• İstanbul13 °C
  • Erzincan-1 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Osmanlı’da Bir Matematikçi Devlet Adamı

28 Nisan 2016 Perşembe 12:50

rtrt.jpg

Osmanlı’da Bir Matematikçi Devlet Adamı:
Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa
 
“Mezarlıklar, bir şehrin canlı, somut tarihidir. Hele bizim gibi biyografi yazmada cömert olmayan, aşırı tevazu ve mahviyatkârlık sebebiyle nice değerin hayatının meçhule gömüldüğü bir ülkede, tarihi mezarlıklar, çok daha büyük bir önem kazanmaktadır. Bir mezar taşının üstündeki bir başlık işaretinin kavuk mu, sarık mı, külah mı, fes mi olması bize o zatın mesleği ve toplum katı hakkında bir fikir vereceği gibi ölüm tarihi, mezar kitabesindeki bir iki satır bize o şahsı tanıtmakta altın kadar değerli bir anahtar bilgi sağlar. Hele bazı uzmanlar, mezar taşları arasında bağ kurup çağdaş olanları birer cetvelde derleyip toplasalar, tarihimizin nice karanlık olayı aydınlanabilir. Bir de bunlara evlerde çürüyen, kaybolan şecereleri ya da ailenin geçmişine ait belgeleri eklersek, yiten bir tarihin duygusuz şahidi olduğumuz apaçık ortaya çıkar.” Bu sözler üstad Sezai Karakoç’a ait. (Hatıralar, Diriliş)
 
Fakir, üstadın veciz ifadesinde belirttiği hususları yüreğinde hissedenlerden biridir. Yıllardan beri bu minvalde bir mücadelenin içerisindeyiz. “Her mezar taşının altında bir dünya tarihi yatar” deyimini bıkmadan usanmadan tekrarlıyoruz. Lakin bu çabaların bir etkisi, yansıması oluyor mu? İşte orası belli değil. Yine devam ediyoruz. Eyüp Sultan’da bir mezar taşının yanındayız. Büyük matematikçi Mareşal Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa’nın mezarı. Olağanüstü hayat hikâyesiyle ülkemize, eserleriyle dünya bilim tarihine mal olmuş bu büyüğümüz bakalım neler yapmış?
 
Matematiğe olan büyük ilgisi keşfedildi
 
Hüseyin Tevfik Paşa, 1832 yılında günümüzde Bulgaristan sınırları içinde kalan, o zamanlar Osmanlı Devleti’ne bağlı Vidin kentinde doğdu. Ailesi İmamzadeler olarak tanınırdı. İlköğrenimini Vidin’de yaptı. 15-16 yaşlarında İstanbul’a gelerek sırasıyla Maçka Askeri İdadisini, Mekteb-i Harbiye’yi ve Erkan-ı Harbiye’yi bitirdi. Öğrenimi sırasında matematiğe olan büyük ilgisi keşfedildi. Cambridge Üniversitesi mezunu matematik hocası Tahir Paşa kendisine özel dersler verdi. Mezun olduktan sonra kendisi de Harbiye’de cebir dersleri vermeye başladı, Tahir Paşa ölünce onun matematik dersleri de Hüseyin Tevfik Paşa’ya kaldı. Ayrıca yüksek cebir, geometri, analiz, diferansiyel-integral hesap, mekanik ve astronomi derslerini üstlendi. 1863’te önyüzbaşı, 1867’de binbaşı, 1869’da da yarbay oldu. Harbiye’deki hocalığı devam ederken, Tophâne Tecrübe ve Muayene Komisyonu’na da getirildi. 1868’de Paris’teki Mekteb-î Osmanî’ye müdür muavini olarak gönderildi ve aynı zamanda balistik ve tüfek imalatı üzerine incelemelerde bulunmakla görevlendirildi. Bu arada matematik bilgisini geliştirmek için Paris’te üniversiteye ve College de France’a devam etti. Paris’te kaldığı iki yıl boyunca makaleler yayımladı ve bilimsel toplantılara katıldı. 1872’de devlet tarafından Amerikan silah fabrikalarına sipariş edilen tüfeklerin imalatını denetlemek üzere ABD’ye gönderildi. 1878 yılına kadar ABD’nin Rhode Island eyaletinde kaldı ve bu süre içinde matematikle uğraştı. “Lineer Algebra” (Doğrusal Cebir) adlı İngilizce eserini bu sırada yazdı ve Argand’ın kompleks sayılarla ilgili teorisinde ileri sürdüğü çarpımı üç boyutlu uzaya uygulamanın bir yolunu buldu. Bu arada tuğgeneralliğe terfi etti.
 
Eserleri sırra kadem bastı
 
1878 yılında ABD’den döndükten sonra II. Abdülhamit Han tarafından Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn’un başına Mühendishane Nazırı olarak atandı. Bu görevde kısa bir süre kaldığı için arzu ettiği hizmeti yapamadı. Fakat fen alanındaki araştırmalarına, çalışmalarına ara vermeden devam etti. Bilim camiasına kazandırdığı eserleri günümüzde dahi takdirle karşılanıyor. İhsan Fazlıoğlu, “Hesap” isimli makalesinde bu alanda emeği geçenleri kronolojik olarak ele alırken Paşa’dan da söz eder ve şöyle der: “Osmanlı matematiğinin en önemli isimlerinden biri de matematik, astronomi ve fizik alanında eserler kaleme alan Vidinli Hüseyin Tevfik Paşa’dır.” 1882 yılında İstanbul’da Boyacıyan Matbaasında 69 sayfa ve İngilizce olarak yayınladığı “Linear Algebra” (Lineer Cebir) adlı kitap, matematiğin çok yeni ve güç bir alanında yazılan tamamen orijinal bir eser olarak gösteriliyor. 1892 yılında genişletilmiş 2. baskısı yine aynı matbaada 189 sayfa olarak tekrar basıldı. “Linear Algebra”nın 1.baskısından bir adet Kandilli Rasathanesinde, 1892’de yapılan 2. baskısından 2 adet İTÜ merkez kitaplığında olmak üzere toplam 3 adet bulunabilmiş. 1892 baskısından bir adet ise Almanya’dan Celâl Şengör tarafından satın alınarak Türkiye’ye getirilmiştir.
 
İTÜ tarihçesinde “Linear Algebra” hakkında şu bilgiler de yer alır: “Bu eser 1843 yılında Hamilton tarafından bulunan ve fizikteki uygulaması dolayısıyla büyük önem taşıyan Kuaternion’lar üzerinedir. Tevfik Paşa dört boyutlu cebrin üç boyutlu alt cebrinin bulunmamasından dolayı bu alandaki çalışmalarını sürdürmüş ve kompleks sayılar cebrini içine alan üç boyutlu cebri inşa etmiştir. Oluşturduğu cebrin assosyatif olmadığı yani ikiden fazla vektörün çarpımının sıraya bağlı olduğu hususu ancak 1957 yılında ispatlanmıştır. Tevfik Paşa’nın yaptığı bütün işlemler tamamen doğrudur ve Osmanlı Devletinde son 400 yıl içerisinde fen alanında uluslararası değer taşıyan araştırmalar yapan tek ilim adamı olmuştur.” Osmanlı’da temel bilimlerle ilgili çalışmalar açısından çok büyük bir önem ve değer taşıyan bu kitabın her iki baskısını da içeren bir tıpkıbasımı Kazım Çeçen tarafından “Hüseyin Tevfik Paşa ve Linear Algebra” (İTÜ, 1988) adıyla yapılmıştır. Salim Ayduz’un verdiği bilgilere göre Hüseyin Tevfik Paşa’nın diğer eserleri şunlardır: “Hasâb al-Muthannâ”,  “Zayl Usûl al-Jabr”,  “Yeni Ölçülerin Menâfi ve İstimâline Dâir Risâle-i Muhtasara”,  “Heyet Kitabı”,  “Mahsûsât ve Gayr-i Mahsûsât”, “Rubu Tahtasına Dâir Bir Risâle” ve “Fann Makine” Adı geçen eserlerin maalesef hiçbiri kütüphanelerimizde bulunamamıştır.
 
Halk arasında bir devlet adamı
 
1880’de korgeneralliğe terfi eden Hüseyin Tevfik Paşa, 1883-1886 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin Washington Büyükelçiliği görevini sürdürdü. 1889 yılında Ticaret ve Nafia Nazırı görevine atandı. Askeri Teftiş Komisyon Üyeliği, Sayıştay Reisliği ve Maliye Nazırlığı görevlerinde bulundu. 1897 yılında mareşal rütbesine terfi etti. Ölümüne kadar II. Abdülhamid Han’ın yaveri olarak görev yaptı. Halis Ayhan ve Hakkı Maviş’in bildirdiğine göre Gazi Ahmed Muhtar PaşaYusuf Ziya PaşaSakızlı Ahmed Esad Paşa ve Ali Nakî Efendi ile birlikte öksüz ve yetim müslüman çocukları okutmak için 1864 yılında kurduğu “Cemiyet-i Tedrisiyye-i İslâmiye”, sonradan Darüşşafaka Lisesi’ne dönüşmüştür. Bu sebeple halk tarafından daha çok Darüşşafaka’nın kurucusu olarak bilinir. Cem Tezer, bir makalesinde karakter ve şahsiyeti hakkında şunları kaydeder: “Sarayın ona itimad ettiğini, memuriyet hayatında ‘mazuliyet’, ‘infisal’, ‘menfa’ safhalarının neredeyse bulunmayışından anlıyoruz. Bunun da ötesinde, büyük gaileler, vartalar, buhranlar sırasında Devlet-i Aliyye’nin marifet, dirayet ve sadakatına müracaat ettiği kişiler arasında başta geldiği anlaşılıyor.” Tezer, İbnülemin Mahmud Kemal’e atfen ilave olarak şu ayrıntıyı da haber verir: “Yüksek rütbelere, devlet işlerinin o devirde bağlı olduğu bitmez tükenmez rüsuma rağmen o ‘halkın arasında’ yaşayan bir insandır.”
Hüseyin Tevfik Paşa,16 Haziran 1901 tarihinde vefat etti. Mezarı Eyüp Sultan Beybaba Sokakta, eski karakol binasından Camii Kebir yönüne ilerlerken yolun sağ tarafındadır. Sokağa cepheli Mumtaş tabir edilen mezar taşı kitabesinde şunlar yazılıdır: Hüve’l-Baki / Askeri Teftiş Komisyon / Âlisi Azasından ve Müşiran-ı / Azamdan Vidinli Hüseyin / Tevfik Paşa’nın Ruhiçün / Rızaenlillah el-Fatiha / Sene:1329 M. 1901
 
Bir ibret vesikası
 
Geçtiğimiz yıl yeri bilinsin diye Hüseyin Tevfik Paşa’nın mezarının üzerine mermerden Türkçe yazılı bir levha konuldu. Lakin duvarın arkasında kaldığı için yoldan geçenlerin görmesi neredeyse imkânsız gibi. Ancak tanıyan, bilen buradaki mezarı bulabilir. Daraşşafaka Cemiyeti temsilcileri son yıllarda Paşa’nın vefat tarihlerinde mezarı başında anma etkinliği gerçekleştiriyor.
 
Yeri gelmişken yaşanmış bir hatırayı ibret vesikası olarak burada paylaşalım. Prof. Dr.Fikri Akdeniz’in bildirdiğine göre 1997 yılında İstanbul’da “Altıncı Uluslararası İstatistik için Matris Yöntemleri” adlı bilimsel toplantı düzenlenir. Yerel düzenleme komitesi Prof. Dr. Fikri Akdeniz, Prof. Dr. Ömer L. Gebizlioğlu ve Prof. Dr. Cemil Yapar’dan oluşur. Toplantıya 16 ülkeden 50 den fazla bilim insanını katılır. Prof. Dr. Fikri Akdeniz, Bilimsel Komite üyeleri Profesör George P. H. Styan (Kanada), Profesör Simo Puntanen (Finlandiya), Prof. Dr. H. H. Werner (Almanya)’ın istekleri üzerine birlikte 19 Ağustos 1997 günü Hüseyin Tevfik Paşa’nın Eyüp Mezarlığındaki mezarını ziyaret ederler. Maalesef Eyüp Mezarlığı yakınında bulunan kitapçı dâhil, türbelerdeki görevlilerden paşanın mezar taşındaki yazıyı okuyup anlamını söyleyebilecek yardımı alamazlar!
 
Dünyanın farklı ülkelerinden alanında uzman bilim adamı heyeti, ülkemizde bir bilim adamının kabrini ziyarete geliyor. Lakin bu bilim adamının kabir taşını okuyacak adam bulunamıyor. Acaba bu heyet arasında yer alan insanlar hakkımızda ne düşünmüştür?! Söylenecek şey şu: Bizden ilim adamı da, bilim adamı da, sanatçı da, siyasetçi de çıkmış. Lakin bizler kadir kıymet bilememişiz. Tarihteki saygın yerimize tekrar yükselmek istiyorsak, ilime, bilime, bilim adamına hürmet göstermeyi öğrenmeliyiz. Hüseyin Tevfik Paşa, asker, eğitimci, bilim ve devlet adamı vasıflarını bünyesinde bulunduran ve bu vasıfların hakkını fazlasıyla veren müstesna bir şahsiyettir. Rabbim cümlemizi kadir, kıymet bilenlerden eylesin…

Not: Bu yazımız dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır...

 

 

Bu yazı toplam 1270 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA