• İstanbul15 °C
  • Erzincan8 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Osmanlı hikâyesi olan bir devletti

16 Ocak 2014 Perşembe 19:53

saliha-sultan-cesmesi-1-1-002.jpg

Saliha Sultan Sebil ve Çeşmesi

Osmanlı hikâyesi olan bir devlet… Onda her şeyin bir hikâyesi var. İşte Saliha Sultan Sebil ve Çeşmesinin ilginç hikâyesi... Saliha Sebkati Sultan, II. Mustafa’nın kadınlarından olup Sultan I. Mahmud’un annesidir. 1730’da oğlunun tahta çıkmasıyla valide sultan olmuştur. 59 yıl yaşadıktan sonra 1739’da ölmüş ve Nuruosmaniye’deki türbesine gömülmüştür. Üç çeşme ile Alaca Minare Mescidi’ni yeniden yaptırmıştır. Rivayet odur ki IV. Mehmed’in eşi, II. Mustafa ve III. Ahmed’in annesi olan Emetullah Râbia Gülnuş Valide Sultan, bir gün Azapkapı taraflarından geçerken, gözüne buradaki küçük bir çeşmenin önünde, iki gözü iki çeşme ağlamakta olan küçük bir kız çocuğu ilişir. Arabacısından arabayı durdurmasını rica eder ve birlikte ağlayan çocuğun yanına varırlar. Râbia Gülnuş Valide Sultan, ağlamaktan etrafını bile göremeyecek hale gelen çocuğa kendisini bu kadar çok üzen şeyin ne olduğunu sorar. Çocuk: “Evimize en yakın çeşme bu çeşmedir. Benden başka da su ihtiyacımızı karşılayacak kimse yok. Testim kırıldı. Ben şemdi ne yaparım” der. Valide Sultan, küçük kızı avutmak amacıyla kesesinden çıkardığı bir miktar parayı avucuna sıkıştırarak: “Ben testinin parasını veriyorum ağlama artık yavrucağım!” dese de, çocuk: “Testinin kırıldığına değil, eve su götüremeyeceğim için ağlıyorum” diyerek ağlamaya devam eder.

Saliha adındaki bu küçük kızın cevabından hem hüzünlenen hem de hoşlanan Rabia Gülnuş Valide Sultan, kızcağızın ailesinin yanına gitmeye karar verir. Oldukça fakir bir aile olduğu her halinden belli olan ve kendi yağları ile kavrulmaya çalışan bu aileye bir teklifte bulunur. Ve şöyle der: “Eğer izniniz olursa bu hanım kızımızı saraya almayı, himayemde eğitimini yaptırmayı ve sizin de iaşenizi karşılamayı taahhüt ediyorum ne dersiniz?” Böyle bir teklife hazırlıksız yakalanan aile şaşırıp kalır ve ne yapacaklarına bir türlü karar veremezler. Bir yandan evlatlarından ayrı kalmanın acısı ve hasret kaygısı diğer yanda kızlarının istikbali… Derken böyle bir fırsat elbette kaçırılmamalıydı. Hem teklifte bulunan öyle sıradan bilinmeyen bir aile de değildi ki. Koskoca Padişah’ın annesi, Hanım Sultan idi…

Rabia Gülnuş Valide Sultan, her türlü garantiyi verdikten sonra aile ile anlaşır. Kısa bir müddet hazırlıklar yapıldıktan sonra küçük Saliha saraya alınır. Galata-Arap Câmii Mahalleli küçük Sâliha saray’da Rabia Gülnuş Valide Sultan’ın gözetiminde özenle büyütülür, yetiştirilir ve her türlü eğitimini tamamlar. Yaşı gelince de yine Rabia Gülnuş Valide Sultan’ın tavsiyesi ile oğlu II. Mustafa ile evlendirilir. Dindar, iyi kalpli, zarif ve iyiliksever bir insan olan Saliha Sultan Çocukluğunu geçirdiği bu fakir mahalleyi asla unutmamıştır. Seneler önce önünde testisinin kırıldığı o basit, küçük mahalle çeşmesinin yerine, mevkiine yaraşan büyük bir çeşme yapılmasını arzu eder.

Yıllar sonra 1696 yılında dünyaya getirdiği oğlu Şehzâde 1. Mahmut tahta çıktığında, annesinin bu arzusunu, hayalini yerine getirmek için harekete geçer. 1732 senesinde Kayserili Mustafa Ağa’ya, Lale Devri üslubuna uygun, her yanı nefis taş işçiliğiyle süslü bir çeşme yaptırır. Suyunu da Topuzlu Bendi’ne bağlı Taksim Suyu’ndan getirtir. Beş köşeli olan çeşme ve sebilden oluşan bu yapının Tersane Caddesi’ne bakan yüzüne birer çeşme, iki cephenin birleştiği yere ise yarım daire şeklinde bir sebil oturtulmuştur. Dönemin ünlü şairi Seyyid Vehbi tarafından söylenen üç tarih manzumesi sebil ve çeşmenin üzerine Hattat Eğrikapılı Mehmed Rasih Efendi tarafından yazılmıştır. Saliha Sultan çeşme ve sebili Türk tezyînî sanatlarının değişik stillerdeki birleşimini bünyesinde sergileyen olağanüstü bir “güzellikler meşheri”dir.

Bu hikâyede belki halkın hayâl gücünün katkısından söz edilebilir. Fakat “gerçek”, Unkapanı Köprüsü’nün Beyoğlu yakasındaki bitiş noktası olan Azapkapı’da, Sokollu Mehmed Paşa Câmii’nin hemen önünde bütün ihtişâmıyla ayakta durmaktadır. İstanbul’un en turistik bölgelerinden birinde yer alan bu görkemli yapı yakın zamana kadar pek çok mimari eserimiz gibi perişan vaziyette idi. Öyle ki sebilin çiçek motifli pirinç şebekesi hırsızlar tarafından çelik halat bağlanarak çekici ile yerinden sökülmeye çalışılmıştı.  Bu halat yakın zamana kadar sebilin üzerinde asılı vaziyette duruyordu. Restorasyonuna bir protokol çerçevesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü-Kuveyt- Türk Bankası tarafından Eylül 2005 tarihinde başlandı. 5 ay süren bir çalışma sonucunda özellikle çeşmenin altın varaklı çatısı ve kubbeleri aslına uygun olarak yenilenerek Restorasyonu tamamlandı.

Sebil’in kitâbesi:

Vâlide Sultân-ı âlî-şân-ı himmet-meşrebin

Ayn-i cûdundan gel ey leb-teşne şîr-ü şeker iç

Devr-i İskender'de olsa Hızır derdi gösterüb

İşte mâ’ı aynü'l-hayâtı buldum ey İskender iç

Tıfl-u müdrik lûlesin virmezdi sedy-i dâyeye

Dîseler ister su iç isterse şîr-i mâder iç

Sû-be-sû gûyâ lisân-ı lûle ilê Çeşmeler

Çağlayub şerbet-fürûşân gibi dirler anber iç

Sâhibü'l-hayrın duâsın sû gibî ezberle dê

İşte sû işte sebil ister vüzû it ister iç

Vehbiyâ târihin irşab et atâş-ı ümmetê

Gel sebîl-î Vâlide Sultan'dan âb-î Kevser iç

Sene:1732

 

Not:Bu yazı dunyabizim.com sitesinde yayımlanmıştır.

 

Bu yazı toplam 1294 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA