• İstanbul16 °C
  • Erzincan12 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yusuf Ziya Ademhan ve Kemah
25 Ocak 2011 Salı 00:00

Yusuf Ziya Ademhan ve Kemah

Erzincan’ın yetiştirmiş olduğu değerlerden, bölgemizi karış karış dolaşarak fotoğraflayan ve Kemah’ı dış dünyaya resmeden güzel insan doğa aşığı Yusuf Ziya Ademhan ile Hasan Uzunkaya’nın

Erzincan’ın yetiştirmiş olduğu değerlerden, bölgemizi karış karış dolaşarak fotoğraflayan ve Kemah’ı dış dünyaya resmeden güzel insan doğa aşığı Yusuf Ziya Ademhan ile Hasan Uzunkaya’nın 1985 yılında yapmış oldukları röportajın özetini istifadelerinize sunar, rahmetli Yusuf Ziya Ademhan’a bölgemiz adına vefa duygusu ile saygılarımızı sunarız.

 

Tam 30 yıl !.. Bir insan ömründe gençlik çağı. Dahası en verimli çağı.. Evet, otuz yıl boyunca yaz demeden, kış demeden, yağmur demeden, kar demeden, dağ demeden taş demeden Kemah ve Köylerini adım adım gezen Yusuf Ziya Ademhan’dan bahsediyorum.

Bazen Munzur dağları’nın en yüksek doruklarında koyunları güden çobanlara, bazen tarlada çift suren çiftçiye, bazen de tenha ve kuytu yerlerde rastlarsın ona..

Hep yüklenmiştir makineleri dolaşıp durur. Bazen bir şeyler kaybetmiş arıyor sanırsınız, bazen bunun ne işi var buralarda aklını mı kaybetmiş, arıyor. Kısacası deli dersiniz.

O aslında ne delidir, Ne divane. O sadece Doğa hastasıdır. Aynı yeri yüzlerce objektifiyle tespit etmiştir. Ama her seferinde beğenmeyip bir yenisi, bir yenisi derken sadece Kemah civarından onbinlerce dia çekmiştir.

Bunu yaşamayan bilemez.. Hayatta her şey para için yapılmaz, bazen idea uğruna bir servet harcanır. Bazen bir ömür. Ademhan da bunlardan biridir işte..

Gazetemiz Dostluk’un Cağaloğlu’ndaki merkezinden fotoğraf üstadı Ademhan ile yaptığım söyleşide o eski Ademhan’dan artık eser kalmamış, koskoca hırçın, geçit vermeyen Munzur dağlarını aşan Ademhan; 3. kattaki Dostluk’a gelirken nefes nefese kalıyordu. Ama horoz ölür gözü çöplükte kalırmış. Gene onun gözü Munzur Dağlarının karlı doruklarında, çağlayan derelerin yataklarında dahası insana huzur veren, soğuk suların, temiz havanın bol olduğu doğa harikası kadersiz memlekette...

Karşılıklı oturup sorulu cevaplı sohbetimiz sırasında geçmişe yanı doğaya olan sevgisinin onu o karlı doruklara tırmandığı anı yaşarcasına zaman zaman heyecanlanıp ses tonunu yükseltiyordu. Bazen de zafer kazanmış komutan edası ile güleç ve mutluluk çizgileri çiziyordu.

 

-         Kemah’la ilk karşılaştığın an neler hissettiğini anlatır mısın?

 

Tanasur vadisiyle ilk karşılaştığım an; milyarlar, trilyonlar kıymetinde defineler, madenler bulmuş olan bir kimse ne kadar sevinebilir ve ne tür duygulara kapılabilir, onun bin misli daha fazla bir sevinç duyabilmiştim.

 

-         Bu mücadelede ne gibi zorlukların oldu?

 

Tabiat aşkı uğruna yaz-kış tek başıma ıssız dağlarda 30 yıllık maceralı uğraşım boyunca birçok kez hayatımdan ümidimi kestiğim anlar ve olaylar olmuştur ki bunların en önemlilerinden biriside Munzur dağlarında Karagöl gurubuna giderken Kemah sınırı içindeki Uruğ çukurunda olmuştur.

 

- Kemah ile diğer yöreleri kıyaslar mısın?

30 yıl güneşin doğuşuyla başlayıp, akşam batmasıyla sona eren, sırtımda on onbeş kilo ağırlığındaki 8 makinemle Anadolu gezilerimde Kemah’a bağlı Eriç İstasyonu, Çakşur tren istasyonu, buradaki yıkık asma köprü karşı sahilinde Şikâr deresinden Boğaziçi Vaslı köyüne ve oradan tekrar gerisin geri Eriç istasyonuna dönmüş olduğum ve sabah 6 da Kemah’tan aç karnına yola çıkıp Trenle Eric’e gidip hemen yola devam etmek suretiyle ve akşam ancak saat: 21 de yarı baygın vaziyette Erice dönüp Oradan da tren ile zar zor Kemah a dönüşüm olmuştur. O müthiş yorgunluğumu bugüne kadar hala unutamam.

 

-         Kemah'ı bu kadar çok sevmenizin nedenini merak ediyorum. Bu Kemah tutkunuzdan bahseder misiniz?

 

Benim Kemah'a olan sevgimi, daha doğrusu aşkımı eğer siz Kemahlı hemşerilerimiz dostlarımız tam olarak keşfedebildiniz, anlayabildinizse ne mutlu bana.. Sizin bu sorunuzdan ben şimdi bu anlamı çıkarıyor ve çok memnun oluyorum.

Ben Kemah'a aşığım güzel olduğu için aşığım. Güzel olan her yere ve her şeye aşığım.. Cennet Türkiye’mizin hemen hemen her tarafı birbirinden güzel. Ben ülkemin, yurdumun her köşesine. aşığım, kara sevdalıyım. Ama, tabii bazı bölgelerin, köşelerin daha derin etkisi altındayım. O derece güzel yerlerimiz var ki görünce şok geçiriyor insan. Kemah da görünce çarpılıp şoke olduğum bir değil birçok yerler var...

 

-         Efendim, öğrenebilir miyim? Oraları, o şoke olduğunuz yerleri.. Sizce Kemah'ın en güzel köşeleri nerelerdir?

 

Abartmacılık yapmak istemem, riyakârlığa da hiç gelemem, en çok nefret ettiğim, hatta kızdığım şeydir. Ama her şeyin hakkımda vermek isterim. Tabii Kemah ve Kemah yöresinin de doğa güzelliği bakımından hakkını vermek isterim.. Mesele budur, konu budur, gerçek budur.. Kemah ve yöresi ne kadar derseniz o kadar güzeldir. Ama hele bazı köşeleri var ki, oralar büsbütün doğa harikası güzel bir yerler. O güzellik insanı çıldırtıyor.

 

-         Bir tarihte Kemah'tan Tan'a oradan Eski-bağlar ve Dedek köylerine uğrayıp fotoğraflarını çektim. O arada seni anımsadım. Olayın hiçte kolay olmadığını orada kavradım ve bu konudaki çalışmalarınla seni takdir ettim?

 

Munzur dağlarının zirvelerine filmim biter, içime hüzün çöker, çarnaçar İstanbul'a döner, kasap hemşeriden, bakkal hemşeriden, eşten dostan borç bulur, birkaç makara film alır tekrar, Munzur dağlarına Fırat kıyılarına koşar bıraktığım noktadan devam ederim. Hemen gene film biter, ağlamaklı bir üzüntüyle gene Ankara-İstanbul'a koşar gene borç harç bir kaç makara film tedarik eder, bıraktığım noktadan devam ederken gene dahası bu sefer sadece film değil, maalesef artık mevsim de biterdi. Ve bu mücadele gelecek yıl aynı ayda aynı yerde başlardı... Bu maceralı mücadelem sırasında yeniden borç harç şeklinde dahi tedarik edebilme imkânım da olamaz, ara sıra da can dostum kardeşim Sıtkı Fırat’dan bir kaç makara film ödünç alır ve onları da biraz gecikmeli de olsa iade ederdim.

Bu mücadele uğruna Ankara Çankaya da çok kıymetli bir dairemi ve Antalya'nın Kaş ilçesinde bir kaç parsel arsamı da sattığım halde bu yoldaki çalışmalarımı ve masraflarıma bir merhem olmadı. Belki içinde olmayanlar, bilemez, tahmin edemez ama, uzaktan yakından ilgisi olanlar bilirler ki bizlerin yapmakta olduğu bu işler milyonlar, milyarlar yatırım isteyen bir uğraştır.. .

 

- Evet, Sevgili okurlarımız. Olur mu? Olmaz mı bilmem ama şu bir gerçek ki Ademhan'ın bu yolda verdiği mücadeleyi başka bir işte verseydi her halde şimdi köşeyi dönmüştü.

 

Ademhan'ın niyeti köşe dönmek değil, o sadece ve sadece bir hobi uğruna değil servet, bir ömür harcamış. Bu durum onu artık dağı taşı kıskanır hale getirmiş haksız da değil, başlarken de dediğimiz gibi tam 30 yılını vermiş.

 

Elinde fotoğraf makinesi önünde alabildiğine hırçın Munzur Dağları ve doğa hayranı Yusuf Ziya Ademhan,

Ama değil bir 30 yıl, kim bilir daha nice 30 yıllar gerekecek, Kemah yöresinin doğal güzelliklerini, çözmek ve gözler önüne sermek için.

 

Kaynak : Dostluk Gazetesi 1985

Röportajın Özetidir.

 

Bu haber toplam 1848 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Kemahlilar | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : kemahlilar@gmail.com | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA