• İstanbul13 °C
  • Erzincan-6 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Olmadı Ahretlik, Faruk Küçüktaş
22 Kasım 2010 Pazartesi 00:00

Olmadı Ahretlik, Faruk Küçüktaş

OLMADI AHRETLİK    Olmadı ahretlik olmadıBeni böyle bir başıma bırakıp gitmenHiç gönlüme sığmadı. Duruyordu dertlerimizi konuşacak çok şey vardı,Semti meçhule gittin

OLMADI AHRETLİK  

 

Olmadı ahretlik olmadı

Beni böyle bir başıma bırakıp gitmen

Hiç gönlüme sığmadı.

 

Duruyordu dertlerimizi konuşacak çok şey vardı,

Semti meçhule gittin ettin her şeyi göz ardı

Akan şu örtmenin bacasına duttan oluk oyacaktın.

Tandır evindeki tandıra daha külek yapacaktın.

 

Azmasın diye romatizman vergeden yapmıştın evini

Yıllanmış ardıçtan yontmuştun avlunun orta direğini

Yalnız kaldı şimdi duvar dibindeki oturduğun loğ taşı

Hiç gitmiyor gözümden yemlediğin kuşların bakışı

 ahretlik2-001.jpg

İnsaf mest lastiğinin pençesi bile eskimemişti

Çarığa alışık ayağın zaten hiç yemeni sevmemişti

Hani bu bahar iki süvari paça pantolon diktirecektik

Torunun düğününde onları ilk defa giyecektik

 

Başımıza takıp beş köşeli Tercan şapkasını

Beraber oynayacaktık sarıkız oyun havasını

Bel kırıp yere vuracaktık şu yorgun dizleri

Oyalı yaşmak arasından yaşa diyecekti birileri

 

Şimdi nereye baksam içimi hep hüzün kaplıyor

Bacan tütmüyor kapında çift kilit kimse açmıyor

Boş haneler isyankâr sanki yıkılacak üstüme

İnsan bu günlerde muhtaç oluyormuş dostuna

 

Bu yaz eşbabiye dilerken bana kim eşlik edecek.

Goppiğimi atıp kel başımdan kim dalga geçecek

Sesleniyorum birilerini arar bulur diye gözlerim.

Tokat gibi yüzüme çarpıyor geri dönüyor sözlerim.

 

Sen gittin bende yuva yaptı hep senli sıkıntılar

Yetmiyor artık hatırandan bana kalan kırıntılar.

Daha dün bir yudum su içmek için eğildim köyün kurunundan.

Kahır nefret kokusu geliyordu içindeki yosunundan

 ahretlik3.jpg

Gölgesinde ocak kurduğumuz aluç kurumuş gitmiş

Ev yaptığımız peylerde hep virane ağacı bitmiş

Canlandı geçliğimiz gözümde bir an dolaşırken

Az mı geven dikeni battı tabanlarımıza dügelek peşine koşarken

 

Heybemizde iki kara demlik birkaç çökelek sıKması

Koşunca kopardı naylon ayakkabılarımızın tokası

Hiç bıkmaz usanmazdık şu askercilik oyunundan

Galiba geliyorduk ben çavuş, sen onbaşı soyundan

 ahretlik4.jpg

Öyle Maharetliydin keklik tuzağı da çatal ağacı en iyi sen koyardın

Çekmerin dibinde yatan tavşanın nefesini duyardın

İnletirken sap yüklü arabalar bayırları acı acı mazı sesinden

Yüzlerimiz kapkara olurdu yağlı çıra isinden

 

Ömrüm dediğin çocukların gelmedi musalla başına

Can aşın vermeden başladılar mal savaşına

Her yıl ihtiyat koyduğun buğdayı kile kile sattılar

Eski diye üstün başın toplayıp bir kenarda yaktılar

 

Topladılar ele değen ne varsa evin dibini köşesini

Yırtıp atmışlardı yerlere o pala bıyıklı siyah beyaz resmini

Şimdi tanıdığa rastlarsam hep çeviriyorum başımı

Görmesinler senin ardından döktüğüm gözyaşımı

 ahretlik5.jpg

Olmadı ahretlik olmadı 

Beni böyle bir başıma bırakıp gitmen

Hiç gönlüme sığmadı.

 

 

Faruk KÜÇÜKTAŞ©2003

 

Cemil Amcam (BavoKivreme) Selam olsun..

Bu haber toplam 3146 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA