• İstanbul17 °C
  • Erzincan11 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
OĞUZ KÖYÜ
10 Aralık 2005 Cumartesi 00:00

OĞUZ KÖYÜ

OĞUZ OĞUZ NAHİYESİ (Hoğos) Kemah’tan başlayan, Fırat Nehri’ni ve Vadi’sini takiben, kah uçurumların yamacından, kah ırmağın kenarından kıvrıla kıvrıla giden 37 km stablize bir yoldan

OĞUZ OĞUZ NAHİYESİ (Hoğos)

Kemah’tan başlayan, Fırat Nehri’ni ve Vadi’sini takiben, kah uçurumların yamacından, kah ırmağın kenarından kıvrıla kıvrıla giden 37 km stablize bir yoldan 23 Kasım günü 07.35 de Nahiye Merkezine vardık. Köy Munzur’lara bitişik Zovik Yayla’sının alt tarafına,Tuzla Tepesi’nden yukarı doğru Şeher Gösterimi’nin yanındaki Hokkasar ve Karol mevkisine kurulduğundan, aşağıdaki engin vadinin bağrından gelen yol çok iyi gözlendiğinden olacak Muhtar Mehmet KÖSE ve Hoca Ziyaeddin Çeşmenin yanında karşıladılar bizim ekibi. Günbatımı istikametinde Şahintepe’ye doğru, bütün azameti ve zamanlara meydan okuyan görkemiyle, Pirzalin Tepesi seyrediyor az ileriden Üzüm Bağlarının içindeki bu şirin beldeyi. Bu tepe Oğuz için paha biçilmez kıymetteymiş. Zira buradaki araziler o kadar verimliymiş ki ahali çok eskilerden beri; ”Allah vermezse, Pirzalin verir.” teşbihiyle buranın betine ve bereketine anlatırlar ve inanırlarmış.

Çoğu viran olmuş evlerin ve mereklerin arasından geçiyoruz. Muhtarın odasından bütün Fırat Vadisi ve vadinin öte yamaçlarındaki kuytu dere yataklarında öbek öbek ağaçlar arasında belli belirsiz silüetleriyle uzak, fakat komşu köyler görünüyor. Muhtar; “Efendi güneş Balkaya’nın üzerinden batıp, vadi karanlığa garkolup, gecenin herşeyi kendi rengine zifiri siyaha boyadığı demlerde, bu dağlardaki yalnızlığımızı, uzaklardaki komşuların titreyen ışıklarında teselli buluruz.” dedi. En doğudan batıya doğru tek tek sayıverdi gecelerin ışıl ışıl yanan ışıklarıyla yakın olan, bu uzak komşularını: PTT’nin Röle’si,Taşbulak, Gediktepe,Kardere,Dikyamaç, Seringöze, Nezgep, Atma ve Balkaya.

1948 de açılan nahiyenin okulu, 1993 de kapanmış. Bir zamanlar 93 hane olan merkez, şimdi 12 hane kalmış. İstanbul’da 150 haneleri olup, 1986 yılında kurulan ve başkanlığını Halil YERLİÇAY’In yaptığı, “Oğuz Köyü Derneği” varmış ve yaz aylarında ziyaretlerine geliyorlarmış. Köyün kalabalık zamanlarında hayvancılık çok iyiymiş. 12 000 davarlarıyla Haziran’dan Eylül sonuna kadar Yelkintaş, Zovik, Hırcikler ve karın hiç bitmediği Kurtlukar Yaylalarında vakitlerini geçirip 70-80 ton hakiki tulum peyniri üretirlermiş. Yayla dönüşü de Fırat kenarındaki kışlak hükmündeki mezralarına inerlermiş kışı geçirmek için. Ama maalesef şimdi topu topu 200 davarları kalmış.

Tarihi hayli eski olan bu köyün sakinleri çok değişik diyarlardan olduğundan, burası adeta bir “Kırkambar” gibiymiş. Tunceli, Gümüşhane, Elaziz, Trabzon ve İliç taraflarından gelip yerleşenler varmış. Eski devirlere ait, Ormanlık’ta bir kilise, Kırat’lıda ve Belde ise kilise peyleri vermış. Pirzali’de de “Ziyaret”varmış. Kuraklık zamanlarında burada dua edip, kurban keserlermiş. Ayırca Kıratlı’da Solgun Ağaçlarının yanında eskiden büyük bir ardıç ağacının yanı da çeşmesiyle beraber ziyaretmiş ve bu ağaçlara bazıları çaput bağlayıp dilekte bulunurlarmış. Şebeke suyu, Okkasar’dan, sulama suyu ise devletin yaptığı Büyükgöl göletinden geliyormuş.

Tahrir Defterlerinde burasının, 1516 da Mirliva Has’larına dahil olup 23 hane olduğu zikredilmektedir. Mirliva bugünkü Tuğgeneral manasına olup ”İki alaydan meydana gelen askeri birlik kumandanı, liva beyi”, Has ise, ”Osmanlı Devlet’inde yüksek derecedeki memurlara ve saraya mensup olanlara tahsis edilen ve geliri 100 akçadan fazla tutan” arazi anlamına gelmektedir. 1568 de burası 68 hane, 1591 de 90 hane olup, 1591 de ise 18 000 akça olduğu kaydedilmektedir. Köyün yakınında 1 de tuzla vardı. Bahis konusu köy, yol üzerinde yolcuların uğradığı ve konakladığı bir mevkide bulunuyordu. Köy halkı bu sebebten gelip geçen kimselerin emniyetini sağlamakla görevlendirilmiş ve buna mukabil “Avarız-ı Divaniyye” ve “Tekalif-i Örfiyye” vergilerinden muaf tutulmuştu.

Köyün Sınırları: Doğusu; Komkıra, Toplu kıran Dere, Hokkasarın Tepe, Siviğin Diş ve Hırçiğin Başındaki Kolik Tepe,Batısı; Fırat Kenarındaki Kıra, Derin Dere, Putzarın Sırt, Avşenin Görünecek Sırtı, Deve Çukuru, Dınkıramnın Tepe ve Hırsız Deresi, Güneyi; Cabakşurun Karşısındaki Kolik Tepe, Kuzeyi; Fırat Nehri. Eski adı ile HOĞSIK 1516 da mirliva haslarına dahil bulunan ve bu tarihde 23 hane,4 mücerred nüfusu olan mezkur köy,1530 da 27 hane,16 mücerred,1568 de 68 hane,9 mücerred,1591de 90 nefer nüfusa sahip idi.Mahsulleri buğday,arpa,darı,bakla,zeğrek ve bostan ürünleri ile meyve,bal ve pamuktan ibaretti.

Vergi hasılı 1516 da 8.000,1530 da 8.870,1568 de 11.385,1591 de 18.000 akçe idi.köyün yakınında bir de tuzla vardı. Bahis konusu köy,yol üzerinde yolcuların uğradığı ve konakladığı bir mevkide bulunuyordu.Köy halkı bu sebebden gelip geçen kimselerin emniyetini sağlamakla görevlendirilmiş ve buna mukabil avarızı divaniye ile tealifi örfiye vergilerinden muaf tutulmuştu. Nahiye merkezi olan Oğuz köyünün 1975 sayımına göre nüfusu 251 kişidir.

Kaynak: Kemah Kitabı,Bir Derkenar Yılmaz Kurt (Eski Kemah Kaymakamı)

             

             

 

Fotograflar için Fatih Ayrancı ve Coşkun Özer Beylere teşekkür ederiz..

 


Baktım resimlere daldım hayale

Bekler yollarını kim gelir hele

Dağılmış her yere gitmiş yâd ele

Gönülde her yerin hatırası var

 

İsim isim yazmak sığmaz satıra

Mazilerde kaldı birçok hatıra

Az mı bindik eşşek ile katıra

Dere tepe bayır hatırası var

 

Tezek toplar keven söker yakardık

Her ağaca gözümüz gibi bakardık

Gün olurdu komlarda da yatardık

Küsbe kokusunun hatırası var

 

Ey Mustafa dalma böyle düşlere

Az mı isim yazdık düzgün taşlara

Güzel oğuz köylü tüm gardaşlara

Hepsinin yürekte hatırası var

 

TÜM OĞUZ KÖYLÜLERİNE SAYGILARIMLA

MUSTAFA ÖZER

 

 

Bu haber toplam 2430 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
KÖYLERİMİZDEN HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA