• İstanbul19 °C
  • Erzincan5 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TarihselAd,SözcükveNesne olarak:NEZGEP
14 Eylül 2007 Cuma 00:00

TarihselAd,SözcükveNesne olarak:NEZGEP

 TARİHSEL AD OLARAK : Nezgep isminin menşei           Erzincan ili Kemah ilçesi Bozoğlak bucağına bağlı Çiğdemli köyünün eski adı olan














 

TARİHSEL AD OLARAK : Nezgep isminin menşei

     

      Erzincan ili Kemah ilçesi Bozoğlak bucağına bağlı Çiğdemli köyünün eski adı olan Nezgep1 isminin menşei hakkında şunlar söylenebilir: Ermenice’nin Batı lehçesinde2 yer alan saç anlamındaki maz3 hecesi ile bağ anlamındaki gab4 hecesinin birleşiminden doğan saç bağı anlamına gelen mazgab5 sözcüğü Türkçeleşerek mezgeb6 olmuştur. Mezgeb sözcüğü ise dönüşerek önce nezgeb7,  nihâi olarak ta nezgep8 hâlini almış olabilir.

 

SÖZCÜK OLARAK : Nezgep

 

     Batı Ermenice mazgab sözcüğünden Türkçeleşen mezgeb9 sözcüğü, (günümüz Türkçe’siyle mezgep10) dilimizde önce nezgeb11 hâlini almış, son olarak nezgep12 şeklinde saklanmıştır. Nezgeb, nezgip, nezkeb13, nezkep, nezbek gibi farklı telaffuzlara da sahip olan Nezgep (isim) sözcüğü çeşitli sözlüklerde;

·        Kadın başlığı (Nezkep14, Nezgeb15, Nezgep16),

·        Çocuk önlüğü17 (Nezkep),

·        Bezden yapılmış kadın başlığı18 (Nezbek),

·        Kadınların giydikleri takke veya başörtüsü19 (Nezkeb),

·        Kadınların başörtüsü20 (Nezkeb),

·        Başörtüsü (Nezkep21, Nezkeb22),

·        Üstü işlemeli ve altınlı kadın başlığı23,


  • Kadınların başlarına taktıkları üstü işlemeli ve altınlı başlık24,

  • Başa takılan bürgü ve saçları tutmaya yarayan üzerinde eski Türk motifleri bulunan başlık25 gibi

değişik anlamlara sahiptir.

 

Yerel ağızlarda Nezgep

           

Nezgep yurdumuzun farklı yörelerinde şu ifade biçimleri ile kullanılmış veya kullanılmaktadır:

¨            Manisa, Samsun ve Antalya’nın Kumluca ile Finike ilçelerinde nezgep,

¨            Konya’nın Derebucak ilçesi ve Sinop’un Türkeli ilçesinin Gaziler Köyü’nde nezgeb,

¨            Samsun’un Teke yöresinde nezgeb (veya mezgab),

¨            Sinop’ta nezgep (veya nezgip),

¨            Sinop’un Ayancık ilçesinde nezgep (veya nezkep),

¨            Antalya’nın Gündoğmuş ilçesi ile Akseki ilçesinin Güzelsu Köyü’nde ise nezbek. 26

 

Eser ve belgelerde Nezgep

 

Nezgep değişik biçimleriyle27, 15. ve 19. yüzyıllara ait muhtelif eser ve belgelerde şu şekilde yer almaktadır:


  • Bu esnâfın alayında ak sakallı, gözü sürmeli çelebiler ve mutarraş otuz yaşında kelle-pûşlu ve ayağı na’lınlı ba’zısı selâmiyye avret takyalı ve avret nezgebli müşekkel âdemlerin ellerine tâyeleri ve vâlideleri...28

  • İki yaşmaklık: 350, bürüncek: 40, nezkeb: 200, iki takya: 85.29  

  • …ve iki arşın vala ve bir vala dolama ve bir nezkeb ve bir alaca gönlek…30

  • Basma nezkeb: 20, Boğ: 70…31

  • Seriş [Farsça]: Bürüncek ve nezkeb32

  • Bir nezkeb: 15.33

  • Muharrem nâm kimesnenin elinde bir kaftan ve bir gömlek ve bir çenber ve nezkeb bulundukta…34

  • Merkume hatunun evi aranıp, örtmesi içinde nezkeb gibi ve çeki çenber bir köşesinde haylı esbap bulunup...35

  • Mezbura ben dahi yüz elli akçaya bir Şamî atlas nezkeb vermiş idim.36

  • … Kemha kaftan ve bir incili nezkeb ve bir mâi basma zıbun ve bir... 37

  • Serâguç [Farsça]: Avratlar başlarına örttükleri bez pâresi, nezkeb ve devenin boynuna bağladıkları ip ve ya gayri nesne.38

  • Serâkuç [Farsça]: Nezkeb ve baş bezi.39

  • Serâguş [Farsça]: Nezkeb.40

  • Serâguc [Farsça]: Nezkeb ki avratlar ve kızlar başlarına giyerler.41

  • Serâguş [Farsça]: Nezkeb ki avratlar başlarına giyerler.42

  • Seriş [Farsça]: Bürüncük ve nezkeb, serâguş mânasına.43

  • Bir keten gömlek, bir sarı nezkeb, bir ala nezkeb saçağı, bir yeşil…44

  • … Ve intesafetü’l-cariye [Arapça] derler, başına nasif örtünse ki nasif humardan küçüktür ki Fariside serâguş ve serpuş ve siriş derler ki Türkide nezkeb ta’bir olunur.45

  • El-intisaf [Arapça]: Kız başına nezkeb örtünmek mânasınadır.46

  • Et-tanassuf [Arapça]: … Kız başına nezkeb örtünmek mânasınadır.47

 

NESNE OLARAK : Nezgep

 

Bir tür kadın başlığı olan nezgep, günümüzde kullanılan Kazak ve balkan kadın başlıklarıyla oldukça benzerlik göstermekte olup, bu başlığa verilen isim değişik olabilmektedir. Türkmen gelin başlıkları arasında tek tip olmasa bile soğuk yörelerde ense ve kulakları korumak maksatlı nezgep benzeri başlıklar bulunmaktadır. Değişen yaşam koşulları ve coğrafyalar, enseden sarkan parçanın kısalmasına neden olabilmektedir. Hemen tüm Türkmen yerleşimlerinde nezgep benzer işlemeli başlıklara rastlamak mümkündür. Ayrıca, mazgab>nezgep örneğinden hareketle, üzerinde yaşadığımız coğrafyada ki bu tür sözcük etkileşimlerinin son derece doğal karşılanması gerektiği unutulmamalıdır.48 Örneğin; Bolu’nun beyaz üzerine renk renk nakışlı bir örtüsü olan “po”, Yunanca’daki “polis” sözcüğünden intikal etmiştir.

 

Nezgep’in kullanıldığı bazı yöreler

 

I. Sinop (Ayancık)

 

Günümüzde Sinop'un Ayancık ilçe ve köylerinde keten el dokuması ile üretilen nezgep, yöresel kıyafeti tamamlayan bir iç giyim aksesuarı olarak başa giyilmek suretiyle kullanılmaktadır. Yöre kadınlarınca başı sıcak ve saçları düzgün tutması, aynı zamanda saçları koruması için süs olarak giyilmekte ve üstüne de bürgü denen bir örtü takılmaktadır. Zenginlik durumuna göre alın kısmına gelen kenarına altında takılabilen nezgep üzerine, yengil gülü, tepe gülü, hızar dişi, kuş gözü ve yengil nişanı gibi isimler verilen geometrik ve bitkisel bezemelerden oluşan eski Türk motifleri kullanılarak işlemeler yapılmaktadır.

Nezgep üzerine yapılan bu işlemeler yörede nezgep işi olarak adlandırılmaktadır. Değişik örnekleri olmayıp, tek model olan nezgep işi, tek renk bordo kullanılarak, oyulgama dikişi tekniği ile ters yüzünden işlenmektedir. Bu işlemede kıvrak zekâsını kullanan Türk kadını, zor olan işlemeyi rahat görmek için ters yüzünden yaparak kolay hâle getirmesini bilmiştir

Nezgep'in başta düzgün durmasını sağlamak amacıyla çene altından geçirilen ve nezgep'i önden tutan  parçasına ise yengil adı verilir. Yengil üzerine kanaviçe tekniği ile çeşitli renklerde işlenen geometrik ve bitkisel bezemelerden oluşan eski Türk motifleri ise yengil işi olarak isimlendirilir. Nezgep'in arka tarafında üç adet daha bağcığı olup, bunlar nezgep'i arkadan tutturmak için saç bağı olarak veyahut da yalnızca süs ve püskül sağlamak amacıyla kullanılırlar. Bu bağcıklar genellikle kıyafetin içinde kaldıkları ve görünmedikleri için üzerlerine herhangi bir işleme yapılmamıştır.49 

Ayancık yöresinde kullanılan nezgep üzerindeki balık kılçığına benzer motifin, yöre coğrafyasıyla olan ilgisi gözden uzak tutulmamalıdır. Nezgep üzerindeki beyaz renkle, bordo-kırmızı tonlarına, ilk olarak Alacahöyük evlerinin iç sıvaları üzerinde rastlanmaktadır. Bu evlerin zemini toprak olup, sıvası kırık beyaz ve süsleme amaçlı yapılan üçgenler ile zigzaglarda kırmızıdır. O yörenin Türkmen giysileri de aynı renk ve şekillerle süslenmiştir. Yine Ürgüp peri bacalarının ilk kilise süslemelerinde de aynı renkleri görmek mümkündür. Nezgep üzerinde ki dil, renk, desenler, nakış türleri ile kullanım şekilleri ve anlamları, geçmişin binlerce yıllık kültürünün ortak eseri durumundadır.50  

 

II.   Antalya

 

Antalya yöresi geleneksel giysilerinden olan nezgep, fese benzer olup, sakak adı verilen bir parçayla çene altından geçirilerek fes yerine başa giyilir. Arka kısmı biraz daha uzuncadır. Tepesi gümüş olabilir ve alın kısmını süsleyen altın-gümüş para bulunur. Antalya yöresine ait nezgep, gümüş paralardan oluşmuş ve yanlardan nezgebe tutturulmuş olan gıdıklık denen bir parçayla süslenerek kullanılır.51

 

Nezgep’e ait parçalar

 

Sinop’un Ayancık yöresinde yengil, Antalya’da ise sakak olarak bilinen nezgep’in çene altından geçirilen parçası, Trabzon’un Yenicuma yöresinde nezgep bağı diye bilinmekte olup, nezgebin düşmemesi için çenenin altına ve saçların dibine bağlanan bağ anlamında kullanılmaktadır.52

 

 

Dipnotlar

 

[1] Türkiye Mülkî İdare Bölümleri, Belediyeler Köyler, 1 Kasım 1985 durumu, T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Genel Yayın No:408, s. 305;  Nezgep köyünün ismi 1967 yılında çıkarılan 7267 sayılı kanunla “yabancı kökten geldiği ve iltibasa yol açtığı” gerekçesiyle, yaklaşık olarak 12000 köy adı ile birlikte değiştirilerek Çiğdemli yapılmıştır. Türkiye’de eski veya yeni ad olarak Nezgep ismini taşıyan başka bir köy yoktur. Bakınız (Bkz.) Köylerimiz, 1 Mart 1968 gününe kadar, T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Ankara, 1968, önsöz, s.151, 732; Nezgep köyünden bahseden bilinen en eski tarihli resmi kayıt; Osmanlı Arşivlerinde yer alan, Hicri 922-924 (Miladi 1516-1518) tarihli ve 60 numaralı (eski no: 7) Mufassal Tahrîr Defteri’nde mahfuzdur. Bkz. Prof. Dr. İsmet Miroğlu, Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1566), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1990, s.13, 67; 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530), T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 36, Ankara, 1997, s.12.

 

2 Ermenice (yerli dilde: Hayeren), Hint-Avrupa dil ailesinin batı öbeğinin bağımsız bir kolu olup, alfabesi ilk olarak 412 yılında piskopos Aziz Mesrob Maşdots tarafından, birkaç değişik alfabeden derlenen 36 harften oluşturulmuştur. Ermenice, eski (V-XI), orta (XII-XVII) ve yeni (XVIII.yüzyıl sonrası) olmak üzere üç döneme ayrılır. Henüz başlangıçta çeşitli lehçelere ayrılmış bir ağzı yapay biçimde birleştiren Klasik Ermenice (krapar/grabar: kitapların dili, antik Ermenice) olarak da bilinen eski Ermenice Taravn lehçesine dayanır. V-VIII.yüzyıllar arasındaki Ermenice eserlerin dilinde bir farklılık yokken, IX.yüzyıla (aşağı ortaçağ) gelindiğinde yazılı belgelerde değişik lehçelerin ortaya çıktığı görülür. Alfabeye XI. yüzyılda ‘f’ harfinin, XII. yüzyılda ise ‘o’ harfinin eklenmesi ile günümüzde de kullanılan 38 harflik Ermenice alfabe tamamlanmış oldu. XII.yüzyıldan sonra ise Ermeni edebiyatı doğu ve batı edebiyatları diye ikiye ayrıldı. XII.-XVII. yüzyıllar arasında geliştiği kabul edilen orta Ermenice bir konuşma dili olarak bilinir. XVIII. yüzyılda, modern Ermenice (Batı Ermenice) lehçesine dayanan bir kültür rönesansı başlatılmasında Mıkhitarist (Mıkhitaryan) Hareketi önemli rol oynadı. Bu kültür rönesansı XIX.yüzyılda, halk içinde kullanılan konuşma diline çok daha yakın olan modern edebi dilin ortaya çıkışına zemin hazırladı. Çağdaş Ermenice (aşkharapar/aşharabar) olarak da bilinen bu yeni dil, daha, aşağı ortaçağ döneminin yazılı belgelerinde ortaya çıkan değişik lehçeleri Doğu ve Batı Ermenice diye iki ana öbekte topladı. Ermenice de bu yazı dillerinden başka, altmışa yakın diyalektik bulunmaktadır. Günümüzde Ermenistan Cumhuriyeti’nin resmî dili olmakla beraber, Rusya, İran, Hindistan ve Uzak Doğu gibi yerlerde de kullanılan Doğu Ermenice Erivan kentinde konuşulan lehçeye (rusahayeren: Rus Ermenicesi) dayanır. Batı Ermenice ise İstanbul lehçesine (tırkahayeren: Türk Ermenicesi) dayanmakta olup, Türkiye ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan Ermenilerin konuşma ve yazı dilidir. Doğu ve Batı Ermenicede aynı alfabe kullanılıyor olmasına rağmen, bazı harfler farklı sesleri sembolize eder. Ermenice’den Türkiye Türkçesi’ne geçen kelimeler genellikle Batı Ermenicesi’nden kaynaklanmaktadır. Bkz. Hazırlayan: Dr. Birsen Karaca, Doğu Ermenice – Türkçe Sözlük, Ankara, 2001, s. III; Andreas Tietze, Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı, Simurg Kitapçılık, Yayıncılık ve Dağıtım Ltd.Şti., 1.Baskı, İstanbul, 2002, 1.cilt, s.6; Dr. Pars Tuğlacı, Ermeni Edebiyatından Seçkiler, Cem Yayınevi, İstanbul, 1992, s. 5, 7, 20, 21; AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi, Ana Yayıncılık ve Sanat Ürünlerini Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Encyclopaedia Britannica, Inc., Yapım ve Baskı: Hürriyet Ofset Matbaacılık ve Gazetecilik A.Ş., İstanbul, R. Oldenbourg Graphische Betriebe, Münih, 1994, 11.cilt, s.340-341; Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Librairie Larousse, Interpress Basın ve Yayıncılık A.Ş., Baskı: Milliyet Gazetecilik A.Ş., 8.cilt, s.3783; Meydan Larousse Büyük Lûgat ve Ansiklopedi, Meydan Yayınevi, Meydan Gazetecilik ve Neşriyat Ltd.Şti., İstanbul, 1971, 4. cilt, s.329.

 

3 H.Şükrü Ilıcak, Rachel Goshgarian, Kendi Kendine Ermenice, Ermeni Patrikliği Yayınları, İstanbul, 2006, s.232; Dikran Khantrouni, Mardiros Kuşakçıyan, Hayarene-Ankleren Arti Pararan (Ermenice-İngilizce Çağdaş Sözlük), Beyrut, 1970, s.244.

 

4 H.Şükrü Ilıcak, Rachel Goshgarian, Kendi Kendine Ermenice, s. 220; Dikran Khantrouni, Mardiros Kuşakçıyan, Hayarene-Ankleren Arti Pararan, s. 181.

 

 

5 Çağdaş Ermeni Dili İzahlı Sözlüğü (Ermenice), Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bilimler Akademisi, HR. Acaryan Dil Enstitüsü, E.SSC.Bil. Akademisi Yayınları, Yerevan, 1974, 3.cilt, s.459 > mazgab (şive-lehçe): saçları bağlamaya yarayan kurdele-bağ. Türkiye Ermenileri mazgab sözcüğü için “saç bağı” karşılığını kullanmaktadırlar. Ermenicenin Batı lehçesinde mazgab (Büyük Ermeni harfleriyle: ՄԱԶԿԱՊ, küçük Ermeni harfleriyle: մազկապ) olarak yer alan bu sözcük, Doğu lehçesinde mazkap şeklinde telaffuz edilmekte olup, yine Klasik Ermenicede de mazkap olarak yer almaktadır. Doğu Ermenice için bkz. Hazırlayan: Dr. Birsen Karaca, Doğu Ermenice – Türkçe Sözlük, s.72 > mazkap: saç bandı; Robert Dankoff, Armenian Loanwords in Turkish (Türkçedeki Ermenice Alıntılar) (İngilizce) Wiesbaden:Harrassowitz, 1995, s.101, madde no: 475. Robert Dankoff, İngilizce olarak yayınlanan bu eserine aldığı mazkap sözcüğü için “hair kerchief” karşılığını vermiş ve bu sözcüğün Klasik Ermeniceye ait olup, “saç bağı” olarak Türkçeleşebileceğini onaylamıştır.

 

6 Mazgab’ın mezgeb olarak Türkçeleşme şekli ile ilgili Prof.Dr. Bilge Umar’ın şu açıklaması dikkate değerdir: “Yeni kültür, eski adları kendi diline ve fonetiğine uydururken, ses değişimleri belli ilkeleri izler. Türk ağzı ünlü seslerin kalınlarını inceltmeye eğilim göstermiştir. Örneğin; Ankyra yerine Engürü, Adramiti yerine Edremit, Akrokos yerine Eğrigöz, Adrianoupoli yerine Edirne, Maiandros yerine Menderes.” Bkz. Bilge Umar, Türkiye’deki Tarihsel Adlar: Türkiye’nin tarihsel coğrafyası ve tarihsel adları üzerine alfabetik düzende bir inceleme, İnkılâp Kitabevi Yayın Sanayi ve Tic.A.Ş., 2. Baskı, 1993, s.831. Dolayısıyla Batı Ermenice mazgab sözcüğünün, Türk ağzının, “ünlü seslerin kalınlarını inceltmeye gösterdiği eğilimden” ötürü mezgeb olarak Türkçeleştiği düşünülebilir.;  Mezgeb için bkz. 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530), s.163, 794, 801 > مزﮐب  (Mezgeb); Divriği Haritası: Rumi 1323 – Miladi 1907-1908. (İ.B.B. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, Atatürk Kitaplığı Harita Arşivi No: 1066) > مزﮐب (Mezgeb). Görüldüğü üzere Arap harfleriyle مزﮐب (mezkeb) şeklinde yazılan bu sözcük, mezgeb olarak okunmaktadır. Bunun nedeni ise şöyle açıklanabilir; “Osmanlı alfabesinde ki kef ك harfi, Arapça harflerden birisi olup, birden fazla ünsüzü göstermek üzere kullanılmıştır. Bunlar, ince sıradan olmak üzere k, g, ğ ve hem kalın ünlülü hem de ince ünlülü kelimelerde damaksı ñ ünsüzleridir. Başlangıçta g’yi k’den ayırmak için kimi metinlerde üç noktalı kef veya kâf-ı Farisî denilen bir harf گ kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde bu işaret gitgide daha az kullanılmış, harfin k veya g’den hangisini karşıladığının belirlenmesi cümlenin anlamına bağlı olarak okuyucuya bırakılmıştır. Son zamanlarda sözlük ve alfabe gibi özel amaçlı kitaplardaگ   harfinin kullanıldığı görülür. Bir kelimede ك  kef harfi varsa (başta: , ortada: , sonda: ) k, g, yumuşak ğ ve ñ (nazal n) olarak okunur. Yazarken de kendinden önce veya sonra ince sesli harf varsa k, g ve yumuşak ğ kef ك  ile, kendinden önce veya sonra kalın sesli harf varsa k harfi kaf ile, kalın g veya yumuşak ğ gayın ile yazılır.” Bkz. Hayati Develi, Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1, 3F Yayınevi, 10.Basım, İstanbul, 2006, s.65.; Dr. Yılmaz Kurt, Osmanlıca Dersleri I, Akçağ Yayınları, 3.Baskı, Ankara, 1996, s.2, 14, 20. Dolayısıyla, ancak مزگب şeklinde yazıldığında mezgeb olarak okunabilecek bu sözcük, yukarıdaki açılmalarda da görüleceği üzere üç noktalı kef veya kâf-ı Farisî denilen bir harf گ’in zaman içinde işaretinin daha az kullanılması ile olarak belirtilmesi sonucu مزﮐب  olarak yazılmıştır. Sözcüğün nasıl okunacağı ise okuyucuya bırakılmıştır. Ayrıca, yazarken kendinden önce veya sonra ince sesli harf bulunması durumunda ‘g’ harfinin kef ك  ile yazılması kuralı da مزﮐب  şeklindeki yazımı açıklamaktadır.

 

7 Prof. Dr. İsmet Miroğlu, Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1566) s.39, 67.; Tahir Sezen, Osmanlı Yer Adları (Alfabetik Sırayla), T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Yayın Nu:21, Ankara, 2006, s.393 >  ﻨزﮐب  (Nezgep) Kelimenin ayrıca belirtilmiş Arap harfli aslının nezgeb olduğu görülmektedir.

 

8 Buraya kadarki açıklamalar ışığında, kesin bir yargıya varıp, “nezgep sözcüğü Batı Ermenice mazgab’dan gelir.” diye bir ifade kullanmanın “bilimsel bakımdan makbul olmayacağını”, Türkiye’deki Tarihsel Adlar kitabının yazarı Prof.Dr. Bilge Umar şahsi yazışmalarımızda özellikle belirtmiştir. “Nezgep’in kökeninin Ermenice mazgab’a uzanması olasılığını güçlü” gören Umar, “Türkçe kökenli sözcüklerde bile kalın ünlüleri ince ünlüye çevirerek kullanmaya eğilimli (örneğin; Aydıncık’ı Edincik, buğday’ı böğdey diye) Türkmen ağzının bu özelliğinin söz konusu olasılığı desteklediği” görüşündedir. Umar, “Etimoloji konusunda ‘görünen köy kılavuz istemez’ demenin ne kadar yanlış olabileceğini gösteren nice örnekle karşılaştığını” belirterek, “köken konusunda şu anda hiç göremediğimiz başka bir bağlantının geçerli olması ihtimali için ‘hiç yoktur’ diyemeyeceğimizi de” ilave etmektedir. Prof. Umar, “köken konusunda kesin yargı belirtmenin, ancak diğer olasılıkların geçerli olamayacağının kanıtının olması durumunda caiz olacağını” ifade ederek, “örneğin; Kayseri’nin Roma egemenliğinden önce kullanılan adının Mazaka olduğunun belgesel kanıtına sahibiz (Strabon öyle anıyor); demek ki Kayseri adı ancak Roma egemenliği döneminde kullanılan Kaisareia’dan bozma olabilir ve bunu güvenle söyleyebiliriz. Ama böyle kanıtlı dayanaklı haller nadirattandır.” diyerek bu konuyla ilgili bilimsel yaklaşım tarzının nasıl olması gerektiğini ortaya koymuştur.

 

9  Hüseyin Kâzım Kadri, Türk Lûgati, Türk Dillerinin İştikakı ve Edebî Lûgatleri, Türk Dil Kurumu, İstanbul, 1945, 4.cilt, s.378 >  مزﮐب [mézghéb mezgep]: saç ağı. Kelimenin ayrıca belirtilmiş Arap harfli aslının mezgeb olduğu görülmektedir.; Hamit Zübeyr, İshak Refet, Anadilden Derlemeler, C.H.F.Neşriyatından, Ankara, 1932, s.278 > mezgab: kadınların giydikleri bir nevi takke, fes (Teke).

 

 

 

10 Osmanlı Türkçe’sinde mezgeb şeklinde yer alan bu sözcüğün günümüz Türkçe’sinde mezgep olarak yazılması ile ilgili Türkçe’nin şu tarihi gelişimi göz önünde tutulmalıdır:I. Tarihî Türkiye Türkçesi (Osmanlı Türkçesi):  a) Eski Osmanlı Türkçesi (Eski Anadolu Türkçesi) : 13. yüzyıldan 15. yüzyılın ortalarına kadar. b) Klâsik Osmanlı Türkçesi: 15. yüzyılın ortalarından 19. yüzyıla kadar. c) Yeni Osmanlı Türkçesi: Tanzimat döneminden 1908’e kadar. II. Yeni Türkiye Türkçesi (Bugünkü dilimiz): 1908’den günümüze kadar.” Bkz. Hayati Develi, Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1, s.11.; Mezgep şeklindeki yazımla alâkalı (günümüz) Türkçe dilbilgisinin bir kuralı olan, Türkçe sözcüklerin sonunda yumuşak b, c, d, g ünsüzleri yerine; sonsesleri sert ünsüze çevirme eğilimi nedeniyle, bunların sert karşılığı olan p, ç, t, k ünsüzlerinin bulunması kuralı da dikkate alınmalıdır. Bu durum batı kökenli sözcüklerin dışında, Türkçe’ye Arapça, Farsça ve diğer dillerden girmiş sözcükler için de geçerlidir. Örneğin; kitap <<I> kitab; kalıp <<I> kalib; inkılâp <<I> inkılab; hap <<I> habb; mezgep <<I> mazgab; muhtaç < muhtac;  ilaç <<I> ilac; murat < murad; cilt < cild; mevcut < mevcud; cenk < ceng; âhenk <<I> âheng. Bu tür sözcükler, ünlü ile başlayan bir ek alınca, sondaki sert ünsüzler (p, ç, t, k) kendi yumuşaklarına (b, c, d, ğ/g) dönüşür; buna ünsüz yumuşaması denir: kitap-kitabı, mezgep-mezgebi,  ilaç-ilacı, cilt-cildi, âhenk-âhengi gibi. Türkiye Türkçe’sinde ‘p’ ile biten 570 sözcükten 554’ü yabancı kökenlidir. Bkz. Süer Eker, Çağdaş Türk Dili, Grafiker Yayınları, 2.Basım, Ankara, 2003, s. 225, 226, 229; Ana Yazım Kılavuzu, Epsilon Yayıncılık, Hizmetleri Tic.San.Ltd.Şti., 25.Baskı, Ağustos, 2006, s.45; Muhittin Bilgin, Anlamdan Anlatıma Türkçemiz, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 2002, s.89; Mezgep için bkz. Hüseyin Kâzım Kadri, Türk Lûgati, Türk Dillerinin İştikakı ve Edebî Lûgatleri, 4.cilt, s.378 > mezgep: saç ağı; Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1977, IX.cilt, s.3176 > mezgep: bebeklerin ve çocuklarını emziren annelerin, elbiselerinin kirlenmemesi için boyunlarına takılan önlük. (Atlas-Sivrihisar:Eskişehir; Ankara); Yaşar Çağbayır, Orhun Yazıtlarından Günümüze Türkiye Türkçesinin Söz Varlığı, Ötüken Türkçe Sözlük, Ötüken Neşriyat A.Ş., İstanbul, 2007, 3. cilt, s.3191 > mezgep: Elbiselerinin kirlenmesini önlemek için bebeklerin ve emziren annelerin taktıkları önlük; Hasan Eren, Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, 2. Baskı, Ankara, 1999, s. 294 > mezgep [nezkep]; Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, Türk Dil Kurumu, İstanbul, 1942, 3.cilt, s.1057 > mezgep [kazbağı]: baştan geçme çocuk göğüslüğü. (Atlas-Sivrihisar:Eskişehir; Ankara); Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, Ankara, 1975, VIII.cilt, s.2711 > kazbağı [kazbaz]: çocuk önlüğü. (Isparta, Çankırı, Konya, Afyon, Niğde).

 

11 Robert Dankoff, Armenian Loanwords in Turkish , s.101, madde no: 475 > nezgeb (madde başlığı); Robert Dankoff, Evliya Çelebi Seyahatnamesi Okuma Sözlügü, Katkılarla İngilizceden Çeviren: Semih Tezcan, İstanbul, 2004, s.211.; Hamit Zübeyr, İshak Refet, Anadilden Derlemeler, s.288 > nezgeb [mezgab]

 

12 Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu. Bkz. www.tdk.org.tr

 

13 “Batı ve Doğu Ermeniceleri Eski Ermenice’den (Klasik Ermenice) gramer bakımından farklıdırlar. Bununla beraber Batı Ermenicesi diğer şivelerden telaffuzda ayrılır. Ermenice ‘g’ harfi Türkçe’de ‘k’ olarak telaffuz edilir: ahçik ‘kız’  < Erm. aġçig; avanak ‘sıpa’ < Erm. havanag;  beduk ‘çam ağacı sakızı’  < Erm. bdug; bızdık/bızdik ‘çocuk’  < Erm. bzdig, Eski Erm. < pztik; çermik ‘sıcak su kaynağı’ < Erm. çermug, Eski Erm. < cermuk;  akos/agos/hagas/hagos/hakos ‘saban izi’  < Erm. agos, Eski Erm. < akos; arastak/arasdak/arıstah/arıstak/arustak ‘tavan’ < Erm. Arasdaġ”; mezkep/nezkeb/nezkep ‘kadın başlığı’ < Erm. mazgab, Eski Erm. < mazkap. (Diğer örnekler Andreas Tietze’e aitken, bu örnek tarafımca eklenmiştir.) Andreas Tietze’e göre “bu telaffuz Eski Ermenice’ye benzediği halde kelimenin doğrudan Eski Ermenice’den geçtiği düşünülmemelidir.” Tietze, “bu kelimelerin Türkçe’de ünsüz sertleşmesine uğradıkları” kanaatindedir. Bkz. Andreas Tietze, Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı, s.6, 115, 129, 192, 227, 304, 333, 499; Ayrıca bkz. www.otw.co.at/otw/index.php/t/a/107.

 

14 Hasan Eren, Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, s.299.

 

15 Robert Dankoff, Evliya Çelebi Seyahatnamesi Okuma Sözlügü, s.211.

 

16 Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, 3.cilt, s.1078 > nezgep: 1. Takkeyi başa tutturmak için yanlarından takılıp çene altından geçirilen ve bağlanan bağ (Sinop) –  2. Kadın başlığı (Kumluca-Finike: Antalya; Manisa)

 

17 Hr. Acaryan, Hayeren Gawarakan Bararan, Tiflis, 1913, s.810 > nezkep, mezkep: “child’s bib” : çocuk önlüğü (Sivas). İstanbullu dilbilgini ve araştırmacı Prof. Hraçya Acaryan’ın bu eserinin Türkçe ismi Ermeni Şiveleri Sözlüğü’dür. Robert Dankoff’un Armenian Loanwords in Turkish isimli eserinde atfen yer alan (madde no: 475) bu kitaptaki birçok kelime, Dankoff’a göre “Türkçeden alıntıdır.” (s. 215). Acaryan’ın, Sivas’ta konuşulan Ermeniceden sözlüğüne dâhil ettiği nezkep ve mezkep sözcükleri de, Dankoff’a göre “Türkçeden alıntı olabilir. (< Tk. ?)”

 

18 Nezbek: 1. Göğüslük (Sivrihisar-Eskişehir) – 2. Bezden Yapılmış Kadın Başlığı (Güzelsu-Akseki: Antalya). Bkz. Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, 3.cilt, s.1078; Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, IX.cilt, s.3249; Hasan Eren, Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, s.299.

 

19 Sir James W. Redhouse, A Turkish and English Lexicon, (Türkçe-İngilizce Lûgat) Constantinople, 1890, s.2079 > ﻨزﮐﺐ   nezkeb: “A woman’s coif or kerchief”.

 

20 Redhouse Yeni Türkçe-İngilizce Sözlük, Redhouse Yayınevi, 12. Basım, Ekim 1991, s.884 > ﻨزﮐﺐ  nezkeb: (archaic=eski tâbir) “woman’s kerchief”.

 

21 XIII. Yüzyıldan Beri Türkiye Türkçesiyle Yazılmış Kitaplardan Toplanan Tanıklarıyle Tarama Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1969, IV.cilt, s.2851. Tarama Sözlüğü: “XIII. yüzyıldan günümüze kadar Türkiye Türkçesiyle yazılmış 227 eserden taranan ve bugün kullanılmayan ya da anlamı, şekli değişik olarak kullanılan Türkçe sözlerin sözlüğüdür.” Bkz. önsöz.; Düzenleyen: Cem Dilçin, Yeni Tarama Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1983, s.157.

 

22 aşar Çağbayır, Orhun Yazıtlarından Günümüze Türkiye Türkçesinin Söz Varlığı, Ötüken Türkçe Sözlük, 4. cilt, s.3539.

 

23 D. Mehmet Doğan, Doğan Büyük Türkçe Sözlük, Pınar Yayınları, 2.Basım, İstanbul, Eylül 2005, s.989.

 

24 Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, IX. cilt, s.3249.

 

25 Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük. Bkz. www.tdk.gov.tr. Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te daha önceden yer almayan nezgep madde başlığı talebim üzerine ilave edilmiştir.

 

26 Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, IX. cilt, s.3249; Hamit Zübeyr, İshak Refet, Anadilden Derlemeler, s.278, 288; Konya-Derebucak, Sinop-Ayancık, Antalya-Gündoğmuş, Antalya-Akseki-Güzelsu Köyü ve Sinop-Türkeli-Gaziler Köyü için bkz. İnternet.

 

27 Nezkeb için bkz. XIII. Yüzyıldan Beri Türkiye Türkçesiyle Yazılmış Kitaplardan Toplanan Tanıklarıyle Tarama Sözlüğü, IV.cilt, s.2851-2852 ve Kaynak Eserler Listesi. Tarama Sözlüğü’nde madde başlığı ve tarandığı eserdeki aslının Latin harfleriyle yazımı her ne kadar nezkep şeklinde olsa da, kelimenin ayrıca belirtilmiş Arap harfli aslının ﻨزﮐﺐ (nezkeb) olduğu görülmektedir. Bu konuyla ilgili görüşlerine başvurduğum Türk Dil Kurumu vermiş olduğu yanıtta, “nezgep sözünü Latin harfleriyle yazarken ‘nezgep’ biçiminde, Arap harflerini (tarandığı eserdeki şeklini) temel aldığınızda ise ‘nezkeb’ biçiminde yazmanız uygundur” diyerek konuyu açıklığa kavuşturmuştur.

 

28 Hazırlayanlar: Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, 1.Kitap, Yapı Kredi Yayınları, 1.Baskı, İstanbul, Şubat 2006, s.340.

 

29 BURSA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 2.cilt, s.6. (XV.yüzyıl) ŞER’İYYE SİCİLLERİ: Osmanlı İmparatorluğunun son çağlarına kadar devam eden ve bugünkü hukuk mahkemeleri yerinde olan Şer’iyye mahkemelerinin gördüğü davalara ait tutanaklarla hüccet, berat, ferman... suretleri ve mahkemece el konulan miras eşyasının yazıldığı ana defterler, kütüklerdir.

 

30 BURSA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 5.cilt, s.59. (XV.yüzyıl)

 

31 BURSA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 9.cilt, s.44. (XV.yüzyıl)

 

32 LÛGAT-i Nİ’METULLAH, s.386. (XVI. yüzyıl) LÛGAT-i Nİ’METULLAH: 1561 (969)’de İstanbul’da ölen Nakşibendî şeyhlerinden Sofya’lı Ni’metullah Efendi’nin 1540 (947) yılında düzenlediği Farsça’dan Türkçe’ye sözlüktür.

 

33 EDİRNE ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 4.yaprak, s.2. (XVI. yüzyıl)

 

34 ANKARA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 2.cilt, s.1129. (XVI. yüzyıl) 

 

35 ANKARA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 5.cilt, s.86. (XVI. yüzyıl)

 

36 ANKARA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, s.478. (XVI. yüzyıl)

 

37 ANKARA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 3.cilt, s.246. (XVI. yüzyıl)

 

38 LÛGAT-i Nİ’METULLAH, s.340. (XVI. yüzyıl)

 

39 ŞAMİL-ül-LÛGA, s.82. (XVI. yüzyıl) ŞAMİL-ül-LÛGA: 1540 (947) yılında memleketinde ölen değerli bilgin Afyonkarahisar’lı Hasan bin Hüseyin İmadüddin’in 1505 (911)’te büyük bir himmetle düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür.

 

40 ŞAMİL-ül-LÛGA,  s.454. (XVI. yüzyıl)

 

41 CÂMİ-ül-FÜRS, 79.yaprak, s.1. (XVI. yüzyıl) CÂMİ-ül-FÜRS: İnegöl’lü Mustafa bin Mehmet bin Yusuf’un Farsçadan Türkçeye düzenlediği sözlüktür.

 

42 Et-TUHFET-üs-SENİYYE, 168.yaprak, s.1. (XVI. yüzyıl) Et-TUHFET-üs-SENİYYE: Amasya’lı Deşişî Mehmet Ef.’nin 1580 (988)  yılında Mısır Beylerbeyi Hasan Paşa adına düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür. Asıl adı “Et-Tuhfet-üs-Seniyye ilâ Hazret-il-Haseniyye”dir.

 

43  Et-TUHFET-üs-SENİYYE, 168.yaprak, s.1. (XVI. yüzyıl)

 

44  ANKARA ŞER’İYYE SİCİLLERİ, 6.cilt, s.396. (XVI. yüzyıl)

 

45  AKS-el-İREB, s.454. (XVII-XVIII. yüzyıllar) AKS-el-İREB: XII. yüzyılda yaşamış olan büyük Türk bilgini Zemahşeri’nin Mukaddimet-ül-Edeb adıyle yazdığı Arapçadan Farsçaya sözlüğün, Aydın’lı İshak-Hocası Ahmet Ef. tarafından yapılan Türkçe çevirisidir.

 

46  KAMUS TERCÜMESİ, 2.cilt, s.849. (XVIII-XIX. yüzyıllar) KAMUS TERCÜMESİ: XIV-XV. yüzyıl bilginlerinden Mecdüddin Firuzâbâdî’nin telif ettiği meşhur Arapça Kamus’un Antep’li Ahmet Asım tarafından yapılan Türkçe çevirisidir.

 

47  KAMUS TERCÜMESİ, 2.cilt, s.849. (XVIII-XIX. yüzyıllar)

 

48  Buraya kadarki açıklamalar, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Yüksel ŞAHİN’in şahsi yazışmalarımızda aktardığı bilgilerdir.

 

49 H. Ayla Şentürk. (2003) Sinop Ayancık Göynek Yakaları Üzerindeki El İşlemelerinin Turistik Eşyaya Uygulanmasına İlişkin Öğretim Programının Hazırlanması ve Etkililiğinin Saptanması, s. 53. (Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). bkz. www.sinop.gov.tr/ElSanat/elSanatlari.asp; Turan Gökmenoğlu, Sinop ve İlçeleri Ayancık Rehberi, Usta Matbaacı Yayını, İstanbul, 1989; Hayati Tahsin YILMAZ, Abana Belgeseli, www.abanagazetesi.com bkz. www.burctaslari.com/ayancik.htm;  Ayrıca bkz. www.sinop.gov.tr/ayancik.asp?islem=kultur

 

50 Bu paragraf ile Bolu yöresinin “po” isimli örtüsü hakkındaki açıklamalar, Araştırmacı-yazar Sabiha TANSUĞ’un, şahsi yazışmalarımızda aktardığı bilgilerdir.

 

51 Antalya - Azize Kahraman Halk Eğitim Merkezi. Bkz. www.antalyahem.com/arastirma/giysi.asp

 

52 Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, IX.cilt, s.3249.

 

KAYNAKÇA :

Ansiklopediler ve Kitaplar

 

387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri (937/1530), T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 36, Ankara, 1997.

 

Acaryan, Hr.; Hayeren Gawarakan Bararan, Tiflis, 1913.

 

Ana Yazım Kılavuzu, Epsilon Yayıncılık, Hizmetleri Tic.San.Ltd.Şti., 25.Baskı, Ağustos, 2006.

 

AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi, Ana Yayıncılık ve Sanat Ürünlerini Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve

Encyclopaedia Britannica, Inc., Yapım ve Baskı: Hürriyet Ofset Matbaacılık ve Gazetecilik A.Ş., İstanbul,

R. Oldenbourg Graphische Betriebe, Münih, 1994, 11. cilt.

 

Bilgin, Muhittin; Anlamdan Anlatıma Türkçemiz, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 2002.

 

Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Librairie Larousse, Interpress Basın ve Yayıncılık A.Ş.,

Baskı: Milliyet Gazetecilik A.Ş., 8.cilt.

 

Çağbayır, Yaşar; Orhun Yazıtlarından Günümüze Türkiye Türkçesinin Söz Varlığı, Ötüken Türkçe Sözlük,

Ötüken Neşriyat A.Ş., İstanbul, 2007, 3. ve 4. Cilt.

 

Çağdaş Ermeni Dili İzahlı Sözlüğü, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bilimler Akademisi,

HR. Acaryan Dil Enstitüsü, E.SSC.Bil.Akademisi Yayınları, Yerevan, 1974, 3. Cilt.

 

Dankoff, Robert/Kahraman, Seyit Ali/Dağlı, Yücel (Hazırlayanlar); Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, 1.Kitap,

Yapı Kredi Yayınları, 1.Baskı, İstanbul, Şubat 2006.

 

Dankoff, Robert; Armenian Loanwords in Turkish, Wiesbaden:Harrassowitz, 1995.

 

Dankoff, Robert; Evliya Çelebi Seyahatnamesi Okuma Sözlügü, Katkılarla İngilizceden Çeviren: Semih Tezcan, İstanbul, 2004.

 

Develi, Hayati; Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1, 3F Yayınevi, 10.Basım, İstanbul, 2006.

 

Dilçin, Cem (Düzenleyen); Yeni Tarama Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1983.

 

Doğan, D. Mehmet; Doğan Büyük Türkçe Sözlük, Pınar Yayınları, 2.Basım, İstanbul, Eylül 2005.

 

Eker, Süer; Çağdaş Türk Dili, Grafiker Yayınları, 2.Basım, Ankara, 2003.

 

Eren, Hasan; Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü, 2. Baskı, Ankara, 1999.

 

Gökmenoğlu, Turan; Sinop ve İlçeleri Ayancık Rehberi, Usta Matbaacı Yayını, İstanbul, 1989.

 

Ilıcak, H.Şükrü/Goshgarian, Rachel; Kendi Kendine Ermenice, Ermeni Patrikliği Yayınları, İstanbul, 2006.

 

Kadri, Hüseyin Kâzım; Türk Lûgati, Türk Dillerinin İştikakı ve Edebî Lûgatleri, Türk Dil Kurumu, İstanbul, 1945, 4. Cilt.

 

Karaca, Birsen (Dr.) (Hazırlayan);  Doğu Ermenice – Türkçe Sözlük, Ankara, 2001.

 

Khantrouni, Dikran/Kuşakçıyan, Mardiros; Hayarene-Ankleren Arti Pararan, Beyrut, 1970.

 

Köylerimiz, 1 Mart 1968 gününe kadar, T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Ankara, 1968.

 

Kurt, Yılmaz (Dr.); Osmanlıca Dersleri I, Akçağ Yayınları, 3.Baskı, Ankara, 1996.

 

Meydan Larousse Büyük Lûgat ve Ansiklopedi, Meydan Yayınevi, Meydan Gazetecilik ve Neşriyat Ltd.Şti., İstanbul, 1971, 4. cilt.

 

Miroğlu, İsmet (Prof.Dr.); Kemah Sancağı ve Erzincan Kazası (1520-1566), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1990.

 

Redhouse, Sir James W.; A Turkish and English Lexicon, Constantinople, 1890.

 

Redhouse Yeni Türkçe-İngilizce Sözlük, Redhouse Yayınevi, 12. Basım, Ekim 1991.

Sezen, Tahir; Osmanlı Yer Adları (Alfabetik Sırayla), T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Yayın Nu:21,

Ankara, 2006.

 

Tietze, Andreas; Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı, Simurg Kitapçılık, Yayıncılık ve Dağıtım Ltd.Şti.,

1.Baskı, İstanbul, 2002, 1. Cilt.

 

Tuğlacı, Pars (Dr.); Ermeni Edebiyatından Seçkiler, Cem Yayınevi, İstanbul, 1992.

 

Türkiye Mülkî İdare Bölümleri, Belediyeler Köyler, 1 Kasım 1985 durumu, T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü,

Genel Yayın No:408.

 

Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1975, VIII. Cilt, 1977,  IX. Cilt.

 

Türkiyede Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, Türk Dil Kurumu, İstanbul, 1942, 3. Cilt.

 

Umar, Bilge; Türkiye’deki Tarihsel Adlar: Türkiye’nin tarihsel coğrafyası ve tarihsel adları üzerine alfabetik düzende

bir inceleme, İnkılâp Kitabevi Yayın Sanayi ve Tic.A.Ş., 2. Baskı, 1993.

 

XIII. Yüzyıldan Beri Türkiye Türkçesiyle Yazılmış Kitaplardan Toplanan Tanıklarıyle Tarama Sözlüğü,

Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1969, IV. Cilt.

 

Zübeyr, Hamit/Refet, İshak;  Anadilden Derlemeler, C.H.F.Neşriyatından, Ankara, 1932.

 

Tez

 

Şentürk, H. Ayla (2003); Sinop Ayancık Göynek Yakaları Üzerindeki El İşlemelerinin Turistik Eşyaya Uygulanmasına İlişkin Öğretim Programının Hazırlanması ve Etkililiğinin Saptanması (Gazi Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi)

 

Harita

 

Divriği Haritası: Rumi 1323 – Miladi 1907-1908. (İ.B.B. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, Atatürk Kitaplığı

Harita Arşivi No: 1066).

 

İnternet web siteleri

 

www.antalyahem.com

www.burctaslari.com

www.otw.co.at

www.sinop.gov.tr

www.tdk.gov.tr

 

Teşekkür :

           

Bu araştırmama sağladıkları değerli katkılarından ötürü, ayrı ayrı;

 

T.C. ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU, Türk Dil Kurumu Başkanlığı’na,

Prof.Dr. Robert DANKOFF’a (A.B.D. Chicago Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri & Medeniyetleri, Türk ve İslam

                                                  Araştırmaları Emekli Öğretim Üyesi),

Prof.Dr. Bilge UMAR’a (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Kamu Hukuku Bölümü Başkanı),

H. Ayla ŞENTÜRK’e (Selçuk Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi, El Sanatları Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi)

Turan GÖKMENOĞLU’na (Doğal Taşlar Araştırmacısı-Yazar),

Sabiha TANSUĞ’a (Araştırmacı-Yazar)

Yrd.Doç.Dr.Yüksel ŞAHİN’e (Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü Öğretim 

                                                  Üyesi)

Sarkis SEROPYAN’a (Agos Gazetesi Ermenice Editörü) teşekkürlerimi sunarım.

 

ÂDEM YILDIZER

ademyildizer@mynet.com

 

 

 

 

Bu haber toplam 2651 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA