• İstanbul26 °C
  • Erzincan19 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tarla Ve Ekimi
22 Şubat 2011 Salı 00:00

Tarla Ve Ekimi

TARLADAN SOFRAYA BUGDAY                                      &nbs

TARLADAN SOFRAYA BUGDAY

                                         

TARLANIN TANIMI

        

Akraba ve komşu arazilerini birbirinden, ayıran bir sınır çeşidi olarak bilinen tump ile sınırları belirlenmiş. Evleklere ayrılmış ekime uygun arazi parçasına. TARLA denir.

         Toprakla buğdayın buluşmasına buğday tohumunun tarlaya ekilmesiyle başlanır. Tabidir ki önce ekilecek alanın yani tarlanın ekime hazırlanması gerekmektedir bu işte.

Birçok evreden oluşmaktadır bu buluşma. İlk önce ekilecek tarlanın nadasla (nadas toprağın bir yıl ekilmeyerek dinlendirilmesi ) dinlendirilmiş olmasına, HERK edilmesine özen gösterilir. Ekilmeden önceki o yıl ekime hazırlanacak tarlaların bulunduğu bölgeler köylünün ortak kararıyla genellikle (KIR TARLALAR) örneğin güneydeki veya kuzeydeki, doğudaki batı tarafındaki tarlalar her sene bir veya iki bölge ekilmek üzere ikiye veya ihtiyaca göre üçe bölünür. Çünkü arazinin bir kısmı malın davarın otlaması için mera olarak ayrılması zorunludur. Yani her hane tarlam var diye özellikle kır arazide kendi isteğine göre bağımsız ekim yapamaz. Sulama suyunun ulaşamadığı susuz bölgelerdeki ekim alanlarına; KIR tarla denir.

Genellikle köylerimizde sulama suyu sıkıntısı olduğundan her köy kendi su yasasını koyar ya günü birlik ya da arazinin dönüm büyüklüğüne göre komşular arasında saatlik nöbetler ayarlanır. Nöbetle saatle sulanabilen araziye de sulu EKENEK denir. Sulu araziler genellikle köyün içi ve yakın çevresinde olur ve buralar şahsi bireysel ekilebilir. Ekime ayrılan kır tarlaların o yılın ekilme zamanında HERNÜK etmişse yani Eylül Ekim aylarında bol yağmur yağmış toprak yumuşamışsa tarlalar sürülüp güzlükler ekilir. Hernük etmemiş ise tohum ekme işi bahara kalır. Nadasa bırakılan arazi genelde hasattan yani ürün alınıp arpa veya buğday, fiğ, tahıl otu gibi hububat, biçilip harman ayından sonra yapılan ilk sürülmesine HERK ekim öncesi sürülmesine ise İKİLEME denir. Kır tarlalar havaların durumuna göre hernük zamanı güzden ekilir. Ekilecek tohumun ((buğdayın) cinsinin çeşitleri vardır. Ekileceği araziye göre belirlenerek tohumun seçimi yapılır ona göre güzlük veya yazlık olarak ekilir. Tohumların; GÜZLÜK, HEZERİK, KIRİK, KIRMIZI, MALATYA, MARKESİ, TOPBAŞ, GİVRİGİ, HEZERİK, KARAKILÇIK şeklinde çeşitleri vardır.

Buğday çeşitlerinin kendilerine has özellikleri vardır. Hangi cinsten iyi unluk  (ekmeklik), hangi cinsten bulgurluk, gendimelik, gavurgalık olur dersek eğer; MARKESİ, TOPBAŞ, HEZERİK cinsi buğdayların. Unundan çok güzel beyaz ekmek ve leblebi gibi kavurga, DİVRİGİDEN gendüme (çorbalık), HEZERİK ve KARAKILÇIK cinsinden çok güzel bulgur yapıldığını deneyimli dede ve nenelerimizden hep duyarız.

 Buğdayın kalitesini verimini teknik olarak anlayamayız ama yüz yıllardır geleneksel olarak yapıla gelmiş organik tarımla uğraşmış atalarımızın deneyim ve tecrübelerinden uygulamalarından kolayca anlamak mümkündür. Öyle ki hiç okuma yazması olmayan bir ninemiz hiç gurbet görmemiş teknolojiden habersiz teknoloji olarak yalnız radyoyu görmüş, askerlik dışında memleketten ayrılmamış, köyünde yaşamış bir dedemiz günümüz ziraat mühendislerine taş çıkarttıracak bilgi ve deneyime sahiptir. Bu nedenle yeni jenerasyonun yaşayan büyüklerimizden bu bilgileri masal gibi de olsa dinleyip geçmişi hakkında bilgilenmesi gerekir.

Uzun ve çok zor yorucu meşakkatli bir süreçtir tarım. Çift sürme, tohum ekme, ekin biçme, düven sürme, harman çıkarma, unluk etme, bulgur dövme, yarma çekme,  hamur yoğurmak, hamur dökmek, hamur açmak, tandır yakıp, ekmek pişirmek,  eski zamanlarda insanlarımızın bütün mesaisinin çoğunu alırdı bu işler. Şimdiki tabirle insanlar 7/24 ayaktaydılar.

 

TOHUMUN TARLAYA EKİLMESİ

 

Tarlanın sürülüp ekilmesi öküz, manda, beygir, eşek, katır gibi kuvvetli hayvanlar kullanılarak ve KARASABAN, KOTAN, PULLUK ile yapılırdı. Bazı fakir haneler tek öküz beslediğinden çaresizlikten öküzün yanına eşek veya iri yapılı kuvvetli inek bile koşarlardı. Veyahut tek öküzü olan bir komşuyla bir nevi imece usulü olan öküzünü ödünç isteme yöntemine başvurulurdu. Köyden uzak büyük kır tarlalarda veya mezralarda komşuyla akrabayla anlaşarak iki çift üç çift öküz koşularak işlerin çabuk bitmesi sağlanırdı. Sulu tarlaların sürülmesinde beygir veya katırlar da koşulur ve demir pulluk kullanılırdı. 

Sulu tarlaya yazlık tohumlar; mayıs ayı başı, nisan ayı sonuna kadar ekilir. Kır tarlaların sürülmesi ve ekilmesi; HERNÜK etme yağışların durumuna göre genel olarak son baharda ekilir. Tarlaya tohum serpilmeden önce HERK edilmiş (sürülmüş) tarla önce karasabanla evleklere bölünür, tarlanın dönümüne, büyüklüğüne göre iki evlek den başlar on evleğe kadar çıkardı. Halk deyimiyle bir GODİKLİK beş TENEKELİK gibi tabirler kullanılarak tarlanın büyüklüğü ifade edilebilirdi.

(TENEKE, GODİK, ÇİNİK URUP tahıl ölçeği olarak kullanılan ÖLÇÜ gereçleridir)

KARASABAN, KOTAN PULLUK hayvanların koşum takımlarıyla çifte koşularak çektiği tarla sürme gereçleridir.

KARASABAN bir çift öküzün koşulduğu bir araçtır. KOTAN karasabandan daha büyüktür iki çift öküz koşularak kullanılır. PULLUK; genelde beygir, katır ve manda koşularak kullanılır. Çiftçi ailesinde büyük, küçük, erkek, kadın, gözetilmeksizin her ferde mutlaka yapabileceği bir görev verilirdi. Tohum ekilecek tarlaya çiftçi gitmeden önceden içi tohumluk buğday dolu olan çuval içine tohum önlüğü de konularak evin kızı veya gelini tarafından sırtta taşınarak tumba bırakılır. Çiftçi hayvana yüklediği saban, boyunduruk, tapan, massa gibi çift koşum takımlarını tarlaya getirirken evin erkek çocuğu da çifti sürecek kişinin talimatına göre belirlenmiş vakitte otlatmakta olduğu öküzleri tarlaya getirir.  İlk önce gelen sonra gelecekleri tarlada bekler herkes tarlada toplanınca çiftçi koşar öküzleri sabana. Öküzler çifte alışıncaya kadar evin gelini veya kızı öküzlerin önünde birkaç ARGOS gider gelir. Sonra çekilir tarladan başka işin ucundan tutmaya gider. Çocukla çiftçi kalır tarlada.

Çiftçi tarlanın evleklerini açar sonra beline tohum önlüğünü bağlar, evlekleri yapılan tarlaya tohumu ekmeye başlar. Bu iş tecrübe gerektiren meziyet yetenek isteyen bir işlemdir. Çünkü tohum sulu tarla ve kır tarlaya aynı ölçeklerde ekilmez. Çiftçi evleği göz kararı iki eşit parçaya ayırır tumptan başlar ekmeye, avuç dolusu buğdayı kolunu açabileceği son noktaya kadar gerdikten sonra sol omuz hizasını geçecek şekilde savurur. Elini çok hassas biçimde ayarlar ki serptiği tohumlar başparmak ile işaret parmağı U şekline getirir ki tohumlar o parmaklara çarparak nizami biçimde dağılabilsin. Ekim işinin ölçüsü olmamakla beraber öküzün ayak izine düşen buğday tane sayısı kısmen baz alınır. Misal kır tarlada ize düşen buğday tane sayısı  6 - 8 tane ise normal sayılır. Sulu tarlada bu sayı on 10- 15 tane ise ekim iyi yapılmış demektir. Çiftçi ektiği evleği tarlanın öbür başına kadar bir bölümüne tohum serper dönüşte öbür bölümüne serperek ekim işine devam eder bir evleklik bölümü ekmiş olur.

Çiftçi havanın bozuk olması veya başka bir işe gitme durumuna göre ekim yapar. Bir evleklik bölümü ekmiş olan çiftçi; eğer hava bozuk ise işi erteleyecekse, ektiği evleği önceden çifte koşulu olan öküzler vasıtasıyla sürer. Kuşlar tohumu yemesin diye tohumun toprağa karışmasını sağlamak için sabanın demirli ucunu tapanın deliğine takar tapanın üzerine de çocuğu bindirir ve sürülü tarlayı tapanla iyice düzelterek tarlayı dümdüz eder ve o günlük işini paydos eder. Sürüp ekme işi günlerce de devam edebilir.

SULAMA EVLEGİ; sulu tarlaların sulanabilmesi için tapanlanmış tarlaya yaklaşık 4 metre aralıklarla sulama harkı açılır. Tarla en alt evlekten başlanarak GAVARLAMA (yastıklama) sistemiyle sulanır. Suyun önü kesilerek yön değiştirilmesine GEVAR denir.

 

KARA SABAN, KOTAN, PULLUK GİBİ GEREÇLERİN YAPIMI PARÇALARI VE KULLANIMASI

 

1-  Saban ve Kotanın Parçaları:

 

A)  OK: Yaklaşık 15x15 ebatlarında takribi 3metre uzunluğunda sağlam ve hafif ağaçtan seçilir. Boyunduruğa bağlanacak tarafına ucuna yakın yerde dört delik açılır. Bu deliklere korzovul deliği denir. Halka vasıtasıyla sabanı boyunduruğa sabitler ve delik aralıkları sabanın toprağın daha derin veya daha sığdan sürülmesini ayarlar.

 

B) EYENK: Çok sert ağaçtan kayısı ağacı, kiraz ağacı, meşe gibi ağaçlar seçilerek yapılır. Dayanıklı ağaç seçilmesinin nedeni toprakla teması sırasında aşınmaması içindir. Bu cins ağaçların kayganlık özelliği vardır. Sabanın kılıç ve tutak delikleri vasıtasıyla okla birleşen arka kısmından tuğla sabitleştirilerek, saban demirinin takılıp toprağa saplanan çok önemli bir parçasıdır

 

C) TUTAK: Sağlam sert ağaçların budaksız yerinden seçilir. Sabanın okla eyenkin birleştiği yerde bir deliğe sokularak kılıcın hemen arkasında yer alır. Görevi sabana kumanda etmek toprağın içinde kök veya taşa takılan sabanı geri çıkarmaktır. Bir nevi direksiyon işlevi görür.

 

D) KILIÇ: Sabanın okuyla eyengini birbirine bağlayan parçasıdır. Ağaç veyahut demir olan çeşitleri vardır. Ağaç olan kılıç ok ile eyenğe bir delik açılarak bir delikte kılıcın okun üzerine gelecek ucuna açılarak toprağa gelen ucu kalınca tutularak çakılır. Okun üzerindeki deliğe de bızdik denen yuvarlak sert ağaçtan yapılmış parça çakılarak iki ana parça birleştirilmiş olur. Demir kılıç cıvata şeklinde dişli ve somunludur.

 

E) BIZDİK: Kılıç deliğine takılarak ok ile eyengin sabitleşmesinde kullanılan ağaçtan yapılmış bir parçadır.

 

F) TUĞ: Sabanın okla eyenğinin arka uç noktasını da oyulmuş kertiğe geçirilerek sabitleştirip sağlamlaştıran demirden yapılmış oval biçimde bir çemberdir.

 

G) SABAN DEMİRİ: eyengin ucuna takılan toprağa girecek kısmı sivri. Eyenğe takılacak yeri özel olarak yuva yapılır. Çeşitli ağırlık ve ebatta olanları vardır. Toprağa saplanarak tarlanın sürülmesini sağlayan bir gereçtir.

 

2-Boyunduruk ve Parçaları:

 

A) BOYUNDURUK: 10x10.ebatlarında yaklaşık3metre uzunluğunda hafif olma özelliğine haiz ağaçlardan yapılır. Ortasında ve uçlara yakın iki başına korzövül ve samıların geçmesi için dörder delik açılarak yapılır.

 

B) SAMILAR: (zelve) Yaklaşık 60 cm boyunda üsten yarıya kadar kalın yarıdan aşağısı ince sert ve dayanıklı yaş ağaçlardan seçilip ısıtılarak ince uçlarına yakın yerlerinden ipin kayıp çıkmaması için çentiklenerek bir ucu yere bir ucu duvara yarım ay biçiminde  sıkıştırılarak yapılır.

 

C) SAMI BAĞI: Keçi kılından örülerek yapılan bir ip çeşididir.

 

D) HALKA: Yaş kiraz veyahut dişbudak ağacından ısıtılıp yuvarlak hale getirilerek yapılır. Kayışa ve sabanın okuna korzövülle sabitlenerek boyundurukla sabanı birleştirir).

 

E) KAYIŞ: Manda ve öküz derisinden elde edilir. Hayvanın derisi (GÖN) en uzun ucu baz alınarak yaklaşık 30 cm genişliğinde parçalar halinde kesilerek gön denen parçalar ayranla un karışımı ile yapılmış SEPİ denen Gön;  bu karışımın içinde 10 gün bekletilerek sepilenir yani tüyleri kazınır içine kuyruk yağı konularak uzunlamasına rulo yapılıp tavana bağlanarak alt ucuna ağırlık bağlanıp, iki ile beş ay gibi uzun bir süre güneşte bırakılarak içindeki yağın eriyerek derinin katlarının birbirine yapışıp derinin yumuşaması sağlanarak yapılır. Halka ile sabanın okunu boyunduruğa birleştiren parçadır.

 

F) KORZOVUL: Dayanıklı sert ağaçtan üsten aşağı inceltilerek yapılır boyundurukla sabanı birleştirir.

 

3- TAPAN: Yaklaşık 20x35 cm ebatlarında yaklaşık3 metre uzunluğunda ortasında saban demirinin gireceği büyüklükte bir delik bulunur. Ekilmiş tarlayı düzeltmeye ve tohumu toprağa karıştırmaya yarar

 

4- MASSA (üvendire): 2 metrelik hafif ağaç çeşidinden seçilerek bir ucuna başı koparılmış, ince bir çivi çakılarak bir ucuna da harnövüç denilen bir tarafı yassı arkası yuva biçiminde yapılmış demir gereç takılarak yapılır. Öküzleri kontrol etmek ve sabanın eyenğine yapışan toprağı kazımakta kullanılır. KOTAN sabana oranla daha büyüktür. Oku daha uzundur eyengi daha büyük ve hacimlidir. İki adet boyunduruk kullanılır, iki çift öküz veya bir çift manda koşularak tarla sürülür.

Devamı :

 

 

Hazırlayan:

Mehmet Özkan

14.01.2011

İstanbul

Kaynak Kişiler :

Nadide Özkan, Nebahat Özkan, Nusret Tuncer ( Parmakkaya Köyünden )

Yayına Hazırlayan:

Ercan Babacan

Resim Arşiv:

 

Dr. Yılmaz Cebecioğlu, Ercan Babacan, Celal Abbas Nas, Faruk Küçüktaş

 

 

 

Bu haber toplam 10247 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA