• İstanbul21 °C
  • Erzincan28 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TAŞDİBİ KİLİSESİ
07 Kasım 2005 Pazartesi 00:00

TAŞDİBİ KİLİSESİ

Kemah ilçesinin kuzeyinde Fırat’ın öte kıyısında, küçük mağara semtindedir.Bölgede bulunan kiliselerin en eskisidir.Bu kilise Hırıstiyanlığın ilk yayılma devrelerinde büyük bir kaya

Kemah ilçesinin kuzeyinde Fırat’ın öte kıyısında, küçük mağara semtindedir.Bölgede bulunan kiliselerin en eskisidir.Bu kilise Hırıstiyanlığın ilk yayılma devrelerinde büyük bir kaya içine, oyulmak suretiyle yapılmıştır.Hristiyanlık’ın ilk dönemlerinde,Aya Thekala’nın yaptırdığı sanılmaktadır.

Vasl tarihinin 3.cildinin,114. sayfasında bu kilise hakkında şu bilgiler verilmektedir: “Ani (Darana-Kemaghe) Halkı Hırıstiyanlığı kabul etmiş fakat Roma İmparatorluğunun Şark konsülü TRAJAN,Pephrice-Abric-Nicopolis (Divriği), Akn (Eğin), Aziris-Eriza (Erzincan),Derxene (Tercan), Bağajaristan (Pekeriç), Carana- Arzen- Arx Romanorum - Thedoslopolis (Erzurum), Patriği PAGNANİS’u Anı- Paran’a (Kemah’a) getirilerek diri diri toğrağa gömülmüştür. Bu sırada Saul PAVLOS’un öğrencilerinden Aya Thekla isminde, 30 yaşlarında biri Anı-Doran’a (Kemah) gelerek kalenin karşı yamaçlarında, sarp bir kaya içerisinde;halkın da yardımı ile bir ayin yeri yapmış ve dini telkine başlamış. Bu devirde yani, 5.Yüzyılda Anı_Dorana (Kemah) bir ziyaretgah olmuştur. Arzen (Erzurum)’un eski ilahesi Atheneus’un yerini alan bu zatın sığındığı mağaranın ön kısmında sonradan, mihrabın üzeri taştan olmak üzere yarım kubbe örülmüş, çatı balık sırtI biçiminde,bina gayet güzel şekilde işlenerek güzel bir şekle sokulmuş. Bu kilise orta çağın sonlarında yıkılmış ise de Ermeniler tarafından tamir edilmiştir. Bu bölge ise ancak I. Kostantin zamanında Hırıstiyanların hakimiyetine girmiştir.

İşte Vals tarihinin konu ettiği bu kilisenin kalıntıları günümüzde hala ayakta kalabilmiş,fakat artık bugün yıkılmaya yüz tutmuş durumdadır.Nüfusçu Faruk Küçüktaş’ın rehberliğinde,Hakim Mehmet Bey’le 15 tane yüzyılı yaşamış, Fırat’ın koynunda onun çağıltısını dinleyen,kiliseye geldiğimizde,mabet çok harab olmuş durumdaydı. Kubbelerin büyük bölümü yıkılmış,duvarlar ise hala sağlamdı.Kilisenin duvarında Melek-Meryemana ve İsa tasvirleri onca zamana ramen hala belliydi.Üstünün çökmesinden dolayı açıkta kaldığı için o da silinmeye ve dökülmeye başalamış.Faruk,önceden resimlerin net ve açık olduğunu,kilisenin kapıları ve pencerelerinin bile yerinde olduğunu söyledi.Ancak kilise biraz da definecilerin acımasız balyozlarının gadrine uğramış.Yer hareketleriyle de kilisenin bedeni kaya kitlesinden ayrılmış ve bugün yarın aşağıya yuvarlanacak gibi duruyor.

Mazallah’da duran kilisenin kubbesinin üstünden ana kayanın içerisindeki mağaraya “Şehadet” getirerek çıktık.Üst mağarada bölmeler arasındaki geçit kapıları sökülmüş.Duvarlarda yabancı bir alfebeyle yazılmış yazı ve işaretler vardı.Üst mağaranın içinden aşağıya doğru inilen merdivenli bir yol varmış.Fakat mağaranın üstünden düşen taşlar yolu kapatmış.

Yediden yetmişe her Kemah’lının söylediği “Kaleden inilip,Fırat’ın altından geçilen yol” işte bu kiliseye çıkıyormuş.Hakikaten karşıdan kale ve kilise birlikte bakılınca bilinmeyen bir duygu ve nedenle insanın “Neden olmasın” diyesi geliyor.Kilisenin yan taraflarındaki kayalarda sayısız yazı ve işaretler var bize meçhul.Faruk,bu dik kayanın bir ağlama duvarı olabileceği ve bu yazıların ona ilişkin olabileceği yorumunu yaptı.Kilisenin hemen yanında dibte kırılmış bir mezar lahitinin içinde insan kemikleri vardı.Bir mabed mistizmini hala koruyan ve “Cennet’den bir damla nasipli” Fırat’la çağlarboyu kardeş olan bu kiliseyi koynundaki esrarlarıyla ve kadim tarihiyle beraber Zaman’a emanet edip,ayrılıyoruz.

Kaynak: Kemah Kaymakamlığı

Bu haber toplam 957 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA