• İstanbul15 °C
  • Erzincan3 °C

Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nidayi Sevim / www.kemahlilar.com

Taş taş değil bağrındır taş senin…

07 Kasım 2015 Cumartesi 22:15

sak.jpg

Sadaka Taşlarını korumak bu milletin görevi...
 
Dedelerimiz, “Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek” düsturuna denk düşen, iffet ve utancından dolayı fakirliğini gizleyenler, onur ve vakarından dolayı ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için, eşine tarihte rastlanmayan, gayet zarif bir yardım yolu geliştirdi. Bunun adına “Sadaka Taşları” diyoruz. İyilik yapmanın en zarif yöntemlerinden biri belki de ilki olan sadaka taşları, Türkmenistan Aşgabat’ta “İhtiyaçgâh” olarak biliniyor. Konya Obruk Gölü’nün kıyısında bulunan Selçuklu Kervansarayı’nın yakınındaki caminin duvarında yer alan niş, halk tarafından “Hayrat deliği” olarak anılmaktadır. Kayseri, Şeyh Yahya Efendi Türbesi ile doğusundaki Ulu Camii’nin müşterek avlusunda bulunan sadaka taşına Yahyalılar “Hacet yeri” demektedirler. Bunların dışında Sadaka taşları, “zekât taşı”, “zekât kuyusu”, “ihsan kapısı” , “fukara taşı” gibi isimlerle de anılmaktadır.
 
2009 yılına kadar Süheyl Ünver, Ahmet Yüksel Özemre, Beynun Akyavaş, Abdülkadir Abdülkadiroğlu, Hasan Özönder gibi büyüklerimiz tarafından makalelerinde, kitaplarında yer verilen ve şifahi olarak anlatılan sadaka taşlarını kitap haline getirmek bu fakire nasip oldu. 2009 yılından bugüne kadar sadaka taşları ruhunun kültür dünyamızda yeniden hayat bulması yönünde pek çok girişim yapıldı. Çok güzel gelişmeler oldu. Kısaca bunlara değinmeye çalışalım.
 
Bize erdemli insan olma yolunda ilham veriyorlar sadaka taşları... 
 
2010 Yılında Vakıflar Genel Müdürlü tarafından onbinlerce basılıp Türkiye Sathına dağıtılan 12 yapraklı duvar takviminin 2 sayfası sadaka taşlarına ayrıldı. Hakkı Acun’un hazırladığı TDV İslam Ansiklopedisi, taş maddesinde kayıtlara geçti. Yine aynı yıl “Sadakataşı Derneği” isimli bir yardım derneği kuruldu. 2014 yılında Lise öğrencileri tarafından TÜBİTAK Sosyal Bilimler proje yarışmasında incelenerek Türkiye ikinciliği ödülüne layık görüldü. Paşabahçe Cam Sanayi, kültür ürünleri arasında sadaka taşı objesi yaparak satışa sundu. TDK Sözlüğünde: “Genellikle cami vb. yerlerde ihtiyaç sahiplerinin alabilmeleri için para vb.nin bırakıldığı özel yer” açıklaması ile yerini aldı. Kim 500 milyon ister isimli TV yarışma programında soru maddesi olarak ekranlarda boy gösterdi. O kadar ilgi çekici bulundu ki Seda Sayan bile soluğu Sümbül Sinan Efendi Dergâhı civarında bulunan sadaka taşlarının yanında aldı. Haklarında yazılan onlarca makaleden ve haberden bahsetmiyorum bile. Ve belgeseller…
 
Sadaka taşları bugün fonksiyonelliğini kaybetseler de günümüze kadar ulaşmayı başaranları Bize erdemli insan olma yolunda ilham vererek ışık saçmaya devam ediyorlar. Sadaka taşları, ceddimiz Osmanlı’nın kaybolmaya yüz tutmuş şeref belgeleri, onur abideleridir. Yardımı sayarak değil, saçarak yapan dedelerimizin iyilik düşüncesinin taşa işlenmiş fazilet abideleri hakkında ne yazılsa ne yapılsa azdır diye düşünüyoruz.
 
Kimi göz göre göre yok oldu, kimi de öyle mahzun duruyor... 
 
Peki, bu kültür varlıklarımızı koruyabiliyor muyuz? Elbette ki hayır! 2009 yılında İstanbul civarında tespit edebildiğimiz otuz’a yakın sadaka taşı vardı. Maalesef bu sadaka taşlarının da bir kısmı gözlerimizin önünde yok oldu gitti. Bir kısmı da korkarım yakında tarih olacak. Ancak kitap sahifeleri arasında bulabileceğiz onları. Dilerseniz bunlara hatırladığım kadarıyla birkaç örnek verelim.
 
1-Perşembe Pazarı, Arapcami önünde bulunan üç sadaka taşından biri birkaç yıl önce yenileme çalışmaları sırasında su basmanlarının yüksek tutulması sebebiyle beton altında kaldı.
 
2-Karaköy, Kemenkeş Kara Mustafa Cami önünde ortadan ikiye bölünmüş olarak minarenin önünde duruyordu. Çevre çalışmaları sırasında sanırım moloz diye çöpe atıldı. Şimdi yerinde yeller esiyor.
 
3- Koca Mustafa Paşa’da Cerrah Paşa Tıp Fakültesi Hastanesi karşısında Elhac Ahmet Paşa Sıbyan Mektebi önünde yere yatmış vaziyette idi. Mekan bir derneğe tahsis edildi. Yenileme çalışmaları yapılırken talepte bulunmamıza rağmen sanırım inşaat alanının altında kaldı. Üzerine duvar örülmüş olabilir. Ortalıkta görünmüyor.
 
4-Eyüpsultan Kaşgari Dergâhı civarında vaktiyle iki tane yan yana duran sadaka taşı vardı. Zaman içerisinde birinin üzerine yeni mezar yapıldı ve yaklaşık bir metre toprak altında kaldı. Diğerinin ise sadece ucu görünüyor.
 
5-Süleymaniye caminin önünde birkaç tane vardı. Yenileme çalışmalarından sonra bir tanesi kalmış. O da yerde yatar vaziyette. Ne olduğu bilinmediği için yakında bir yerlere fırlatılır sanırım. Zikrettiğimiz bu beş sadaka taşının resimleri sadaka taşları isimli çalışmamızda mevcuttur.
 
6-Karagümrük, Atik Ali Paşa cami yakınında tesadüf eseri gördüğüm sadaka taşı ise molozların içerisinde idi. Önder Soy hocamızın gayretleri ve Fatih müftülüğünün marifetiyle bereket versin cami ihata duvarının içerisine alabildik.
 
7- Zeytinburnu, Merkezefendi civarında yine tesadüf eseri rastladığım ve muhtemelen yakında hafriyat diye atılacak olan sadaka taşını belediyeye müracaat ederek korumaya aldırabildik…
 
Bunlar tabi bizim tesbit ve takip ettiklerimiz. Deryada damla misali. Kim bilir daha ne vaziyette olanları vardır. Mesela Mevlanakapı, Şeyhülkurra Hacı Evliya Mehmed Efendi Camii avlusunda mahzun mahzun duran Sadaka taşı gibi...
 
Sadaka Taşlarının içler acısı halini görünce Osman Sarı’nın şu dizeleri aklıma gelir:
“Taş taş değil bağrındır taş senin / Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin”
 
Parıltıları hala sönmeyen yüksek bir medeniyetin inceliğini asaletini dünümüzden günümüze yansıtan sadaka taşları bu ilgisizliği hak etmiyor. Haklarında pek çok yazı yazılan ve milletimizin geçmişiyle tekrar yüzleşmesine vesile olan bu abidelerimiz için ilgili kurumları göreve davet ediyoruz…
 
 
Not: Bu yazımız dunyabizim.com sitesinde de yayımlanmıştır...
 

 

Bu yazı toplam 855 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA