere tahsis edilmişti. 1530 da 2 hane, 1568 de 9 hane ve 1591 de 18 hane olan köyün geliri 1530 da 1 900, 1568 de 3 000, 1591 de 5 600 akça olarak belirtilmiştir. Köy eskiden 110 hanesiyle, ilçenin büyük köylerinden biriymiş. 1938 de açılan köyün ilkokulu, 5 öğrencisiyle son demlerini yaşıyor şimidilerde.

Köyün camisini, 1202 (H.) de Hacı İzzet Paşa yaptırmış, daha sonra 1293 de cami tamirat görmüş olup, bugün hala kullanılıyor. Eskiden köyde, 5000 davar, 400 büyükbaş ve 200 e varan at ve katırlarıyla, davar sahipleri Haziran dedimi kervan kervan, Kızılpınar’dan başlayıp Sohmarik, Çakşurlu ve Mancik’e kadar uzanan uçsuz bucaksız yaylalarda davar otarırlarmış.Yayla dönüşü kışlak olarak da, Taşdibi, Kalemis, Uru Çayı, Vaslı Çayı ve Çaşkur’u kullanırlarmış. Bu yaylalarda Çatalçeşme, Güneyin Çeşme, Kızılpınarı, Karapınar, Fate Suyu ve Sıçanın Çukur Çeşmesi gibi şeker tadı suyuyla nice soğuk suların olduğunu yutkunarak anlatırken, gözleri dalıp gidiyordu 81’lik Sadi ARPACI dedenin. Eskiden Sohmarik’den gelen Dersim Yolu bu köyün içinden geçermiş. O taraftan tuz almak için Kömür Tuzla’sına 200-300 e varan hayvanın olduğu kervan katarları gelip geçermiş köylerinden ve geceye denk geldiği vakitlerde “Tanrı Misafiri”addedip hanelerini ve odalarını açarlarmış kervancılara. O vakitler köyde, Büyükdere üzerine kurulan 3 su değirmeni varmış. Bunlar :Hacıoğullarının Değirmeni, Musaoğullarının Değirmeni ve el’an faal durumda olan Salih Efendi’nin Değirmeni.

Köy bugün yol, şebeke suyu, elektrik, telefon ve kanalizasyon gibi altyapı problemlerini halletmiş, bakımlı evleriyle birçok köyü kıskandıracak kadar, mamur bir görünüme sahiptir. Şüphesiz bu başarıda İstanbul’daki Urfat’ın büyük rölü vardır. 350 haneye varan nüfuslarıyla büyük bir potansiyelleri olup 1963’denberi “Muratboynu Kalkındırma ve Güzelleştirme”adı altında bir dernekleri varmış ve köyleriyle muhabbetlerini fanatizm düzeyinde sürdürüyorlar. Mesela Dernek Başkanları Şerafettin ULUTÜRK’ün en büyük ideali, İstanbul’da işlerini hal yoluna koyduktan sonra, köyüne geri dönüp “Köy Muhtarı” olmakmış. Gerisine siz karar verin!

Köyde gurbetçilik çok eskiden, ta Osman’lılar zamanında başlamış. Hatta o devirlerde gidenlerden birçok büyük adamlar yetiştirmişler. Kitabımızın “Kemah’ın Ünlüleri”bölümünde bu şahsiyetler hakkında daha teferruatlı bilgi verilecektir. Sadece numune-i imtisal olması babından birkaçını burada sayacak olursak :Hacı Kasım Efendi, Türk Osman Paşa ve Hacı İzzet Paşa ve günümüzden birçok akademisyen. Bu yönüyle de münbit Muratboynu toprakları, yetiştirdiği hayli imtiyazlı ve asil insanlarıyla, iftihara hakkı olan bir Osmanlı karyesidir.

Köyün Sınırları: Doğusu; Balıkbaşı, Sınır Deresi, Palutlu Sırt, Akçaltı, Arduç Tepe, Seyhan Sırtı ve yol, Gavur Yurdu, Çatalçeşme,Kızıl Sırt, Kürt Maşatı ve Karasal, Batısı;Hasan Kalesi, Mezarın Gedik, Kazan Taşı, Kirazın Çat, Beytekurun Taşı, Hafızın Mezarı, Hılerin Tepe, Musluğun Çalın Baba Hissesi, Attaşı, Peğin Dibi, Ortadağ ve Mancik Boğazı Başı, Kuzeyi; Fırat, Güneyi; Ortadağ.

Bu haber toplam 2420 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
KÖYLERİMİZDEN HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA