• İstanbul13 °C
  • Erzincan-6 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Şehircilik Şûrâsı İzlenimlerimiz...

28 Kasım 2017 Salı 10:34
karacaahmet.jpg
Şehircilik Şûrâsı İzlenimlerimiz
Şehircilik Şûrâsı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın himayeleri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından "Şehircilikte Yeni Vizyon" temasıyla 2017 Ocak ayında çalışmalarına başlamıştı. Geçen dokuz aylık süre içerisinde şûrâda yaklaşık 100 farklı kurum ve kuruluştan alanında uzman 133 kişi, 4 ayrı komisyon halinde çalışmalarını yürüttü. "Şehirlerimizde Kimlik, Planlama ve Tasarım", "Kentsel Dönüşüm", "Şehirleşme, Göç ve Uyum" ve "Şehirleşmenin Yeni Vizyonunda Yerel Yönetimlerin Rolü" başlıkları yapılan çalışmaların ana çerçevesini oluşturdu.
350 sayfalık şûrâ komisyon raporlarında da açıklandığı üzere yapılan bu çalışmalar, insan odaklı, doğal, tarihi, sosyal, kültürel değerleri gözeten, koruyan, mahalle ve sokak kavramını öne çıkaran, şehirlerin kimliğini canlandıran, yöresel kimliği ve özgün değerleri öne çıkaran, akıllı ve yeşil şehirler kavramlarını somutlaştıran, dönüşümü rant aracı olarak görmekten çıkaran, çarpık yapılaşmayı ortadan kaldıran ve dönüşümü harekete geçirmeyi amaçlayan, şehirlerimizi afetlere hazır hale getiren, yenilikçi, özgün, katılımcı, şeffaf ve çözüm odaklı ilkeler üzerine bina edildi.
Önce insan, varsa insan, yoksa insan
8-9 Kasım 2017 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen Şehircilik Şûrâsı Genel Kurulu’na genel kurul üyesi olarak biz de davet edildik ve bu davete icabet ettik. Genel kurula şûrâ üyelerinin dışında yine farklı kurum ve kuruluşlardan, meslek odalarından, özel sektörden, sivil toplum örgütlerinden pek çok temsilci katıldı ve görüşlerini dile getirdi. Raporlar üzerine iki gün boyunca müzakereler, birbirinden kıymetli hocalarımızın katılımı ile paneller yapıldı ve bildiriler okundu. Burada dile getirilen, dilek, temenni ve müzakere özetleri gibi bütün veriler şura raporuna yansıyacak. En azından bize böyle söylendi. İnşallah bütün görüşler metne yansır.
Ana hatlarını yukarıda da belirttiğimiz pek çok konu raporlarda yer alıyor. Elbette bunlara eklenecek çok daha farklı maddeler olabilir. Kanaatimce sadece yukarıda ifade ettiğimiz başlıkların içerisinin doldurulması bile şuranın bu çabalarını anlamlı kılar. Genel kurul süresince yaptığım ikili görüşmelerden de bunu anladım. İnsanlar laf değil iş bekliyor. Hani bir söz vardır, “elli bin teori bir pratik etmez” diye; durumumuz işte tam da bu. Maalesef insanlar umutlarını yitirmiş, büyük bir motivasyon eksikliği var. “Çıkmayan candan umut kesilmez” misali biz her şeye rağmen ümitvarız. Ortada büyük bir emek ve gayret ürünü var. Şûrâ raporlarında yer alan bütün konuların bihakkın ele alınarak hayata geçirilmesi en büyük arzumuz. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, şûrâ sonuç bildirgesinde özet olarak "Önce İnsan, Varsa İnsan, Yoksa İnsan" dedi. Biz de bir insan olarak bu söze inanıyor, gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Bu vesileyle sürece katkı sağlayan, sağlayacak olan herkese teşekkür ediyorum.
Şehirlerde artık yeşil alan olarak mezarlıklar kalmıştır
Yeri gelmişken önemli gördüğümüz bir hususu tekrar gündeme getirmekte fayda görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın şûrâ açılış programında da vurguladığı üzere “Şehirlerde artık yeşil alan olarak mezarlıklar kalmıştır.” Bu bir özeleştiridir. Yanlışı görmek, kabul etmek ve doğru bir şeyler yapma adına çaba sarf etmek de bir erdemdir. Biz meseleye bu yönüyle bakıyoruz. Evet, maalesef yeşil alan olarak sadece mezarlıkların kaldığı gerçeğiyle yüzleştiğimiz halde buralardan dahi yeterince istifade edemiyor, ısrarla görmemezlikten geliyoruz.
Şûrâda da dile getirdim. 1930 senesine kadar bütçe kanunlarıyla düzenlenen mezarlıklar konusu, 03 Nisan 1930 tarihinde kabul edilen 1580 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 160. maddesi ile, hayır müesseseleri bahçe ve hazirelerinde bulunanlar hariç, Vakıflar Genel Müdürlüğü sorumluluğundadır. Bunların dışında kalan büyük mezarlıklar ise belediyelerin sorumluluğundadır. Yine bilindiği üzere, Osmanlı döneminden kalan tarihi mezar taşları, 21.07.1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile korunmaları gerekli kültür varlıkları olarak kabul edilmiştir. Ayrıca belediyelerin mezarlıklar hakkındaki nizamnamesinin (Tüzük) 12. ve 13. maddesine göre, “Mezarlıklarda güneşin girmesine ve havanın cereyanına mani olmayacak tarzda, servi ağacı gibi yaprakları yaz ve kış yeşil duran ve dalları yayvan olmayan ağaçlar kullanılacak ve imkân dâhilinde çiçeklerde ekilecektir.” Aynı tüzüğün 15. maddesine göre “Mezarlığın dâhili daima temiz tutulacak ve yolları, parmaklıkları iyi halde muhafaza edilecektir. Mezar taşlarının kirlenmesine ve yosun tutmasına meydan bırakılmayacaktır.”
İstanbulumuzu ele alacak olursak bu kadim şehirde 8,5 milyon metrekarelik alanı kapsayan 300’den fazla mezarlık bulunmaktadır. Bu mezarlıkları yeşil alan olarak kabul edecek olursak, ki öyledir, bu, şehir insanının oksijen ihtiyacını karşılayacak yeşil doku açısından muhteşem bir katkıdır. Bir yetişkin servi ağacının ortalama 8 kişinin ihtiyacını karşılayacak miktarda oksijen ürettiğini düşündüğümüzde, mezarlıkların önemi daha da iyi kavranacaktır. Dedelerimizin mezarlıklarda neden özellikle servi ağacını tercih ettiklerini de sanırım artık iyice anlamışızdır. Bugün İstanbul’da Karacaahmet’in dışında kaç tane servi ağacı kaldı? Onlar da sayılıdır zaten!
Doğal bitki örtüsü olarak yetişmiş ağaçlar yanında ecdat tarafından dikilmiş ve halen dikilmekte olan ağaçlar da göz önünde bulundurulduğunda, mezarlıklarımızda yüklü bir ağaç envanterinin mevcut olduğu görülmektedir. Mezarlıklar insanımızın saygı gösterdiği ve muhafaza etmek istediği alanlar olduğundan, buradaki yeşil doku da hemen hemen hiç tahrip olmadan korunmaktadır. Bu faktörü göz önünde bulundurup mezarlıkların şehir yaşamı ile entegrasyonu sağlandığında, İstanbul’un yeşil dokusu adına büyük katkı sağlanmış olacaktır. Önemli olan bu alanların yeşil doku olarak değerlendirilmesi, planlama ve peyzaj uygulamasının bu çerçevede yapılmasıdır. Bu, bütün şehir, kasaba ve köylerimizdeki mezarlık alanları için de geçerlidir.
Buradan ilgili bütün kurumların temsilcilerine, özellikle belediye başkanlarına sesleniyorum: Gelin Cumhurbaşkanımızın bu samimi çağrısına cevap vererek elimizde yegâne yeşil alan olarak kalan mezarlıklarımızı koruyalım. Çevre ve peyzaj düzenlemesini kanunlarda belirtildiği ve hak ettiği şekilde yaparak şehir bütünlüğünü sağlayalım. Yeni mezar yeri açılması adına yapılan tarihi mezar taşı tahribini durduralım. Restorasyon yapıldığı takdirde gerekli hassasiyeti ve özeni gösterelim. Ecdat yadigârı paha biçilmez, sanat eseri mezar taşlarını müteahhitlerin insafına terk etmeyelim. Tarihi mezarlıkları köstebek yuvasına çeviren definecilere dur diyerek her türlü tasallutu ve vandallığı önleyelim.
Şûrâ kararlarında somut olmayan pek çok konuyu, tavsiye kararını belki gerçekleştiremeyiz. Bunları ele almak, çözüme kavuşturmak uzun zaman alabilir. Lakin gözümüzün önündeki merteği de bir zahmet görelim ve kaldıralım. Bunu pekala yapabiliriz!..
 

Not: Bu yazımız www.dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır.

Bu yazı toplam 116 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA